Saadet Partisi’nin kampanyası: 'Cepsiz ceket' ve düş

28.1.2019

 Saadet Partisi, dün Ankara’da gerçekleştirdiği tanıtım toplantısıyla 81 ildeki belediye başkan adaylarını açıkladı.

Spor salonu yerine ATO Kongre Merkezi’nde yapılan lansman, Milli Görüş geleneğinin yarını nasıl algıladığı, halka hangi mesajı vermek istediği ve gelecekten ne beklediği konusunda açık mesajlar içeriyordu.

Kampanya sloganını “Dürüst olmak gerekirse” olarak belirleyen SP, Milli Görüş geleneğinden kopan isimlerin kurduğu AKP’nin 17 yıllık iktidar sürecini yolsuzluklar üzerinden hedef aldı.

Hem Genel Başkan Temel Karamollaoğlu’nun konuşmasında, hem salona ve çevresine asılan pankartlarda en önemli vurgu, Milli Görüş geleneğinin yolsuzluktan, usulsüzlükten, liyakatsizlikten uzak olduğu, bu hareketten kopanların da bu değerleri temsil edemeyeceği ve edemediği üzerineydi.

Adaylara giydirilen cepsiz ceket, Karamollaoğlu’nun konuşmasında üzerinde durduğu, “temiz yönetim”, “rüşvete, ranta bulaşmamış belediye”, “temiz” siyaset kavramları da hem yerel seçim kampanyasının hem de Saadet Partisi’nin bundan sonra izleyeceği çizginin göstergesiydi.

Milli Görüş düşü

Karamollaoğlu, yaşına rağmen, kürsüde etkiliydi. Kalabalık salon da çok coşkuluydu.

Dikkati çekebilecek en önemli ayrıntı, gençlerin salonda kapladığı alandı. Yıllardır Milli Görüş hareketinin çekirdeğini oluşturan kadrolarla siyaset yapan Saadet Partisi’nin, son yıllarda muhafazakar genç kesimle bir ilişki kurduğu ve aktif gençleri partiye kattığı salondan anlaşılıyordu.

Salon dışında ise ne AKP kongrelerindeki kalabalık, ne de Milli Görüş hareketinin lideri Necmettin Erbakan dönemindeki gösterişli atmosfer yoktu. Sade bir hazırlık yapan ve belki kendi halinde denilebilecek partililer, aday tanıtımı boyunca salon dışındaki etkinlikleri organize etti.

Karamollaoğlu, partinin, yerel seçim ve sonraki süreçte izleyeceği siyaseti açıkladığı konuşmasında, şu on iki başlığa dikkati çekti:

-          Planlı ve Programlı Çalışacağız

-          İşi ehline vereceğiz

-          Yolsuzluk ve İsrafa Geçit Vermeyeceğiz

-          Yetim Malına Sahip Çıkar Gibi Sahip Çıkacağız

-          Partizanlık ve Ayrımcılık Yapmayacağız

-          Kapımız, Her Zaman ve Herkese Açık Olacak

-          Yerel ve Kültürel Değerleri Koruyup Zenginleştireceğiz

-          Hızlı, Doğru ve Estetik Biçimde Yapacağız

-          Hesap Verilebilir ve Şeffaf Olacağız

-          Halkımız ile Bütünleşeceğiz

-          Haksız Rant Sağlamayacağız

-          Merhametli ve Adil Olacağız

On iki ilke, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AKP’lilere yaptığı uyarılardan damıtılmış, muhazakar kesimde iktidara yöneltilen eleştirilerden çıkartılmış gibiydi.

Milli Görüş’ün iktidara geleceği günlerin uzak olmadığı düşü, gençlere özellikle verilmek isteniyordu. Bu düşün, hareketten kopanlar tarafından harcanmasına izin verilmeyeceği mesajı çok sayıda kavram ve sloganla sürekli yineleniyordu.

Seçim sonrası

SP, CHP ve İYİ Parti ile genel seçimin aksine ittifaka gitmedi. Tüm illerde aday çıkarttı. Buna karşılık, Ankara’da süren kulisler sonunda, SP’nin kazanma ihtimalinin bulunduğu düşünülen Adıyaman ve bazı ilçelerde CHP-İYİ Parti’nin aday göstermemesiyle örtülü bir ittifak kuruldu.

CHP’nin bu açık ve örtülü ittifaklardaki rolü, seçim sonrası büyük oranda bitecek.

Ancak merkez sağ, muhafazakâr ve ülkücü camianın seçim sonrasına yönelik hesapları sürüyor.

Başkentte, bir yandan AKP’den bazı isimlerin SP’ye geçebileceği, bir yandan İYİ Parti’den kopacak bir grubun eski DYP’li isimlerle yeni bir oluşuma gideceği, bir yandan da Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin bu yeni hamlelerde açıktan ya da örtülü biçimde yer alacağı iddiaları konuşuluyor. İddiaları doğrulayan yok ancak bir görüşme trafiğinin sürdüğü açık.

Yerel seçimde çıkacak sonuçlar, bu trafiğin bir harekete evrilip evrilmeyeceği konusunda da belirleyici olacak.

Etkisi, aldığı oy oranı ve gücünden büyük olan SP’nin hedefi ise etkisi ile gücünü eşit kılabilecek bir siyasi atmosferin oluşmasını sağlamak.