MUSTAFA YURTSEVER: TKP’nin SÖZLÜ TARİH ANLATIMINDA KENDİ HİKAYEM - 5.Bölüm

4.2.2019

 1992 Yılında Türk Harb İş Sendikasının Kocaeli Şubesi Genel Kurulundaki Konuşma Metnim

Sayın Divan,Sayın konuklar ve Sayın basın emekçileri ; Tersane işçilerinin güvenini kazanmış 8.dönem kongremizi oluşturan sevgili delege arkadaşlarım , hepinizi yürekten selamlıyorum, Kongremize Hoşgeldiniz.

Dünyamız hızlı bir değişim yaşıyor.Bu değişimin etkileri ekonomide, kültürel yapıda, toplumsal olaylarda sürekli bir yenilenmeyi yaşıyor. Ülkemizde bu değişimden ve yenilenmeden sürekli etkileniyor. Bugün ülkemizin en temel sorunu demokrasidir.Demokratik bir rejime ulaşma sorunudur.Ülkemizde bütün kurum ve kurullarıyla işleyen bir demokrasinin var olduğu iddiası ANAP ve 12 eylülcülerin dışında hiçbir politik güç tarafından kabul edilmiyor. Sendikalar,meslek örgütleri,demokratik dernekler kendi sorunları ile ve istemlerinden yola çıkarak ülkede demokrasinin olmadığını,temel görevin demokrasiyi kazanmak olduğu gerçeğine varmış bulunuyorlar.

Geçtiğimiz dönemde egemen güçlerin sendikaları etkisizleştirme,zayıf ve güçsüz örgütler haline getirme,işçileri sendikadan soğutma,örgütsüz bırakma politikası önemli yaralar almıştır.Uygulanan baskı ve teröre rağmen sendikalar önemli direnişler,grevler, eylemler gerçekleştirdiler. Yığınsal eylemler hükümeti ve onun izlediği ekonomik-sosyal politikasına yönelmiştir.Bu niteliği ile sendikal hareketler bu günkü rejime ve onun hükümetine karşı toplumsal muhalefetin önemli güçlerinden birini oluşturdu.Bundan dolayı ülkemizde demokrasi,iş,ekmek ve hürriyetlerin kazanılmasında ve korunmasında sendikaların rolü büyüktür .Eğer bugün sendikal mücadelenin önündeki sorunların çözümünü doğru tespit edersek,demokrasi mücadelesinde önemli bir role sahip olan sendikalari gerçek amaçlarına yönlendirmiş oluruz arkadaşlar!

Sendikal çalışmalarımız nasıl olmalıdır? Sendikal mücadele alanı sınıf mücadelesinin temel ve dolaysız alanlarından biridir.12 Eylül rejiminin ilk olarak sendikaları ve öncü işçileri hedef almasının ve sendikal hareketleri ciddi bir biçimde geriletmeye yönelik bir eylem planı ile hazırlıklı hareket etmesinin sebebi budur.Askeri yönetim ve 12 Eylül’ü sürdürenlerin girişimleri sendikaları ve hareketin bütününü esas olarak iki yönde sarstı.Birincisi sendikal hak ve özgürlükler tırpanlanarak işçi hareketinin kazanımları geri alındı.Mücadele olanak alanları sınırlandırıldı.İkincisi yürütülen ideolojik ve psikolojik saldırıların da etkisiyle özellikle Türk-İş yönetimi sürekli biçimde uzlaşmacı ve pasif tavır almayı yeğledi.

Değerli dostlarım; artık geriye bakmanın anlamı yok,çünkü ne denirse densin çok yönlü etkileriyle bir 12 Eylül yaşanmış ve eskisinden daha farklı bir durum ortaya çıkmıştır, öte yandan da geçmiş deneyimlerimizi de yenilememiz gereken,aşmamız gereken geliştirmemiz gereken kimi eksik yanlarımızda bütünsel deney hazinemizle birlikte bu güne aktarılmıştır.Bir diğer noktada güncel gelişimlerin, örneğin; bilimsel ve teknik ilerlemenin işçi sınıfı üzerinde yaptığı ve giderek daha çok yapacağı etkiler.Bunun sendikal hareketin gündeminde yer alması gerektiği olgusudur.

Bugün artık öğretmenlerin, memurların sendikalaşması fikir üretmesi somut bir eylem konumu düzeyine yükselmiştir. 22-23 ve 24 Eylül tarihlerinde Ankara da toplanmış bulunan çalışanlar kurultayı bunun somut bir örneğidir. İzninize sığınarak toplanmış bulunan çalışanlar kurultayına kongre salonumuzdan selamımı ve başarı dileklerimi sunuyorum.Bugün çağdaş sendikacılık anlayışının temeli işçi ,emekçi yığınlarını seferber etmeye katılımlarını yükseltmeye dayanmalıdır.Bize göre sendikaların toplumsal muhalefetin en belirleyici kolu olabilmesi en başta buna bağlıdır delege arkadaşlarım..

Günün öne çıkan sorunu demokrasidir. Toplumsal ve politik yaşamın bütün alanlarında demokratikleşme nasıl sağlanacak,kazanılmış ve kazanılacak olan demokratik gelişim nasıl korunup sağlamlaştırılacaktır. Bu sorunlar gelecek sendikal hareketin gündeminde mutlaka yer almalıdır. Herşeyden önce sendikalar üyelerine demokratik katılım ve insiyatif bilincini kazandırmak için çaba harcamak,onun araçlarını yaratmak,var olanları destekleyip güçlendirmek ödeviyle karşı karşıyadırlar.Üyelerin toplumsal yaşama aktif olarak katılma olanaklarını çoğaltmak toplumsal eylemliliğini geliştirmek için sendikalara önemli görevler düşüyor.Bu görevleri iki ana grupta toplayabiliriz:

1.Sendikaların iç yapılarının en ileri demokratik işleyişine kavuşması

2.Tüm sendikaların demokrasi için mücadeleye ve demokratik yapılanmaya aktif birer unsur olarak katılımı.

Bu görevleri yerine getirebilmemiz için sendikal çalışmalarda nelere dikkat etmeliyiz.Sendika içi demokratikleşmenin noktası şube-şube tabanın birleşik iradesinin en etkin biçimde üst yönetimlere yansımasıdır.Tabanın söz ve karar sahibi olması tüm kararların alınması ve uygulanması sürecinde kollektif bir biçimde var gücüyle etkin bir dinamizimle katılmasının sağlanmasıdır.Bu amaçla sendika yönetimlerinin her önemli eylem öncesinde olabildiğince çok sayıda işçinin görüşlerine başvuracağı,onlarin fikri ve önerilerini alacağı mekanizmaların oluşturulması yönünde ısrarla çaba harcanmasıdır.Böylece bir yandan demokratik işleyiş dolaysız bir niteliğe bürünürken , sendikal yaşamda kollektif çalışma düzeyi yükselecek içeriği de buna bağlı olarak zenginleşecektir. Sendikaların önünde hızla çözülmesi gereken bir sorunda sendikal birliktir. Sendikal birlik konusunda değişik ve zengin yaklaşımlar geliştirmek zorundayız.Sendikal birliğin tek bir sendika örgütünde bütün sendikaların bir araya gelebileceği bir konfederasyon ile gerçekleşebileceğini söylemekle yetinilmez.

Bu hedefi yaşama geçirebilmek için şimdiden adım adım somut platformlar temelinde birliği örneğe başlamak zorundayız.Bunun için çok çeşitli araçlara ve yöntemlere başvurabilir.Önemli olan tek bir biçime tarihsel olarak oluşmuş tek bir olguya takılıp kalmamaktır.Ne geçmişi daha önce yaşanmış deneyleri aynen yenilemeye, ne de geçmişte o günün koşulları içinde gerçekleşmiş adımları oluşumları inkara yada değerini küçültmeye çalışmanın bir yararı yoktur. İşçi sınıfının ortaya çıkışından bu güne kadar biriktirdiği bunca deneyim zenginliğinden yaratıcı biçimde yararlanarak günün koşullarına uygun ve dönemin yeniliklerini yakalayabilen bir anlayışla birliğin fiilen gerçekleşmesinin yolunu adım adım döşemeyi hedeflememiz gerekiyor.

Sendikalar politik görüş ayrılığına bakmaksızın birbirinden ayrı farklı çeşitli görüşte insanların bir arada bulunabileceği işçi örgütleridir.Sendikanın temel,belirleyici niteliği en geniş işçi kitlesinin birlik ve mücadele örgütü olmasıdır.O halde işçilerin birliği hertürlü politik farklılığın önüne geçmelidir.

Değerli Dostlarım,

Konuşmamda ana hatlarıyla çerçevesini çizmeye çalıştığım sendikal anlayışın bugünkü sendikal çalışmalarımıza ışık tutmasını arzuluyorum. Bu inançla kongremizin ülkemizdeki demokrasinin kazanılması sürecine ,sendikal birlik ve sendikal demokrasiye ve işçilerin birliğine katkı sağlayacağı inancıyla kongremize başarılar dilerim.

Bu Konuşma Metninin Hazırlanmasında Emeği Geçen Gölcük Tersanesi Parti Komitesi ve TBKP’nin Kocaeli İl Başkanı Mehmet Ali Alçınkaya’ya Saygılarımı Sunarım..

MUSTAFA YURTSEVER