Çözüm süreci yıl dönümünde Öcalan’dan mesaj: Şiddet dönemi kapandı
27.02.202612:50
Haber Merkezi
122

Abdullah Öcalan, 27 Şubat çağrısının birinci yıl dönümünde yayımladığı mesajla, şiddet dışı bir dönemin kapılarını araladı. “Negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına” geçiş çağrısı yapan Öcalan, demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyonu bu pozitif dönemin yapı taşları olarak tanımladı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yıl dönümü dolayısıyla vereceği mesaja ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Toplantı için 150 yerli ve yabancı gazetecinin akreditasyon yaptırdığı belirtildi.

Basın toplantısının yapılacağı Yılmaz Güney Sahnesi’nde “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı Birinci Yıl Dönümü” pankartları Kürtçe, Türkçe ve İngilizce olarak asıldı.

Abdullah Öcalan’ın mesajı dört dilde kamuoyu ile paylaşıldı. Açıklamanın Türkçesini Pervin Buldan, Kürtçesini Veysi Aktaş okudu.

Toplantıya DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri, bir dönem İmralı’da tutulan Veysi Aktaş ve Çetin Arkaş katıldı.

Yine toplantının yapıldığı salona Barış Anneleri, siyasetçiler, kentte bulunan hak savunucuları, emek örgütü temsilcileri ve yurttaşlar yerini aldı.

Etkinlik, sinevizyon gösterimiyle başladı. Gösterimde, Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, süreç kapsamında yapılanlar, vefat eden İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder ve DEM Parti’nin çağrı kapsamında gerçekleştirdiği halk toplantılarına yer verildi.

Sinevizyon gösteriminin son kısmında Abdullah’ın İmralı’da çekilen yeni fotoğrafı ekrana yansıtıldı.

Sinevizyondan sonra DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri ile Eş Genel Başkanları, Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Veysi Aktaş Cengiz Çiçek, divana çağrıldı.

 

Abdullah Öcalan’ın mesajı 

Abdullah Öcalan’ın mesajının tam metni şu şekilde:

“27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı.

Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum.

Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz.

‘Yeni bir siyaset dönemine kapı açılıyor’

Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir.

Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür.

Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var.

Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar.

Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz.

‘Kadınlar demokratik entegrasyonun parçasıdır’

Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür.

Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız.

Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir.

Selam ve Saygılarımla,”

 

Tülay Hatimoğulları: Bu çağrı tarihsel bir manifestodur

Abdullah Öcalan’ın mesajı okunmadan önce konuşan Tülay Hatimoğulları, şunları söyledi:

“O gün yalnızca bir açıklama yapılmadı. Tarihsel bir eşik aşıldı, tarihi bir dönemin kapısı aralandı. Bu süreçte bizlere eşlik eden geçen yıl 27 Şubat’a bu karede olan ve ömrünü barış için demokrasi mücadelesine adamış Sevgili Sırrı Süreyya Önder’i saygıyla minnetle anıyorum. 27 Şubat’ta Sayın Abdullah Öcalan tarafından paylaşılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, bir dönemin kapanışı ve yeni dönemin başlangıcı oldu.

Bu çağrı güçlü bir siyasi irade beyanı ve tarihsel bir manifestodur. Yarım asırdır devam eden savaşın, çatışmanın, yoksulluğun ve acının yükünü taşıyan bu ülkenin kuzeyinden güneyine doğusundan batısına ayrım gözetmeksizin herkes eşitlik için özgürlük ve demokratik bir yaşamın teklifiydi. Sadece silahların susması değil, onurlu kalıcı ve adil bir barış düzenin kurulması hedeflenmektedir. Bu yönüyle 27 Şubat geleceği yeniden kurma cesaretidir. Sayın Öcalan’ın cesaretli çağrısına örgütü olumlu bir yanıt vermiş, feshi kararı almış, silah yakma ve diğer pratiklerle bu çağrının gerekliliklerini yerine getirmiştir.

‘Gecikmeden yol haritası belirlenmeli’

Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır. 27 Şubat çağrısının içeriğine ve tarihsel ağırlığına uygun kararlar alınmalıdır artık. Gecikmeden politika üretilmeli ve net bir yol haritası belirlenmeli, somut ve güven verici adımlar atılmalıdır. Barış iradesi kurumsal karşılığını net bir biçimde bulmalıdır. 27 Şubat çağrısı demokrasi, adalet eşitlik özgürlük temelinde Türkiye siyasetinin önüne konmuş açık bir programdır. Mücadelenin silahla değil siyaseten yürütüleceğinin güçlü ve net beyanıdır.

Amasız ve fakatsız bir biçimde arkasındayız. Türkiye haklarına yapılmış bu muhteşem barış ve kardeşlik teklifini gerçekleştireceğimizin bunun mücadelesini sonuna kadar yürüteceğimizin sözünü buradan hepinizin huzurunda sözünü veriyorum. Yolumuz açık olsun.” 

27 Şubat çağrısının yıl dönümünde konuşan Tülay Hatimoğulları, “Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır. Gecikmeden politika üretilmeli ve net bir yol haritası belirlenmeli, somut ve güven verici adımlar atılmalıdır” dedi. Tuncer Bakırhan ise “Barış tek taraflı adımlarla sağlanamaz. Tek taraflı fedakarlıklar ile barış inşa edilemez” dedi.

Bakırhan: 27 Şubat tarihsel bir iradenin adıdır

Ardından konuşan Tuncer Bakırhan ise şunları söyledi:

“Biraz önce sinevizyonda da izlediniz. Bu süreçte büyük emeği katkısı olan sevgili Sırrı Süreyya Önder’i sevgi ve saygıyla yad ediyorum. Onlara bir kez daha sözümü yeniliyoruz; bu topraklarda bir ama bir gün mutlaka adil ve eşit özgür bir yaşamı kuracağımızın sözünü veriyoruz. Değerli arkadaşlar; tarih bazen kendini tekrar eder, hızlı işlemez ama bazen çok önemli çıkışlar açıklamalar, olaylar ve olgular tarihi hızlandırır. 27 Şubat öncesi Türkiye büyük bir umutsuzluk içiresindeydi. Bir kaous kriz ve çözümsüzlük ülkede hüküm sürüyordu. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yapmış olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile birlikte yeni bir tarihin eşiğine geldik. 27 Şubat; yüz yıllık düğümün çözülmesi için ortaya konulmuş tarihsel bir iradenin adıdır. Bu topraklar, bin asırdır Kürt meselesini çözemiyor, 27 Şubat çağrısı, demokratik siyaset, hukuk ve toplumsal bir uzlaşıyla başta Kürt meselesi ve demokratikleşme sorunlarımızı çözme kararlılığıdır. Bu siyasi irade, Ortadoğu’nun kadim topraklarına düşen bir barış cemresidir.

‘Artık bir eşiği aşmak zorundayız’

Barış tek taraflı adımlarla sağlanamaz. Tek taraflı fedakarlıklar ile barış inşa edilemez. Dolayısıyla devletin de bu barış iradesinin ağırlığına uygun bir pratik içerisinde olmasını bir kez daha yeniliyoruz. Devlet ve yürütme erki Sayın Öcalan’ın çözüm temposuna denk düşen ciddiyet ve kararlılıkla bu süreci ileri taşımakla yükümlüdür. Artık sorumluluk, devlet ve yürütme erkindedir. Artık bir eşiği aşmak zorundayız. Bir yıldır aynı eşikte bekleyip duruyoruz. Barış için de birlikte yaşam kararlılığı artık pratiğe dönüşmelidir. Eminim, Tülay Başkan’ın da söylediği gibi yaptığımız binlerce toplantının temel düşüncesi de buydu. Somut adımlar, pratik adımlardı. Meclis komisyonunun raporunu da belirtilen yasal adımların da bu mübarek Ramazan ayının bütünleştirici ruhuna yakışır bir şekilde artık hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyoruz. Artık barışın hukuku yazılmalı, yasal ve anayasal güvence mekanizmaları işletilmelidir. Tarihsel ve toplumsal barışın tesisi için Sayın Öcalan’ın rolü, pozisyonu veya yasal statüsü net bir şekilde tanınmalı ve güvence altına alınmalıdır. Sayın Öcalan’ın 16 Şubat günü heyetimiz ile yaptığı görüşmede çok önemli bir şey söyledi. Sayın Öcalan, ‘Kürtsüz Cumhuriyet’ olmaz demiş. Biz de Cumhuriyet Kürtsüz olmaz diyoruz ve artık bunun gerekliliklerinin yerine getirilmesini de buradan dile getiriyoruz.

’27 Şubat çağrısını tüm inancımızla sahipleniyoruz’

Bizler DEM Parti olarak, her türlü provokasyona, her türlü baskıya rağmen, demokratik siyasetteki ısrarımızı devam ettireceğiz. Çözümün yegâne zeminin demokratik siyaset olduğunu söylemeye devam edeceğiz. Yeni bir toplumsal mimari ve bütünleşmeyi yasa ve ilkeye dayanarak inşa etmek temel hedefimizdir. Tarihe açıkça not düşüyoruz: DEM Parti nerededir diyenlere bir kez daha bu salonda yanıtımızı veriyoruz. 27 Şubat çağrısını tüm inancımızla destekliyor ve sonuna kadar sahipleniyoruz. Sahiplenmeye devam edeceğiz. Sayın Öcalan’ın demokratik siyaset çabasının ve barış iradesinin arkasında olmaya devam edeceğiz.”

 


Editör: N. Cingirt
Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.