Nihal Olçok'un gözünden 15 Temmuz

15.07.2019

 15 Temmuz darbe girişiminin üçüncü yıl dönümünde, oğlu Tayyip Abdullah ve eşi Erol Olçok'u kaybeden Nihal Olçok, o gün yaşananları anlattı.

AKP'ye yönelik keskin eleştirileri ile gündeme gelen Olçok, Ekrem İmamoğlu'ya da belediye başkanı seçilmesinin ardından sosyal medya hesabından tebrik etmişti.

İşte Olçok'un açıklamaları:

"Bu dünyada insana insan lazım, gerisi hikaye. Ana felsefesi, 'çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın' olan herkesin, gönlümde, hayatımda, hanemde yeri başımın üzerindedir. 

Söylediklerimi, insanlar nasıl anlamak istiyorlarsa ve neye ihtiyaçları varsa öyle anlıyorlar.

'Şehit anneleri iktidardan uzaklaşıyor mu' (deniyor). Bunun hiçbir cümlesine katılmıyorum. Kurtuluş Savaşı'nın, Çanakkale'nin, 15 Temmuz Köprüsü şehidi arasında hiçbir fark olmadığını 16 Temmuz'dan bu yana söylüyorum. Bu çok tahrik edici bir cümle. Şehit şehittir. Hükümet değişir, o şehit değişmiyor, orada kalıyor.

15 Temmuz'dan önceki Nihal Olçok'la şimdiki arasında büyük fark var. Benim için dün yok, bitti, yarın çok uzak, buradaysam ve seninle ayrılırken mütebessim bırakabiliyorsam seni, bir daha hiç görmeyecekmişim gibi seni.

Abdullah aşağı kadar geldi ve ben inip sarılmadım. Çok büyük uhtedir. Herkese şimdi son görüşümmüş gibi bakıyorum. Yük mü? Hayır yük değil. Sadece biraz daha latif. İnceldim, ben de inceldim. Kopmamak için... Tekamül. 

...bu gece kıyamet, güneş doğmuyor çünkü. Bir taraftan da iki şeyden kaygılıyım: Delirdi ya da acıdan... Bana o kadar ağır geldi ki acı. Güneş doğmadı bana o gece. Doğmayacak sandım. Sabah olduğunda dedim ki, 'evet asıl şimdi ben hapı yuttum.' Güneş doğdu ve ben ölmedim. Demek ki yarın da doğacak. Gene doğacak ama ben nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. Tabii o taziye süreci vs. Efendime sığındım.

Dedim ki, 'bir şey söyle. Al benden bunu. Ne yaparsa bilmiyorum. Ama bir şey yapın bana.' Şey dedi bana, 'eğer bunu yük olarak taşırsan yorulursan. Yorulursan dağılırsın. O yüzden bunu yakanda broş gibi taşı. Ceketini değiştirsen bile o broşu alır, öbür cebine takarsın' dedi. Acıyı nasıl yük etmeden şık yaşanacağını anlattı.

Dört erkek beraber gittiler. Şamil ile Emir'i benim yanıma getirdiler. Zaten bayram sonrası tatiliydi. Abdullah ısrarla eve gitmemi istedi. 'Eve geç, biz Şamil'le Emir'i getiriyoruz' dediğinde daha hızlandım.

Ben ilk 'Erol bey rahatsızlandı, vuruldu, ameliyatta' diye öğrendim. O manzarayı gördüğümde... sağ çıkmaz... gerçekten çok kötüydü. Ben sokağı görmedim ama ben hepsini bir arada gördüm. Yaralı ve ölüleri toplu gördüm."