Soçi'de Türkiye'yi neler bekliyor?

14.2.2019

 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile yarın Soçi'de bir araya gelecek. Erdoğan, Soçi’de düzenlenecek olan '4'üncü Üçlü Zirve Toplantısı'na katılmak üzere yarın Rusya’ya gidecek.

Zirve öncesinde Rusya ve Türkiye arasında başta İdlib’deki durum ve Kuzey Suriye'de Suriye Demokratik Güçleri'nin (QSD) denetimindeki Kürt bölgelerinin geleceği konularında anlaşmazlıklar yaşanıyor.

Moskova, Ankara’dan Suriye’de cihatçıların elinde kalan son bölge konumundaki İdlib’de daha kararlı adımlar beklentisi içinde. Ankara ise QSD'nin bölgeden çıkarılarak Kuzey Suriye'de bir güvenli bölge oluşturulmasını  ve bu güvenli bölgenin denetiminin kendisine verilmesi talebine destek arıyor.

Analistlere göre, ülkelerin birbiriyle çelişen gündemleri ve çıkarları işbirliği imkanını zorlaştırabilir. Rusya’nın geçen Eylül ayında vardığı uzlaşı kapsamında Ankara İdlib’deki radikal cihatçı grupların silahsızlandırılacağı ve bölgeden ayrılacağı teminatını vermişti. Anlaşma sonrası Moskova, Şam yönetiminin İdlib’e askeri operasyonu ertelemesini sağlamıştı. Ancak Aralık ayında selefi gruplar İdlib’in önemli bir bölümünü ele geçirmiş, Türkiye’nin desteklediği grupları da bölgeden püskürtmüştü. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Pazartesi günü Ankara’da Savunma Bakanı Hulusi Akar’la İdlib konusundaki görüş ayrılıklarının aşılması amacıyla Soçi’deki zirve öncesinde görüşmüştü. 

"İDLİB'İN TEMİZLENMESİNDEN KAÇIŞ YOK'

Pazartesi günü iki savunma bakanının toplantısı sonrası tarafların yaptığı ortak açıklama görüşmelerde bir açılıma işaret etmemiş, her iki taraf da birlikte çalışmaya devam etme konusunda kararlılıklarını ifade etmişti.

Siyaset bilimci Cengiz Aktar, Ankara’nın manevra alanının olmadığını, İdlib’in radikal unsurlardan temizlenmesi görevinden kaçış olmayacağını belirtiyor. Analistlere göre Ankara, Moskova ile varılan İdlib anlaşmasının çökmesinin Suriye hükümetinin İdlib’e saldırısının önünü açacağının farkında. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden Hüseyin Bağcı, İdlib’e bir operasyon olması halinde Türkiye’ye mülteci akınının olacağına dair endişenin olduğunu, bunun da şimdiye kadar Moskova ile varılan anlaşma sayesinde gerçekleşmediğini belirtti.

Analistlere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde oy kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde önceliği İdlib’e yönelik bir operasyonun ertelenmesi olabilir. Analistlere göre Moskova Ankara ile son dönemde gelişen ilişkilerinin İdlib sebebiyle bozulması riskini almaya hazır olmayabilir. Putin de Erdoğan’la ilişkisinin NATO içinde yarattığı endişenin farkında.

'GÜVENLİ BÖLGE İÇİN RUSYA'NIN DA DESTEĞİ GEREKİYOR'

Türk-Amerikan ilişkileri de Washington’un Ankara’nın YPG’ye verdiği destek sebebiyle zorda. ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’nin Suriye sınırını koruması için gündeme getirdiği güvenli bölge önerisi başlangıçta iki ülke arasındaki gerilimin düşmesini sağlamıştı. Ancak güvenli bölge konusunda ilerleme sağlanamaması Ankara’nın güvenli bölgeyi tek taraflı olarak yaratma tehdidinde bulunmasıyla sonuçlanmıştı. Analistlere göre böyle bir adım Rusya’nın da desteğini gerektirir. Erdoğan’ın konuyu Soçi’deki zirvede gündeme getirmesi bekleniyor.

Hem Rusya hem de ABD Kürtleri desteklediği için Türkiye’nin her iki ülkeyle de görüşmesi gerektiğini belirten analistler Amerikalıların Suriye’de Türkiye’nin olası bir müdahalesine karşı olduğunu ve Putin’in bu konuda Türkiye’ye destek vermediğini söylüyor.

Bölgede daha önce görev yapan eski diplomat Aydın Selcen, Ankara’nın orta yolu bulabileceği kanısında. Ankara’nın İdlib’deki radikal gruplara yönelik adım atması halinde Rusya’nın YPG’ye yönelik sınırlı bir operasyon için sarı ışık yakabileceği görüşü de dile getiriliyor. (Kaynak: Amerika'nın Sesi)