Tezkere’nin sürprizi: Saadet Partisi’nde neler yaşandı?

3.01.2020

 Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Libya tezkere görüşmelerine Saadet Partisi damgasını vurdu.

Ne olmuştu?

Saadet Partisi, tezkere görüşmelerine saatler kala yazılı bir açıklama yaptı. Sabah 10:00 sularında yapılan açıklamanın anahtar kelimeleri şöyleydi:

“Birleşmiş Milletler nezdinde tanınan, Libya’nın meşru hükümeti olan Ulusal Mutabakat Hükümeti ile yaptığı “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması” anlaşmasını önemli buluyor ve destekliyoruz.”

O mutabakat bir süre önce TBMM Dışişleri Komisyonunda görüşülmüş ve mutabakatın kabul edilmesinin ardından Meclis’e tezkerenin geleceği öngörülmüştü. Daha Komisyon görüşmelerinde CHP ve HDP net tavrını koyarak, tepki göstermiş ve şerh yazılarında Türkiye, “Libya’daki savaşa taraf olamaz” demişlerdi.

Kısacası o yazılı açıklamada geçen bu net “destek” ifadesinin sadece mutabakata yönelik olmadığı, tezkereye de bir destek niteliğinde olduğu tahmin ediliyordu. Ancak açıklamada, sadece mutabakata destek sunulması, Ankara’da “utangaç destek” olarak yorumlandı.

Aslında Saadet Partisi’nin tezkereye yönelik “evet” tavrı sürpriz değil. Zira Saadet Partisi bunu daha önce de açık açık dile getirdi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, her hafta Çarşamba günü olağan basın toplantısı yapıyor ve gündemi değerlendiriyor. 19 Aralık’ta yaptığı haftalık olağan basın toplantısında da “hükümetimizin bu meşru hükümetin arkasında durmasını isabetli bir karar olarak görüyorum” demişti.

İşte partinin bu tavrı nedeniyle, Pazartesi günü Ana Muhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “hayır turları” kapsamında ilk durağı da Saadet Partisi olmuştu.

Ama ne dediyse Saadet Partisi’ni bu tavrından geri adım attıramadı;

Saadet Partisi tezkere görüşmelerinin başlamasından 4 saat önce destek açıklaması yaptı.

O açıklamaya ilk tepki de Parti’nin iki milletvekilinden biri olan Cihangir İslam’dan geldi. İslam, sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak, Genel Kurul çalışmalarına katılmayacağını açıkladı.

Edindiğim bilgiye göre, Saadet’te ateşi yakan ilk kor da buradan sıçradı.

Hem özellikle ana akım medyada Saadet Partisi’nin açıklamasının manşetlere çıkarılması hem de İslam’ın sosyal medya mesajı üzerine, partinin il başkanları harekete geçti.

“Biz bu tezkereye ‘evet’ diyemeyiz.”

Diyenlerin sayısı oldukça fazlaydı.

İl Başkanlarının telefonları ve whatsapp gruplarındaki hareketlilik, parti kadrolarına ardından da yetkili kurullara yansıdı.

Saadet’te tezkere görüşmelerine saatler kala canlı bir “evet/hayır” tartışması yaşandı.

Son kararı Saadet Partisi adına Meclis görüşmelerine katılan Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman aldı.

Kararı, tezkereye “hayır” demek yönündeydi.

Kürsüye çıkmadan önce Genel Başkan Temel Karamollaoğlu’nu aradı.

Bir görüş alışverişinden daha çok bir bildirim niteliğindeydi bu telefon konuşması.

Tavrını, Genel Başkana direkt bildirdi:

“Ben tezkereye ‘hayır’ diyeceğim.”

Aldığım bilgiye göre Karamollaoğlu, Karaduman’ın bu bilgilendirmesine karşı sessiz kaldı.

Meclis’teki tek milletvekilini engellemedi, karşı çıkmadı.

Karaduman, kürsüden, “Bu işi diplomatik yollarla çözün” uyarısını yaptı ve

“Saadet Partisi olarak tezkereyi kabul etmiyoruz” dedi.

Karaduman’ın konuşması Meclis’te en fazla muhalefet milletvekillerinden alkış aldı.

Açıkçası kendi milletvekillerini bile bu kadar çok alkışlamayan CHP Grubu, Karaduman kürsüden ayrılıp yerine geçerken elini sıktılar.

Peki bu Karaduman’ın şahsi görüşü mü, yoksa Saadet Partisi’nin kurumsal görüşü mü?

Saadet Partisi, başından bu yana Libya topuna çok girmemeye çalışıyordu.

Bir yandan ideolojik olarak yakınlık duyduğu bir grup, diğer yandan destek vermediği iktidar hesapları arasında sıkışmıştı.

Bu yüzden yaptığı açıklama da suya sabuna değmeyen bir açıklama olmuştu.

Ama Ankara siyaseti özellikle bu dönemlerde bu tür yaklaşımları kaldırmıyor.

Bir parantez açalım,

Ne demişti Karamollaoğlu, Libya ile ilgili?

“Libya’ya destek verilmesi önemli ama asker gönderme kararı üzerinde büyük bir hassasiyet ile durulması gerekiyor.”

Karamollaoğlu’nun net bir şekilde ortaya koyamadığı politikayı, il başkanlarından başlayan bir silsile ile milletvekilleri koydu,

Saadet’in bu kararı aşağıdan yukarıya böyle şekillendi…

SİBEL HÜRTAŞ