Cumhur İttifakı kurmaylarından Halep değerlendirmesi: Öcalan’ın daha aktif devreye sokulması gerekiyor; bir kalkışma, Mazlum Abdi’nin haberi yoktu
Cumhur İttifakı kurmaylarından Halep değerlendirmesi: Öcalan’ın daha aktif devreye sokulması gerekiyor; bir kalkışma, Mazlum Abdi’nin haberi yoktu
16.01.202609:07
Haber Merkezi
276

AK PARTİ ve MHP kurmayları, çözüm süreci kapsamında görüşmelere ve çalışmalar ilerlerken Halep’ta yaşananlara ilişkin değerlendirme yaptı. “Abdullah Öcalan’ın daha aktif devreye sokulması, akla karanın ortaya çıkarılması gerekir” diyen kurmaylar, yaşanan olayları bir “kalkışma” olarak niteleyerek SDG yönetiminden bağımsız gerçekleştiğini, Mazlum Abdi dahil konu halkında bilgilerinin olmadığını savundu.

Nefes yazarı Nuray Babacan, Cumhur İttifakı kurmaylarının çözüm süreci ve Halep’te yaşananlara ilişkin değerlendirmelerini aktardı.

SDG’nin Halep’te çatışmaya girmesinin uzlaşmayı kesintiye uğratmak için yapılmış bir deneme olduğunu aktaran kurmayların ifadelerini aktaran Babacan'ın yazısı şöyle: 

"'Halep’te sürece ecinniler karışmış' sözleri, iktidar partisi kurmalarına ait.

“Halep’teki olay, bir deneme. Hem Suriye’de hem Türkiye’deki uzlaşmayı kesintiye uğratmak için planlanmış bir kalkışma. ‘Halep kalkışması’ olarak anılacaktır bundan sonra. Çünkü, Kandil’den bölgeye bir sızıntı olduğu belirtiliyor. Verilen bilgilere göre Mazlum Abdi’nin bundan haberi yok. SDG yönetiminden bağımsız gerçekleşen bir hareket olarak değerlendiriliyor…”

Geçtiğimiz günlerde buna benzer yazılar kaleme alınmıştı. Cumhur İttifakı mensupları kendilerine ulaştırılan istihbarat bilgileri ışığında benzer değerlendirmeler yapmaya başladılar. 

“Aynı Cizre ve Sur’daki hendek olayları gibi. O gün süreci sabote etmek için yaratılan bir kalkışmaydı. O dönemin yönetimine, ‘güçlü olduğumuz bir noktadayız, buraları alabiliriz’ mesajı iletilmişti, sonucunu gördüler. Benzer bir oyun planlandığını ve Kandil’in içinden bir grubun harekete geçtiği anlatılıyor. Bu nedenle Abdullah Öcalan’ın daha aktif devreye sokulması, akla karanın ortaya çıkarılması gerekir.

‘Müzakerelerin artık Ankara’da yürütülmesi gerekir’ diyenlere kulak asmak gerekir. Artık başkalarının çatısı altında değil, bizim ev sahipliğimizde yürütülmelidir. Kendileri açısından büyük bir hataydı Halep olayı. Türkiye dahil, karşı tarafın güven duygusunu zedelediler. Tam da bunun için planlanmış olma olasılığı var. Kandil’in bir kanadının açılım dahil her türlü uzlaşıyı sabote etme girişimi olduğu biliniyor…”

"MHP'de tavır değişikliği görülmüyor"

İktidar partisinde MHP yönetiminin açılım süreciyle ilgili kullandığı dilin sertleşmesinin nedenleri de konuşuluyor. Kimse bunu MHP’deki tavır değişikliği olarak görmüyor. MHP yönetiminin ve devletin kullandığı dilin, bir nevi müzakere olduğu belirtiliyor. ‘Karşı tarafa kendi açısından kırmızı çizgilerini gösteriyor. Bu süreçle ilgili olumsuz bir anlam taşımaz ama sınırları göstermesi açısından anlamlıdır” değerlendirmeleri yapılıyor.

Açılım sürecine olası etkiler, dış güçlerin müdahalesi gibi bilinen nedenlerin dışında her iki tarafın yaşadığı zorlukların anlaşılması gerektiğini dile getiren siyasilerin, işin sosyolojisine yönelik analizleri şöyle;

“Süreç kolay değil. Herkes esvap değiştiriyor. Son 20 yıldan beri üzerinde olan elbiselerini değiştiriyorlar, o kadar kolay değil. Şara’ya bile kravat taktırdılar. Böylesine radikal değişimler kolay değildir. Dolayısıyla sancılı olması normal.

Her değişimde, arkanızdaki kitleye hesap vermek zorundasınız. Bu partiler için de örgütler için de geçerli. Kapalı kapılar ardında ABD’nin de içinde olduğu müzakereler var. Bir yandan müzakere, bir yandan mücadele devam ediyor diyebiliriz. Yani yumurtaları kırmadan üzerinde yürümeye çalışıyorlar.

"Taban baskısı en yüksek parti DEM"

DEM yönetimi, zaman zaman zora düşüyor. Talepleri çok maksimalist. Elini bu kadar yukardan açınca karşı tarafa da antipatik geliyor. Onların söylemlerini dengelemeleri gerekiyor. Zorlukları olduğu biliniyor. Çünkü taban baskısı en yüksek olan parti onlar. Ayrıca farklı gruplar ve taleplerle baş etme zorluğu içindeler.

Eğer DEM zor durumda bırakılırsa, bu kez taban bölünür ve bu boşluğu dolduracak başka yapılar devreye girer. Kandil ve PKK’nın tek parça olmadığını herkes biliyor. KCK’nın son açıklamaları da bunu gösteriyor. O yüzden DEM’in bir bütün olarak kalması devletin yararınadır. DEM’lilere destek vermek gerekir. Bazen devlet içindeki fazla güvenlikli bakış açısı, liderlerin de kafasını karıştırıyor olabilir…”


Editör: N. Cingirt
Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.