Orta Doğu'da ABD, İsrail ve İran ekseninde kilitlenen savaşın uzaması, Türkiye ekonomisi için alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. Ekonomist İris Cibre, savaşın Türkiye'ye olası faturasını çarpıcı verilerle analiz etti. İhracat ve turizmdeki ani frenin yanı sıra Hürmüz Boğazı'nda tıkanan gübre arzının küresel bir gıda şokuna yol açabileceği uyarısında bulunan Cibre; enflasyon, cari açık ve büyüme cephesinde Türkiye'yi kısa vadede çok zor bir dönemin beklediğini vurguladı.
Körfez bölgesinde patlak veren ve enerji hatlarını felç eden savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri giderek belirginleşiyor. Ekonomist İris Cibre, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı kapsamlı değerlendirmede, savaşın uzamasının Türkiye'nin makroekonomik dengelerinde yaratacağı çok yönlü tahribata dikkat çekti. Cibre'nin ihracattan turizme, gıda fiyatlarından yabancı sermaye çıkışına kadar uzanan 5 maddelik analizi, yaklaşan ekonomik fırtınanın haritasını ortaya koyuyor.
Analize göre Türkiye'yi bekleyen ilk büyük şok, doğrudan gelir kalemleri olan ihracat ve turizm cephesinde yaşanıyor. Şubat ayı verilerine göre Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 10'luk gibi çok ciddi bir dilimi doğrudan savaşın merkez üssü konumundaki Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak'a yapılıyor. Küresel ekonomide halihazırda beklenen yavaşlama senaryolarına bu bölgesel çatışmanın da eklenmesiyle, Türkiye'nin ihracatında sert bir daralma yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Öte yandan, çatışmaların Orta Doğu genelini güvensiz hale getirmesi Türkiye'nin bacasız sanayisini de vurmaya başladı. Cibre'nin aktardığı bilgilere göre, turizm sektöründe Mart ve Nisan aylarını kapsayan erken rezervasyon iptalleri şimdiden hız kazanmış durumda ve bu durum turizm gelirlerinde ciddi bir yavaşlamanın habercisi.
HÜRMÜZ'DE GÜBRE TUZAĞI VE KÜRESEL GIDA ŞOKU
Savaşın belki de en sinsi ve yıkıcı etkisi ise tarım ve gıda güvenliği üzerinde hissedilecek. Dünyanın en önemli enerji darboğazı olan Hürmüz Boğazı'nın ticarete fiilen kapanması, sadece petrolü değil, tarımsal üretimin can damarı olan gübre arzını da kilitledi. Cibre'nin paylaştığı verilere göre, küresel üre (gübre) arzının yüzde 35'i ve sülfür arzının yüzde 45'i şu an Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalmış durumda. Kuzey yarımkürede tarımsal gübreleme zamanının geldiği bu kritik dönemde yaşanan arz şoku, tarımsal verimlilikte ciddi düşüşleri ve buna bağlı olarak tüm dünyayı etkileyecek yeni bir "küresel gıda fiyat şokunu" beraberinde getirme potansiyeli taşıyor.
YABANCI ÇIKIŞI VE ARTAN MALİYET ENFLASYONU
Savaşın finansal piyasalara ve tedarik zincirlerine yansıması da Türkiye için dezavantajlı bir tablo çiziyor. Küresel belirsizliğin artmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların Gelişmekte Olan Piyasalar'da (EM) "risk-off" (riskten kaçış) moduna geçtiğini belirten Cibre, bunun Türkiye'den sert portföy çıkışlarına yol açtığını vurguladı. Tedarik tarafında ise sadece petrol değil, doğalgaz fiyatlarındaki artış da büyük bir risk unsuru. Bu artışın Türkiye'nin cari açığını doğrudan büyütmekle kalmayıp, halihazırda küresel çapta arz sorunu yaşanan mikroçip ve bağlantılı tüm teknolojik ürünlerin fiyatlarında yeni bir enflasyonist baskı yaratacağı ifade ediliyor.
KISA VADEDE ACI REÇETE, UZUN VADEDE FIRSAT
Ekonomist İris Cibre, savaşın yarattığı bu karamsar tabloyu hem bir uyarı hem de uzun vadeli bir fırsat penceresi olarak özetliyor. Çatışmaların sona ermesiyle birlikte Türkiye'nin önünde jeopolitik ve ticari anlamda önemli kapıların açılabileceğini ve bu sürecin iyi yönetilmesi halinde ülkeye uzun vadede ciddi getiriler sağlanabileceğini belirten Cibre, asıl tehlikenin "bugün" olduğuna dikkat çekiyor. Analizin sonuç bölümünde vurgulandığı üzere; kısa vadede cari açık, enflasyon, Merkez Bankası rezervleri ve ekonomik büyüme verilerinde Türkiye'yi son derece zorlu ve sancılı bir dönemeç bekliyor.
Editör: N. Cingirt






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.