Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, darbe teşebbüsü sırasında Kara Harp Okulu'nda görevli olan ve "Anayasa'yı ihlal suçuna yardım" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan eski astsubay başçavuş Fatih Bozkurt'un bireysel başvurusunu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, başvurucunun "suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği" yönündeki iddiasını reddederek, verilen cezada bir hak ihlali bulunmadığına hükmetti.
Anayasa Mahkemesi (AYM), darbe girişimi davalarındaki yargılamalara emsal teşkil edecek bir karara imza attı. Kara Harp Okulu'nda (KHO) Dekanlık Öğretim Destek Şube Müdürlüğünde astsubay başçavuş olarak görev yaparken darbe girişimi soruşturması kapsamında yargılanan ve 12 yıl 6 ay hapis cezası alan Fatih Bozkurt'un bireysel başvurusu sonuçlandı.
Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından da cezası onanan başvurucu, AYM'ye yaptığı başvuruda; hakkında tatbik edilen hukuk kurallarının "öngörülemez nitelikte uygulandığını" ileri sürerek Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan "suçta ve cezada kanunilik" ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişti.
Başvurucu savunmasında ayrıca, teslim aldığı silahın mühimmatsız olduğunu ve silahı yanında taşımayarak bir odada bıraktığını belirtmişti.
AYM: "BAZILARI KİŞİSEL İNİSİYATİF KULLANARAK SİLAH ALMADI"
AYM Genel Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede, yerel mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararının gerekçeleri incelendi. Kararda, darbe girişimi yaşandığının saat 03.00 ve sonrasında her yönüyle anlaşıldığı belirtilerek, o gece KHO'da bulunan personelin farklı tutumlarına dikkat çekildi.
AYM kararında, bazı personelin kanunsuz emirlere muhatap olmamak için okuldan ayrıldığı veya inisiyatif kullanarak silah almadığı; yerel mahkemenin de bu kişiler hakkında "icrai hareketlerde bulunmadıkları" gerekçesiyle beraat kararı verdiği hatırlatıldı.
"SİLAHIN MÜHİMMATSIZ OLMASI SONUCU DEĞİŞTİRMEZ"
Anayasa Mahkemesi, başvurucu Fatih Bozkurt'un durumunu ise şu tespitlerle değerlendirdi:
- Darbe Olduğunu Biliyordu: Başvurucunun kendi ifadelerine göre, saat 01.30 sıralarında televizyon yayınları ve çevresindekilerin anlatımıyla darbe girişimi yaşandığı konusunda bilgi sahibi olduğu anlaşıldı.
- Kanunsuz Emre Uydu: Başvurucunun rütbesi, tecrübesi ve konumu itibarıyla silah alma emrinin kanunsuz olduğunu değerlendirebilecek durumda olmasına rağmen, bu emre uyarak silahı teslim alma yönünde irade gösterdiği vurgulandı.
- Silahın Korkutucu Gücü: Başvurucunun "silah mühimmatsızdı" savunmasına karşı AYM; silahın darbe girişiminin anlaşıldığı bir saatte alınmasının, silahın korkutucu gücünün ve yeni bir emir halinde ulaşılabilecek bir yerde bulundurulmasının, suçun işlenmesi açısından tek başına "elverişli araç" olduğuna kanaat getirdi.
İHLAL İDDİALARINA RET
Kararın sonuç bölümünde, yerel mahkemenin; "başvurucunun silah alınması şeklindeki kanunsuz emre uyarak, kendisine verilecek emirleri beklemek suretiyle Anayasa'yı ihlal suçunu işleyen diğer faillerin eylemlerine yardım ettiği" yönündeki tespitlerinin temelsiz veya öngörülemez olmadığı ifade edildi.
Bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, olayda Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edilmediğine hükmetti.
Editör: N. Cingirt






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.