Roj Girasun: “Demirtaş’ın lider görülmesi, Öcalan’ın tarihsel rolünü daha işlevsel kılabilecek, temas alanlarını genişletebilecek bir etki yaratabilir.” “Demirtaş, Kürt siyasetinin muhtemel en güçlü cumhurbaşkanı adayı önümüzdeki seçimlerde.”
Rawest Araştırma Genel Müdürü Roj Girasun, T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuştu.
Girasun, Rawest’in Mayıs 2024 tarihli DEM Partililerin 3’te 2’sinin HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı lider olarak gördüğü sonucu çıkan ve “Kürtlerin ilk sivil lideri Selahattin Demirtaş” başlığıyla sunulan kamuoyu araştırmasına gelen Abdullah Öcalan vurgulu tepkilerle ilgili soruya şöyle yanıt verdi:
“Demirtaş ile Öcalan’ın iki farklı liderlik tarzının birbirini tamamlayan rollere dönüşmesi mümkün”
“Abdullah Öcalan’ın tarihsel rolü ve kült liderliği geniş bir kabul görüyor. Selahattin Demirtaş’a dair bir liderlik atfının ise zaman zaman Öcalan’a karşı bir pozisyon alma olarak değerlendirilebildiği görülüyor. Bu okuma biçimi de olağan olmayan ve sert tepkiler üretebiliyor.
“Oysa iki farklı liderlik tarzı birbirinin alternatifi olmak zorunda değil. Farklı mecralarda işlev gören, hatta birbirini tamamlayabilen rollere dönüşmeleri mümkün.
“Demirtaş’ın liderlik pozisyonunun güçlenmesi ‘Öcalan’ın önderliğini zayıflatır’ kaygısı var”
“Tartışmalarda açıkça ifade edilmeyen asıl rahatsızlık, Öcalan ile Demirtaş arasında bir karşılaştırma yapılması ihtimali. Demirtaş’ın liderlik pozisyonunun güçlenmesinin, Öcalan’ın önderliğini zayıflatabileceği yönünde bir kaygı olduğu anlaşılıyor.
“Demirtaş ile Öcalan farklı alanlara hitap eden iki ayrı liderlik biçimini temsil ediyor”
“Bu kaygıyı taşıyanlar çoğu zaman iki önemli sebeple yanılıyor. Birincisi, Öcalan, tarihsel mücadele içinde şekillenmiş bir lider ve bu tür liderliklerin yerine bir başkasının ikame edilmesi mümkün değildir. İkincisi, Demirtaş ve Öcalan benzer bir sosyolojik zeminden gelseler de farklı alanlara hitap eden iki ayrı liderlik biçimini temsil ederler. Bu nedenle biri diğerinin alternatifi olarak okunamaz.
“Demirtaş’ın lider olarak görülmesi, Öcalan’ın misyonunu zayıflatmak zorunda değil. Aksine, doğru bir çerçevede ele alındığında, Öcalan’ın tarihsel rolünü daha işlevsel kılabilecek ve temas alanlarını genişletebilecek bir etki yaratabilir.”
“Erdoğan sürecin geldiği yer itibarıyla ‘Bana yarayacak’ diye düşünüyor”
Röportajın diğer bölümlerinde Girasun’un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Devam eden sürece Bahçeli’nin Erdoğan’ı jeopolitik gereklilik üzerinden ikna ettiği düşüncesindeyim. Nasıl önceki süreçte Gül, Atalay, Babacan, Davutoğlu çözüm süreci için Erdoğan’ı demokratikleşme ajandasıyla ikna ettiyse, bugün de Bahçeli jeopolitik ajandayla ikna etti. Güvenlik zemininde bütünleşme ihtiyacı üzerinden konuşa konuşa ikna edildi. Süreç içinde MHP’nin İsrail ve Ortadoğu üzerinden okumaları ve kaygıları haklı çıktı.
“Erdoğan da tam o şekilde ikna oldu sürecin devamına ve geldiği yer itibarıyla da ‘Bu iş bana yarayacak’ diye düşünüyor. Yani Erdoğan aslında bugün seçim hesapları üzerinden sürece ikna.
“Erdoğan karşıtlığı törpülenmiş durumda”
“Sürecin başladığı günden bu yana Erdoğan’a destekte anlamlı bir artış yok ama karşıtlığı törpülenmiş durumda. Ancak Kürt toplumu açısından asıl seçim tercihlerini belirleyecek gelişmelerin yaşanacağı süreç yeni başlıyor. Bugüne kadar örgütün ikna olması, yöneticilerinin ikna olması gerekiyordu. Şimdi sürecin toplumsallaşıp toplumsallaşamayacağını göreceğimiz ikinci devre başlıyor.
“2015’te Erdoğan eğer seçilecekse demokratik bir Türkiye’yi de tercih edebileceği, yerel yönetimlerin daha güçlü olduğu bir başkanlık sistemini de tercih edebileceği bir yerdeydi. Ama sonra başka bir rotaya girdi. Bugün de yeniden seçilebilmeye süreç yoluyla erişmek istiyor olabilir. Yani böyle bir hesabı olabilir ama toplumun onun bu talebine ne yanıt vereceği çok farklı değişkenlere bağlı. Muhalefetin adayına, sürecin seyrine ve Kürt siyasetinin tavrına bağlı.”
“Demirtaş bu süreçte daha çok parlayabilir”
“Demirtaş bir ihtiyacın ortaya çıkardığı, toplumsal desteğin arkasında olduğu organik bir aktör. Kürt siyasetinin önemli bir kısmından ayrışmasının temel nedeni de bu. Kendi başına bir anlamı olan bir kamusal karşılık üreten bir aktörden bahsediyoruz. Ve bunu kanıtlamış birinden bahsediyoruz.
“O yüzden Kürt siyasetiyle veyahut işte başka bir alanda gerilimleri olabilir. Ama Demirtaş buna rağmen bu sürecin parlatacağı bir isim. Bu sürece rağmen değil, biraz da bu süreç sebebiyle daha çok parlayabilecek bir isim zaten.
“Demirtaş, Kürt siyasetinin önümüzdeki seçimdeki muhtemel cumhurbaşkanı adayı”
“Demirtaş’ın içeride olduğu bir süreç zaten olamaz. Bir kamusal karşılık üretemez. İstenilen herhangi bir siyasal etki de yaratamaz. Silahlar bırakıldı. Bundan sonra bir anayasa, bir seçim matematiği konuşulacak. Demirtaş’ın olmadığı bir denklemde bu konular hangi düzlemde konuşulacak? Türk-Kürt kamusal alanın üzerinde etkisi olan bir isimden bahsediyoruz.
“Kürt siyasetinin önümüzdeki seçimdeki yine muhtemel cumhurbaşkanı adayından bahsediyoruz. Buna hem inanıyorum hem de öyle öngörüyorum.”
Girasun, “Demirtaş serbest kalırsa ‘evine dönüp’ siyasetten uzak kalır mı?” sorusuna şöyle yanıt verdi:
“Hayır. Söylediğim gibi Demirtaş, Kürt siyasetinin muhtemel en güçlü cumhurbaşkanı adayı önümüzdeki seçimlerde. Açık uçlu sorularda, ‘Kimi cumhurbaşkanı adayı olarak görmek istersiniz?’ sorusuna verilen cevaplarda Kürt siyaseti içerisinde girebilen tek isim Selahattin Demirtaş. Yani bütün kamuoyu araştırmalarında. Demirtaş Kürt siyasetin nezdinde, Kürt siyasetinin bütün aktörleri içerisinde, Kürt siyasetinin bütün aktörleri içerisinde en muteber isim, yani itibar puanı en yüksek isim.”
“Suriye’de Kürt siyasetine alan açılıyor; Kürtler güvenlikçi hattan siyasete geçiş yapıyor”
Girasun, Suriye hükümeti ile SDG arasındaki süreçle ilgili de şunları söyledi:
“Son anlaşmayla kendi doğal siyasi sınırlarına çekilen bir SDG ve defakto otonom kabul alarak anlaşmayı imzalamış bir YPG var. Yani bir miktar teritoryal bütünlüğün korunduğunu görüyoruz. Ama burada asıl önemli olan Kürt siyasetine alan açılıyor olması. HTŞ ve El Şara geçen bir yıl içinde, örgütten devlete bir geçiş sağlayabildi.
“İşte şimdi de Kürtlerin Suriye’de güvenlikçi hattan siyasete geçiş yapmaya başladığını görüyoruz. Bence buradaki asıl kazanım bu. Mazlum Abdi’nin Münih Güvenlik Konferansı’na katılımıyla, Suriye Dışişleri Bakanı’nın ABD Dışişleri Bakanı’yla yaptığı görüşmedeki heyete dahil edilmesiyle birlikte bir meşruiyet transferi oluştu. Suriyeli Kürtler güvenlik alanından siyaset alanına geçiş yaptı. Ve Ankara’nın da bir biçimde buna razı olduğunu görüyoruz.”
Editör: N. Cingirt






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.