Türkiye’nin tüm siyasi partilerinin liderleri, temsilcileri, elbette cumhurbaşkanı, bir araya gelerek hem içeride birikmiş problemleri hem de bölgenin getirdiği riskleri konuşabilir, farklı fikirlerden ortak bir yol haritası çıkabilir. Zor zamanlarda kutuplaşmak değil ortaklaşmak, yan yana durmak gerekir.
İsrail ve ABD’nin İran’a saldırılarının üçüncü haftası geride kaldı. Tablo, savaşın tarafları için de tüm dünya için de ağırlaşıyor. ABD Başkanı Trump sosyal medya hesabından İran’a Hürmüz Boğaz’ını tamamen açması için ‘Salı sabahı üçe kadar süre’ verdi. Aksi takdirde İran’daki enerji santrallerini vuracağını söyledi. İran da böyle bir durumda Körfez Bölgesi’ndeki ABD bağlantılı enerji tesislerini, deniz suyu arıtma tesislerini hedef alacağını duyurdu. Sivillerin doğrudan-dolaylı hedef alındığı durum belirginleşiyor-artıyor.
Hürmüz Boğaz’ı neden önemli? Çünkü dünyadaki petrol ve LNG’nin yüzde yirmisi buradan geçiyor. BBC’ye konuşan Uluslararası Enerji Ajansı Direktörü Fatih Birol dünyanın "tarihin en büyük küresel enerji güvenliği tehdidiyle" karşı karşıya olduğunu söyledi. Normale dönmenin aylar süreceğini anlatan Birol evden çalışmadan elektrikli ocaklara geçişe bir dizi öneride bulundu.
Sadece enerji değil buradan tarımsal alandaki en önemli girdilerden gübre ticareti de yapılıyor ve bunun aksaması dünyada gıdaya ulaşımı zorlaştıracak.
T24’te Gürkan Akgüneş’in yazısı durumun vahametini ortaya çıkarıyor..
‘Basra Körfezi, dünyanın en ucuz doğalgaz rezervlerinin üzerinde yer alıyor. Doğalgaz ise gübrenin kalbi. Amonyak oradan üretiliyor, üre oradan çıkıyor, azot oradan geliyor. Ve o azot olmadan buğday büyümüyor, mısır gelişmiyor, pirinç verim vermiyor. Rakamlar net; Körfez ülkeleri küresel üre ihracatının yaklaşık yarısını, amonyak ihracatının üçte birini karşılıyor. Dünyada ticareti yapılan gübrenin önemli bir kısmı Hürmüz’den geçiyor. Boğaz kapandığında sadece gemiler durmuyor. Toprak da duruyor. Bugün yaşanan tam olarak bu. Hürmüz’de gemi trafiğinin aksamasıyla birlikte enerji fiyatları yükseldi. Enerji yükselince gübre pahalandı. Gübre pahalanınca çiftçi geri çekildi. Ve zincir başladı. Bank of America’ya göre gübre fiyatlarında artış yüzde 30-40’ı buldu. Bazı piyasalarda üre fiyatı ton başına 200 dolardan fazla arttı. Güneydoğu Asya’da gübre fiyatları yüzde 40’ın üzerinde yükseldi. Bu sadece bir maliyet artışı değil. Bu, üretim kararının değişmesi demek. Eğer Çiftçi daha az gübre kullanırsa verim düşer. Bazı ürünler hiç ekilmez. Özellikle azot bağımlısı mısır ve buğday gibi ürünlerde bu etki daha sert hissedilir.’
YAZININ DEVAMI İÇİN LİNKİ TIKLA...
Editör: N. Cingirt






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.