Murat Sabuncu: Türkiye tarihinin en önemli siyasî davalarından biri başlarken
Murat Sabuncu: Türkiye tarihinin en önemli siyasî davalarından biri başlarken
9.03.202606:12
Haber Merkezi
117

Türkiye tarihinin en önemli siyasî davalarından biri başlarken tahminim: İlk seçimler İmamoğlu referandumuna dönüşecek

Uzun sürecek dava nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, İmamoğlu nerede olursa olsun, önümüzdeki seçimler bir anlamda halkın ‘yargı eliyle siyaset dizaynı’ konusunda referandum anlamını da taşıyacak.  Yani İmamoğlu referandumuna dönüşecek. Mahkeme salonunda başlayacak süreç, muhtemelen Türkiye’nin siyasî geleceğine dair daha geniş bir tartışmanın kapısını açacak

Bugün başlayacak İBB Davası öncesi Ekrem İmamoğlu’nun BBC Türkçe’ye verdiği söyleşideki önemli cümlelerden biri şuydu:   

“İktidar yargı kumpasıyla rakibini oyun dışına ittiğinde, 'Tamam o zaman başka adayla yarışalım' dersek bugün İmamoğlu'na yapılan, yarın da başkasına yapılır. Bunu da görmek, buna uygun davranmak lazım.” 

İmamoğlu kendisiyle ilgili adaylık tartışmaları sorusu üzerine bu yanıtı vermiş. Yanıttaki ‘bugün bana, yarın başkasına’ kritik bir nokta. Gerçekten de bir ülkede hukuksuzluk başladığında ne zaman-kimin kapısında duracağı belli olmaz-olmuyor. Bu siyasî davalarda da böyle ekonomik olanlarda da. İBB davasında da Kobani davasında da diplomada da hep böyle. Ve Türkiye’de bazı davalar yalnızca mahkeme salonlarında görülmüyor, o salonla sınırlı kalmıyor. Toplum izliyor, siyasi tarihin içinde yer tutuyor. 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında başlayan dava, Türkiye’de yalnızca yerel bir siyasî aktörün yargılanması anlamına gelmiyor. Bu süreç aynı zamanda ülkenin demokrasi, kurumlar ve siyasal rekabet kapasitesi üzerine bitmeyen sorulara yenilerini ekliyor. İmamoğlu davası aslında Türkiye’de rekabetçi siyasetin sınırları nerede başlıyor, nerede bitiyor, rekabet mümkün mü konularını da gündeme taşıyor. 

Türkiye son on yılda giderek daha merkezileşmiş bir siyasal sisteme doğru evrildi. 2017 anayasa değişikliği ile kabul edilen başkanlık sistemi yürütme gücünü büyük ölçüde tek elde topladı. Bu dönüşüm, siyasal rekabetin doğasını da değiştirdi. Bu yeni sistem içinde yerel yönetimler özellikle İstanbul gibi metropoller yalnızca belediyecilik kurumları değil, aynı zamanda ulusal siyasetin alternatif güç merkezleri haline geldi. 

İstanbul’un Türkiye siyasetindeki yeri yalnızca demografik ya da ekonomik değil, aynı zamanda tarihsel bir anlam da taşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yükselişi de 1994’te İstanbul belediye başkanlığını kazanmasıyla başlamıştı. Bu nedenle İstanbul’daki her siyasî mücadele, Türkiye’nin genel siyasî yönelimi hakkında ipuçları taşıyor. 2019 yerel seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun iki kez kazandığı İstanbul seçimi bu açıdan kritik bir kırılma yarattı. Muhalefet uzun yıllar sonra ilk kez büyük bir metropolde iktidarı devralmış ve bu durum Türkiye’de seçim rekabetinin hâlâ mümkün olduğunu göstermişti. İmamoğlu hakkında başlayan dava da tam olarak böyle bir eşikte duruyor. Bir belediye başkanının yargılanması meselesi olmanın çok ötesinde bu dava, Türkiye’de siyasetin nasıl şekillendiğini-şekilleneceğini, muhalefetin nasıl konumlandığını ve iktidarın güç kullanımının sınırlarını tartışmaya açıyor. Bu gücü çok uzun süre Kürt siyasi hareketi üzerinde uygulayan iktidar 2024 yerel seçimlerindeki muhalefetin memleket genelindeki başarısı ardından ‘kurucu parti CHP’ye karşı da’ göstermeye çalışıyor. 

YAZININ DEVAMI..Türkiye tarihinin en önemli siyasî davalarından biri başlarken tahminim: İlk seçimler İmamoğlu referandumuna dönüşecek


Editör: N. Cingirt
Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Büyük işgal projesi ve İran
Her Taraf
8.03.2026
Büyük işgal projesi ve İran