Haziranda hazine nakit dengesi 11.1 milyar, faiz dışı denge 7.7 milyar lira açık verdi

6.07.2019

 Hazine ve Maliye Bakanlığı, haziran ayına ilişkin nakit gerçekleşmelerini açıkladı. Eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı İbrahim Turhan konuya ilişkin yorumunda “Ekonominin temel sorunları konusunda ne yazık ki hiçbir anlamlı ve sürdürülebilir çözüm sağlanmış olmadığını kabul etmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hazinenin nakit gelirleri 56 milyar 772 milyon lira olarak açıklanırken, özelleştirme ve fon gelirleri de 1 milyar 260 milyon lira olarak hesaplandı.

Hazine nakit giderleri ise 69 milyar 47 milyon lira oldu. Nakit giderlerin 64 milyar 507 milyon liralık kısmını faiz dışı giderler, 4 milyar 540 milyon liralık kısmını ise faiz ödemeleri oluşturdu.

Böylece, söz konusu ayda Hazine  11 milyar 16 milyon lira açık verdi.

Bu dönemde  de 7 milyar 736 milyon lira açık verdi.

Geçen ay devirli-garantili borç geri dönüşü 66 milyon lira oldu. TMSF’den aktarımlar ise 5 milyon lira olarak gerçekleşti.

Haziranda kur farklarından kaynaklanan azalış 262 milyon lira olarak hesaplandı, kasa/banka net hesabı ise 788 milyon lira azaldı.

Hazine açığını geçen yıla oranla kıyaslayan eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Ibrahim M. Turhan, 2018 yılı ilk 6 ayında ₺9,7 milyar açık veren bütçe faiz dışı dengesinin 30,1 milyar lira açığa; geçen yıl 38,3 milyar lira açık veren bütçe nakit dengesinin ise ₺77,9 milyar açığa yükseldiğini söyledi. Faiz ödemelerinin bir yılda %55 artış kaydettiğini ifade eden Turhan, “Ekonominin temel sorunları konusunda ne yazık ki hiçbir anlamlı ve sürdürülebilir çözüm sağlanmış olmadığını kabul etmek gerekiyor” yorumunda bulundu.

Son dönemde finansal piyasalarda görülen ılıman seyri Amerikan Merkez Bankası (Fed) ile Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası kararlarına bağlayan Turhan şöyle devam etti:

Bankacılık sektörünün sorunlu alacakları ve buna bağlı kredi mekanizmasında aksaklık, iktisadî faaliyette daralmanın sürmesine yol açıyor.

Kamu maliyesindeki bozulma, buna bağlı olarak ödünç verilebilir fonlar üzerindeki malî baskınlık, zaten yetersiz olan yurtiçi tasarrufların özel sektöre aktarılmasını zorlaştırıyor, maliyet baskısı oluşturuyor. Vergi gelirleri ağırlıklı olarak tüketim üzerinden sağlanıyor.

Bütçe giderlerinin esnekliği çok az. Bu iki etken ise kamu maliyesinde düzelme olasılığını azaltıyor.

Bankacılık sektörünün sorunlu alacakları sorununun nasıl çözümleneceği konusunda hâlâ somut bir plan olmaması ekonomide belirsizliği artırıyor. Gayrimenkul fiyatları artmıyor.

İktisadî faaliyetteki daralmaya, borç azaltma sürecine ve gayrimenkul sektöründeki durgunluğa rağmen enflasyon hâlâ çok yüksek.

Ekonomi politikalarında karar alma sürecinin rasyonelleşmesi, kurumsal kapasitelerin iyileşmesi alanında somut bir ilerleme kaydedilmiş değil.

Bütün umudumuz, içinde bulunduğumuz yalancı bahar havasını sağlayan küresel likidite koşullarındaki gevşeme. Açıkça söylemek gerekirse; finansal piyasalarda gördüğümüz ılıman seyri kendi yaptıklarımıza değil Fed ve ECB’nin para politikası kararlarına ilişkin beklentiye borçluyuz.

Albayrak: Türkiye artık üzerinden para kazanılacak bir ülke değil

Merkez bankacılığı deneyimine ve bakış açısına sahip olmayan, siyasal duyarlılığı daha yüksek Christine Lagarde’ın ECB başkanlığı gerçekleşirse euronun gevşek seyredeceği konusunda tereddüt olmaz.

Ancak Fed konusunda piyasaların olmasını istedikleri senaryoyu tekrar ede ede bunun gerçekleşeceğine kendilerini inandırdığını, pozisyonlarına aşık olduklarını, Fed’in beklendiği kadar gevşemesini gerektirecek bir durum olmadığını, beklentilerin abartılı olduğunu söylüyordum.

Ben Temmuz’da bir indirim olacağını düşünmüyorum. 3 ay içinde çok zayıf veriler gelmezse (ki olasığını düşük görüyorum) Eylül’de FOMC’de indirim tartışılır, muhtemelen Powell Aralık’ta bir faiz indirimi yapılması şeklinde bir uzlaşma sağlar.

İndirimin Eylül’de yapılması da mümkün

Sonuç olarak Fed’in gevşeyeceğine güvenerek oluşturulacak fiyatlamaların da bu varsayımla uygulanacak politikaların da çok riskli olduğunu hatırlatalım.

Ensesi kalın olanlar, kendi işini kendi yapanlardır. El atına binen tez iner.