Davutoğlu: Tekleştirici değil, ortak akıl, ortak aidiyet, ortak hukuk

28.05.2019

 AKP’ye alternatif yeni bir çalışma içinde olduğu iddia edilen ve 22 Nisan’da AKP politikalarını eleştiren 'manifesto' olarak nitelendirdiği bir açıklama yayınlayan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Diyarbakır Gönül Köprüsü Platformu’nun organize ettiği iftar programına katıldı.

DAVUTOĞLU PROGRAMINA AKP’LİLER YOĞUN İLGİ GÖSTERDİ

Çatışmaların ve ardından gelen yıkımın yaşandığı Sur ilçesinde bulunan Demir Otelde düzenlenen iftar programına katılım oldukça yüksekti. Yeni parti kuracağı belirtilen Davutoğlu’nun programına kimlerin katılacağı merak konusuydu. Bingöl, Batman, Elazığ ve İstanbul’dan da davetlilerin katıldığı toplantıya AKP eski Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, TBMM İnsan Hakları Komisyonu eski Başkanı ve AKP Sakarya eski Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, AKP Diyarbakır eski milletvekilleri Abdurrahman Kurt ve Cuma İçten, AKP İstanbul eski İl Başkanı Selim Temurci katıldı.


 Ahmet Davutoğlu'nun Diyarbakır'da düzenlediği iftar programına eski AKP milletvekilleri de katıldı.

BEKLENTİ YENİ OLUŞUM İLANIYDI

Programa katılanların neredeyse tümü Diyarbakır başta olmak üzere Kürt kentlerinde AKP il ve ilçe teşkilatında görev yapan kişilerdi. Programda Davutoğlu’nun özellikle Kürtlerle ilgili ifadeleri, kardeşlik vurgusu, ortak vatandaşlık söylemleri alkışla karşılandı. Programa katılanların çoğunun beklentisi yeni bir oluşuma ilişkin açıklamaydı. Beklenen olmadı ancak Davutoğlu’nun bir parti lideri edasıyla konuşması dikkatten kaçmadı. Davutoğlu programda ‘Başbakan’ olarak karşılandı.

'KONUŞMA YAPMAYA SEROK VEZİR' ANONSUYLA DAVET EDİLDİ

'Serok Vezir Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu' anonsuyla sahneye davet edilen Ahmet Davutoğlu’nun gündeminde güncel siyasi konular vardı. Konuşmasında bu coğrafyada yaşanan çatışma, savaş ve ölümlere değinen Davutoğlu, “Kardeş kanının döküldüğü, acının ve ızdırabın yaşandığı bölgemizde de geleceğe dönük olarak ciddi bir ümitsizlik var. Ülkemizde de gerek son dönemde yaşadıklarımız, gerekse yoğunlaşan ekonomik kriz dolayısıyla kaygılı bir gelecek beklentisi var” dedi.

'SADECE GÜVENLİK, OTORİTER REJİMLERİN İNSANOĞLUNA TAKTIĞI PRANGADIR'

Davutoğlu, isim vermeden yönetim sistemlerini ve özgürlükleri kısıtlayan uygulamaları eleştirdi. “Özgürlüğü olmayan insanın sadece güvenlikle yetinmesi otoriter rejimlerin insanoğluna taktığı bir prangadır” diyen Davutoğlu, “Her zaman ilim hayatımda da devlet hayatımda da vurgu yaptığım gerçek meşruiyet, özgürlük ve güvenliğin aynı anda sağlandığı meşrutiyettir” dedi. Türkiye’de Kürtlerin meselelerinin olduğunu söyleyen Davutoğlu, sadece Kürt sorunu olmadığını, Türk ve Kürt vatandaşlarının meselelerinin ortak olduğunu söyledi.

'TARİHİ YAPILARIN KORUNMASI İÇİN TOLEDO DEDİM'

Davutoğlu, en çok eleştiri konusu olan Başbakanlığı döneminde 2015 yılında Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı sırasında tepki çeken 'Sur'u Toledo gibi yapacağız' sözlerine şu şekilde açıklık getirdi:

“Diyarbekir’e doğunun Parisi diyorlar. ‘Paris ne ki, Diyarbekir şehir iken Paris köy bile değil’ demiştim. Dolayısıyla hiç bir şehir Diyarbekir ile kıyas edilemez. Kıyas eden kaybeder. Toledo benzetmesini bazıları anlamak istemediler. Toledo, UNESCO kriterlerinde en iyi korunmuş kültürel dokusuyla muhafaza edilmiş şehirlerden birisidir. Bir biblo şehirdir. Bu hendeklerle, barikatlarla, hayatı felç ederek, bir huzursuzluk ortamı yaratanları defalarca uyardık. Ama ısrarla devam ettiklerinde bir mücadeleyi başlatmak zorunda kaldık. Toledo o dönemde, terörle mücadele günlerinde Sur’daki çarpık yapılaşmaya dayalı yerler dışında kalan bütün tarihi dokunun korunması ve geri kalanının da Diyarbekir’e has mimari yapısıyla yeniden inşa edilmesi amacıyla kullandığım bir tabirdi.”

DIŞ POLİTİKA ELEŞTİRİLERİNE CEVAP

Davutoğlu, dış politika konusunda kendisine yöneltilen eleştirilere de cevap verdi. Son 3 yıldır ülkenin ve hükumetin herhangi bir şekilde etkilenmemesi için dış politika konusunda kendisine yöneltilen eleştirilere cevap vermediğini ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi: “17 yıl içinde dış politikada elde edilen bütün kazanımları kendi hanelerine yazıp, Suriye’de karşı karşıya kaldığımız zorlukları bize havale etmeye çalışanlar, siyasi olarak çok ciddi bir ahlaki zaaf içindedirler. Suriye’ye vizeleri kaldıran da bendim, serbest ticaret anlaşması yapan da bizlerdik. Beşar Esad kendi halkına zulüm etmeden Suriye ziyaretimizde ülkenin huzuru için Suriyeli Kürtlere vatandaşlık hakları ve kimlik verilmesi ricasında bulundum. Suriye’deki ve Irak’taki Kürt tarihdaşlarımız, bizim için asli olarak yüreğimizde yer tutan akraba topluluklarımızdır.”

DAVUTOĞLU’DAN RABİA ELEŞTİRİSİ: TEKÇİLİK DEĞİL, ORTAKLIK

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' ifadeleri ile tarif ettiği Rabia işareti çok tartışılıyordu. Davutoğlu, isim vermeden ‘Teklik’ uygulamasına göndermede bulundu, ortaklık vurgusu yaptı:

“Bizi bağlayan unsurları tekrar etmek gerekirse, ortak akıl, ortak vicdan, ortak akıl, ortak aidiyet, ortak hukuk ve ortak gelecek. Tekleştirici değil. Birleştirici bir anlayışla, ortak vicdanımızın doğal sonucu olarak acılarımızı paylaşmalıyız. Empati yaparak herkesin acısını paslaşamayan bir yürek kendisi acısının da başkaları tarafından paylaşılmasını bekleyemez. Ortak aidiyet bilincimiz gereği de İstanbul’un her köşesindeki nasıl farklı etnik ve mezhebi kökenden insanlar bir arada yaşıyorsa, aynı apartmanda belki iftar sofralarında bir aradalarsa bu Halil İbrahim sofrası olan bu ülkenin büyük iftar sofrasında da kıyamete kadar hep beraber olacağız. Hiçbir güç bizi bölmeye hiç bir güç bizi bölmeye, ayırmaya yeltenemez. Ortak aklımız ise bize der ki bu kadar yaşanan acılardan sonra kim ne gerekçe ile teröre, şiddete başvurursa vursun ona karşı kamu düzenini savunmak bizim ortak aklımızın eseridir. Ve kim ne gerekçe ile insan onurunu zedeleyen özgürlükleri kısıtlamaya kalkarsa kalksın o özgürlükleri hepimiz için hep birlikte savunmak da ortaklığımızın doğal bir sonucudur. Ortak hukukumuz gereği vatandaşlık bağımız itibari ile Türkiye’de nerede doğmuş olursa olsun herkes eşit haklara sahip olacak.”