YSK’nın İstanbul ve sandık kurulu trajedisi

7.05.2019

 Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 31 Mart seçiminden 36 gün sonra kararını verdi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini dün iptal etti.

7’ye karşı 4 oyla alınan karar, aslında hukuki açıdan değerlendirilemeyecek kadar sorunlu.

11 üyeli YSK’da Başkan Sadi Güven dahil 4 üye, seçimin iptal edilemeyeceği yönünde oy kullandı. 7 üye; seçimin iptali kararını verdi.

7 üyeye göre sandık kurulları, AKP’nin iddia ettiği gibi usulsüz biçimde oluşturuldu ve İçişleri Bakanlığı’nca gönderilen kamu görevlileri listesi varken, kurullarda kanuna aykırı biçimde kamu görevlisi olmayanlar görevlendirildi.

Kararla ilgili sorunları iki başlıkta özetlemek mümkün:

  • Sandık kurullarının oluşumu, YSK ile il ve ilçe seçim kurullarının temel görevi. Kurulların oluşumunda bir usulsüzlük varsa bu seçmenin değil, YSK ve seçim kurullarının hatası. Durum böyleyken neden seçmen cezalandırıldı ve iradesi yok sayıldı?
  • 31 Mart’ta aynı zarfa dört ayrı pusula konuldu; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Belediye Meclis üyeliği, ilçe belediye başkanlığı ve muhtarlık. Aynı sandık kurulu, aynı zarfta bulunan pusulalardan bir tanesinde usulsüzlük yaparken, diğer üçünde nasıl usule uygun davranmış oldu? Davranmadıysa YSK, yetkisini kullanarak neden o sandık kurullarının yaptığı tüm seçimleri iptal etmedi?

Re’sen iptal

Emsal kararları yeniden sıralamaya artık gerek yok. YSK’nın yerleşik uygulaması, sandık kurullarının oluşumunda usulsüzlük varsa bile seçim sonucuna etkili olmadığı sürece, seçimin iptal edilemeyeceği yönünde. Yakın tarihte verilen birçok karar var.

Bu da gösteriyor ki YSK, gerekçeli kararında, sandık kurullarının usulsüz oluşturulmasının, sonuca etki ettiğini bir biçimde açıklayacak. Gerekçeli kararda, AKP’nin, yasaya açıkça aykırı biçimde kamu görevlisi olmayanların kurullarda görevlendirildiği, görevlendirilenlerin bazılarının kısıtlı seçmenler yerine oy kullandığı, bazılarının FETÖ nedeniyle soruşturulduğu, etki edilen sandık sayısının sonucu etkileyecek kadar çok olduğu tespitlerinin yer alması bekleniyor.

Bu da yeterli değil. YSK’nın gerekçeli kararda, usulsüz atanmış tek bir üyenin, neden bütün sandık kurulunun çalışmasını usulsüz hale getirdiğini de açıklaması gerekli.

YSK’nın 31 Mart seçimi genelgesine göre, sandık kurulu, bir başkan, 6 asıl, 6 yedek üyeden oluşuyor. Başkan, mülki idareden gelen listedeki kamu görevlileri arasından seçiliyor. İlçe seçim kurulu, o ilçede kaç sandık kurulu varsa, iki katı kadar kamu görevlisini belirliyor ve kura çekerek başkanı atıyor. 6 asıl ve 6 yedek üyenin 5’i siyasi partilerden seçiliyor. Kalan üyelik ise kamu görevlileri arasından yine iki katı kadar isim belirlenerek kurayla seçiliyor.

YSK’nın, 31 Mart genelgesinde, açık biçimde, “Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksiklikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimseler arasından tamamlanır” deniliyor. Bankacıların görevlendirilmesi de bu hüküm doğrultusunda yapılmış. Sadece bu seçimde değil, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim ile önceki seçimlerde de aynı yöntem izlenmiş.

Bir kusur varsa genelgenin sahibi YSK ve uygulayıcısı seçim kurullarına ait.

Toplam 7 üyenin bulunduğu sandık kurulunun bir üyesinin usulsüz atanmış olmasının, diğer 6 üyenin faaliyetlerini neden usulsüz kıldığının da yanıtlanması gerekiyor. Zira YSK, yerleşik içtihatlarında, diğer kurul üyelerinin usulsüz atanmamış olmasını yeterli buluyor.

YSK’nın, bir an için, diğer kurul üyelerine rağmen usulsüzlüğü tespit ettiğini var sayalım.

Bu durumda, o sandık kurulunun yaptığı, Belediye Meclis üyeliği, ilçe belediye başkanlığı ve muhtarlık seçiminin de şaibeli hale geldiği açık.

YSK’nın da “şaibe” tespitini yaptıktan sonra, sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini değil, bu seçimleri de iptal yetkisi var. İtirazla bağlı olduğu, aksi karar veremeyeceğini savunmak, seçimi bütünüyle sakatlıyor zira tüm pusulalar aynı zarfa konularak seçim yapıldı.

Maltepe ve Büyükçekmece

YSK, CHP’ye binlerce usulsüz oy atıldığı iddialarına yol açan, oyların tekrar tekrar sayıldığı Maltepe ile usulsüz seçmen kaydı yapıldığı iddia edilen, evlerin tek tek polis tarafından arandığı Büyükçekmece’deki seçimlerin iptali istemlerini reddetti.

YSK, AKP’nin, binlerce kısıtlı ve hükümlü seçmene oy kullandırıldığı, ölüler adına oy verildiği iddialarının da seçim sonucuna etkili olamayacağına da karar verdi.

Bu kararlar, usulsüz oy sayısının sonuca etkili olmadığını gösteriyor. YSK’nın mutlaka sandık kurullarının usulsüz oluşturulmasının sonucu nasıl etkilediğini göstermesi gerekiyor. Muhtemel ki YSK, gerekçeli kararında o sandık kurullarındaki bazı usulsüzlükleri sıralayıp, ilgili sandıklardaki seçmen sayısını göstererek, bunun sonucu etkilemiş olduğu sonucuna varacak. Ancak sandık kurulu ile hiçbir ilgisi olmayan seçmenin neden cezalandırıldığını açıklamak için bu da yeterli değil. Hele ki Maltepe ve Büyükçekmece’deki usulsüzlük iddialarını reddetmişken.

Seçim yapamayan kurul

31 Mart seçimindeki garabetler, bu kararla sınırlı değil.

İstanbul seçim sonuçları konusunda Anadolu Ajansı’nın veri akışını durdurmasıyla, Türkiye’nin saatlerce seçim sonucunu beklemek zorunda kalması ve YSK’nın bu süreçte sessizliğe bürünmesi ile başlayan skandallar bugüne kadar uzandı.

HDP’nin KHK’lı adayları için önce vize veren, adaylar seçildikten sonra ise mazbatayı vermeyerek, seçimi kaybeden kişiyi başkan atayan da aynı YSK.

300-500 oy farkının olduğu yerlerdeki itirazları reddederken, İstanbul’da yapılan hemen her itirazı kabul eden, Maltepe’de tüm oyları, diğer ilçelerde geçersiz oyları defalarca saydıran da aynı seçim kurulları ve aynı YSK.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez İstanbul seçimini iptal eden, buna gerekçe olarak da kendi görev alanındaki sandık kurullarının oluşumunu gösteren de YSK.

 

Buna rağmen seçim öncesi üyelerinin görev süreleri, nedeni belirsiz biçimde 1 yıl uzatılan da yine aynı YSK.

Bu kurul, şimdi İstanbul’daki yenileme seçimini yapacak.

Bundan sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimleri yürütecek.

İtirazlar ve sandık kurulları konusunda aynı kararları tekrarlayıp tekrarlamayacağını da birlikte izleyeceğiz.