TKP 7. KONGRESİ HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ: “KOMÜNİZM İNSAN İÇİNDİR”
TKP 7. Kongresi hakkında bir değerlendirme konusuna girmeden önce, bu Kongre’yi neden heyecanla karşıladığımı öznel siyasi hayatımın kısa özetiyle anlatmaya çalışacağım.
7. Kongreyle ilgim, yalnızca 1974 yılında TKP saflarında yer almış olmamdan ya da TKP’nin legal kolu TİP’e 1962 sonu ya da 63 başında partinin Zeytinburnu ilçesinde üye olmamdan ibaret değil. Bir tesadüf sonucu Antakya’da doğmuş ve tüm gençlik yıllarımı bu şehirde geçirmiş olmamla ilgili. O halde Antakya hakkında birkaç söz söyleyeyim.
Antakya Suriye’nin İskenderun Livasına bağlı bir şehirken Fransa tarafından işgal edilmişti. İşgal boyunca bu şehirde yaşayan çocuklar, çok sonra benim de okuduğum Antakya Lisesi’nde Fransızca eğitim görmüşlerdi. Türk devletinin Suriye Livası’nı ilhak etmesine kadar Antakya halkı bu devletin eğitim sisteminin etkisi altında kalmamıştı. Arap-Türkmen-Kürt-Ermeni-Rum-Yahudi kültürüyle, Alevi, Sünni, Ortodoks, Katolik-Hristiyan, Musevi dinleriyle Fransız kültürünün iç içe geçtiği bir ortamda manevi şekillenmesini gerçekleştirmişti. Evimizin duvarında “Tavus Kuşunu” resmeden bir halı olduğunu ve evimizin Yahudi yıldızıyla süslü ikince el mobilyalarını hatırlıyorum. Yolda karşılaşan ahbaplarını “bonjur madam e mösyö” diye selamlayan insanları da. Bunlara Nakşibendi şeyhinin torunu Sivaslı babamla, Selanik göçmeni Anneannemin ve “İstiklal madalyalı” ve Celal Bayar’ın hemşehrisi dedemin kızı annemin zıt kültürel evliliğini de eklersem nasıl bir ortamın insanı olduğum aşağı yukarı anlaşılır. Benden küçük iki kardeşim Ayşe Nur ve Mehmet Arif artık yaşamıyor.
Üç kardeşin tüm hayatlarına Antakyalılığın damga vurduğunu söyleyebilirim.
Benim daha lise birinci sınıftan başlayarak TKP’yle ilişkim işte bu tesadüfi Antakyalılığımın sonucudur.
Fransız işgalinin biricik olumlu sonucu Fransız komünistlerinin Antakyalı aydınlar üstündeki etkisidir. TKP tarihini didik didik edenlere işgal öncesi ve sonrası Antakyalı TKP’lileri araştırmalarını tavsiye ederim. Benim çocukluk yaşlarımda tanıdığım ilk TKP üyesi Yalçın Özgönül’dür. İleri yaşlarında 1970’li yıllarda faşistler tarafından evinin bahçesindeki bir ağaca asılarak hayatını kaybetti. Bisikletçi Hikmeti, bana Gazap Üzümleri kitabını veren ismini unuttuğum Kasabımızı, TKP’nin sanıyorum Yeryüzü adlı legal dergisinin sorumlu müdürü Av. Abidin abiyi, Taşlıtarla isimli şiir kitabını yazan Antakyalı TKP’li büyük şair Süleyman abiyi, bu arada sonradan değişime uğrasa da yine TKP’li Cemil Meriç’i, beni bu saydığım TKP’lilerle lise ikinci ve üçüncü sınıflarda tanıştıran sınıf arkadaşım Ataman’ı rahmetle anıyorum.
Kısaca benim TKP’yle ilişkim, büyük bir tesadüfle Antakya’da doğmuş olmamın sonucudur. O nedenle Üniversite’ye ayak bastığım yıl, Anneannemin Sultanahmet’teki evinde uzun süre oyalanmadım ve Çimento Fabrikasının tam karşısında, az ilerisinde Emayetaş, sonra Bozkurt Mensucat’ın yükseldiği Zeytinburnu Sümer Mahallesinde, Bulgaristan göçmeni Salih Pehlivan’ın gecekondusuna bitişik dükkandan bozma odasına taşındım ve TİP’nin gençlik kolunda çalışmaya başladım. İlk gözaltına alınışım 1963 yılında askeri tıbbiye öğrencilerinin Brecht’in Sezuanın İyi İnsanı adlı eserinin sahnelendiği tiyatroyu basmasına karşı protesto gösterisine katıldığım sırada gerçekleşti. O günden sonra Sansaryan Hanı’nın, Sultanahmet’in, Maltepe Zırhlı Tugay hapishanesinin kıdemli misafirleri arasında öyle yıllar boyunca değil, kısa aralıklarla yer aldım. Enternasyonal marşını, bas bariton sesli, Vatan Partisi eski üyesi Osman İşçi yoldaştan 1960’lı yıllarda öğrenmiştim. İşçi Mehmet Ülker’i, Hüseyin Kazancı’yı, felsefe öğretmenliğinden tornacılığa terfi eden Zeytinburnu İlçe Başkanı Cemal Güner’i hasretle hatırlıyorum.
İşte TKP’nin 7. Kongresi haberini aldığım zaman ruh halimin öyküsü böyledir. 7. Kongrede çocukluktan ilk gençliğe ayak bastığım yıllardaki hayalimin neredeyse yok olduğunu sandığım bir esnada 7. Kongre haberini sevinçle karşılamam bu nedenledir.
Ama sevincimin daha büyük nedeni var. Çocukluk hayalim 1974’te TKP üyesi olduğum gün gerçekleşmişti, İ. Bilen yoldaşı, Aram Pehlivanyan yoldaşı, Şekibe Yamaç yoldaşı, Bulgaristanlı Türk enternasyonalistlerini, SBKP'li, SED'li, özellikle Slovakyalı komünistleri tanımıştım, ama ilk Atılım yıllarında elde ettiğimiz büyük başarılardan sonra, 12 Eylül darbesi ve Gorbaçovcu karşı devrimle birlikte diğer yoldaşlarla yüklendiğim krizli yıllardaki başarısızlığımızın sorumluluğu nedeniyle 7. Kongreyi toplayan bizden sonraki kuşağın TKP’yi “bitti” denilen bir noktadan “bitmedi” denilen bir noktaya getirmesini çocukluk hayalimin yeniden gerçekleşmesi olarak gördüm.
Yalçın abinin de ipin ucundayken sanki bugünleri görüyormuş gibi mutlulukla son nefesini verdiğini hayal etmekteyim.
Artık doksanıncı yaşa doğru seksen yılın birinci yılında 7. Kongreyi toplayan yoldaşlarımı minnet ve saygıyla kucaklıyorum.
TKP’li ömrümün doğrusu ve yanlışı ile sonuna doğru bana yaşama sevinci veren 7. Kongremizi selamlıyorum.
Yazım burada bitiyor. “Hani 7. Kongreyi değerlendirecektin” diye sorabilirsiniz. Değerlendirdim işte: Antakyalı bir çocuğun komünizm hayalini yeşerten bir Kongreden daha değerli ne olabilir? Komünizm insan içindir.
Editör: N. Cingirt






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.