Elif ÇAKIR
ABD Başkanı Trump tarafından uluslararası hukuk kuralları alaşağı edilerek kaçırılan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro dün elleri ve ayakları kelepçeli bir şekilde bütün dünyaya ama daha çok bütün dünya liderlerine göstere göstere mahkemeye götürüldü.
Ve “narko-terörizm” suçlamasıyla federal ceza yargısının önüne çıkarıldı, sanık sandalyesine oturtuldu. Trump’ın ifadesiyle Nicolas Maduro ve Cilia Flores “ABD’nin adaletini tadacak”lar. (3 Ocak)
Buradaki kilit söz “ABD adaleti”dir. ABD adalet sistemi ABD’nin yürütme gücünü değil; bilakis yürütmenin ne kadar güçlü olursa olsun tek başına hükmedemediği, söz geçiremediği, ABD başkanlarının hukuksuz girişimlerine dur diyebilen bir gücü, ABD Başkanlarının güçleri ne olursa olsun hükmedemedikleri bir mekanizmayı — bağımsız mahkemeleri, jüriyi, usulü ve denetimi — işaret ediyor.
Trump kendine yakın savcılara iddianame hazırlatabilir, savcılara söz geçirebilir, bağırabilir, tehdit edebilir, gazete manşetlerini satın alabilir ama bir federal kolay kolay yargıca hükmedemez, istediğini yaptıramaz, istediği hükmü çıkarttıramaz. Dolasıyla bugün dünyada Trump’a “dur” diyebilecek en sert fren ABD yargı sisteminin içinden çıkacak, Trump’ın hukuksuzluğuna dur diyecek ABD yargıçları olacaktır.
***
Nitekim Trump’ın hukuksuz politikalarına ABD’nin adalet sistemi geçit vermiyor. Ben size birkaç örnek vereyim:
Trump’ın birinci başkanlık döneminde 7 Müslüman ülkenin vatandaşlarına vize yasağı getiren, ABD’de yaşayanlarının da sınır dışı edilmesini sağlayan kararnamesine ABD’li yargıç Ann Donnelly “dur” demiş, geçit vermemişti. (31.01.2017)
Trump’ın ABD’de doğan çocukların vatandaşlık hakkı elde etmesini engelleyen kararnamesine ABD’li yargıçlar “dur” dedi. (14 Şubat 2025)
ABD’de bir yargıç, Trump yönetiminin uluslararası öğrencilerin Harvard Üniversitesinde eğitim görmek için ülkeye girmelerine engel olan uygulamasına durdurma kararı verdi. (25 Haziran 2025)
Trump bir haydut gibi Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırma operasyonun düğmesine basmak için beklerken, ABD’de bir federal yargıç , Trump yönetiminin Honduras, Nepal ve Nikaragua’dan gelen binlerce göçmen için uygulanan koruma statüsünü sona erdirme girişimine “dur” dedi. (1 Ocak 2026)
***
Bizim ülkemizde alışkın olmadığımız şeyler bunlar. Bizde iktidarın hoşnut olmadığı kararları veren yargıçları HSK’nın nasıl sürgün ettiği malum. Ve artık HSK işi şansa da bırakmıyor, iktidarın yakından takip ettiği dava dosyalarına başından itibaren iktidarın hoşnut olacağı kararları verecek hakimleri getiriyor.
Dolayısıyla bütün dünyayı tedirgin eden Maduro hadisesinde tek güzel, umutlanmamızı sağlayacak şey bir mafya babası gibi herkese posta koyan Trump’ın ABD’li yargıçlara posta koyamamasıdır. Çünkü posta koymaya kalkıştığında ABD’li yargıçlardan gerekli cevabı alıyor.
Hukuksuz, antidemokratik, ABD anayasasına aykırı kararlarının mahkemelerden dönmesine öfkelenen ve yargıçları “Obama’nın yargıçları” diyerek hedef alan Trump’a direk yanıtı ABD Yüksek Mahkemesi Başkanı John Robert vermişti, demişti ki:
“Bizde Obama, Trump, Bush ya da Clinton yargıçları yok. Sadece kendilerine başvuranlara eşit hak sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yapan olağanüstü yargıçlarımız var. Bağımsız yargıya hepimizin müteşekkir olması gerekir.” (22 Kasım 2018)
Bütün bunları yazmamın sebebi, sandıktan alışılmışın üstünde bir oy oranıyla çıkan Trump, ne kadar güçlü olursa olsun, haydutluğunun ABD adalet sisteminin duvarlarına çarpacağını, haydutluğunun sonuç alamayacağı tek yer olduğunu biliyor. Nitekim “ABD’nin adaletini” kendisi de yıllardır tadıyor.
Trump birinci başkanlık döneminde Amerikan Yüksek Mahkemesi’ne Yargıç Neil Gorsuch’u aday göstermişti.
Yargıç Neil Gorsuch’a sormuşlardı: “Seni aday gösteren Başkan’dan bir telkin gelse ne yaparsın?” Gorsuch’un muhteşem cevabı şöyleydi: “Hukuk, Başkan dahil herkesten üstündür!” (1 Şubat 2017)
Maduro hakkında yargı ne karar verir, bilmiyoruz. Trump’ın emriyle karar vermeyeceğini söyleyebiliriz. Zaten mahkemeden çıkacak sonuç Trump’ın umurunda değil.
Onun ilgilendiği şey Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro nezdinde bütün dünya liderlerine “neler yapabileceğini” gösterme şovu.
Bütün dünya liderlerine bir mafya lideri gibi “hiçbirinizin garantisi yok, uyuşturucu, kaçakçılık suçlamasıyla bir gece gelir yatağınızdan alırım, beni kızdırmayın” meydanı okumasıdır.
Bu ABD’nin tipik bir “arka bahçesi” olarak gördüğü bir ülkeye yaptığı operasyon değildir. “Arka bahçesine bunları yapan Trump’ın başkalarına neler yapabileceğini gösterme operasyonudur.
O yüzden tehdit etmeye, parmak sallamaya “sizi de alırım” demeye devam ediyor. Monopoly oynar gibi, elindeki eksikleri tamamlamak isteyen hırslı bir oyuncu gibi başka ülkelere göz dikiyor. Grönland’a “ulusal güvenliğimiz için ihtiyacım” olduğunu söylüyor, tehdit ettiği Kolombiya’yla, Küba’yla, Meksika’yla İran’la hangi ihtiyacını karşılayacağını söylemediği için henüz bilmiyoruz.
“Televizyon şovu izler gibi izlediği” haydutluğu bütün dünyanın izlemesini ve kendisinden ürkülmesini istiyor.
Çünkü bir kez şov başladı mı, kimin hedef olacağını senarist belirler. Türkiye dahil dünya liderlerinin bu haydutluğa ses çıkaramamalarının nedeni bu olsa gerek.
Yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her fırsatta desteğini açıkladığı, 2019 yılındaki darbe kalkışmasında “Dik dur kardeşim, yanındayız” dedikleri Maduro’nun yaka paça evinden kaçırılmasına ses çıkmaz mıydı? Sessiz kalınacak bir dostluk ilişkisi miydi Türkiye ve Venezuela arasındaki dostluk ilişkisi. En azından Türkiye-Venezuela Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanının bir kınama yapması gerekmez miydi?
Muhalefet partilerinin “Dostunuz, kardeşiniz Maduro’ya yapılan darbeye neden sessiz kalıyorsunuz” tepkilerine yanıt üstüne yanıt veren “Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan hiçbir siyasi eylemi tasvip etmeyiz” diyen AK Partili yetkililerin, Dış İşleri Bakanlığının Maduro için de bir tek kelime etmesi gerekmez miydi? Burada elbette Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Mehmet Uçum’u daha ilk saatlerinde hukuk kurallarını alaşağı eden haydutluğa verdiği tepki için tebrik ediyorum. Ama öyle ama böyle bir kez daha farkını gösterdi
Yazarlar
-
İbrahim KahveciSiyasi riski düşürmek zorundayız 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTrump’a kızıp acısını CHP’den çıkaranlara sözüm 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİran Savaşı… 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUÜlkelere ‘kayyım’ atama dönemi mi başlayacak yoksa? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşı çözüm sürecinin yükünü ağırlaştırdı 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTahran’ı vuruyorum ama hedefim Çin! 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİran’ın gücü, rejimin zaafları 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyolİki haydut 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYADemokratik Toplum Paradigması ve Bölgesel Savaş Dinamikleri: ABD’nin İran’a Yönelik Saldırıları 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTrump usulü savaş! 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya küresel ara buzul dönemde: Türkiye’nin geleceği nasıl belirlenecek? 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanModern eşkıyalar artık her ülkenin kapısını çalabilir 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞDİLE GETİRİLMEYENLER… 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞOkullarda laiklik tartışmaları ve nesil yetiştirme gayretleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANYeni dünya düzensizliği 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİOrtadoğu Batının Eseri ama Batıyı da Ortadoğunun kaderi bekliyor 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUHatırlama: 28 Şubat dönemi… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı muhalefeti böler mi? 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURTürkiye’nin en iyi giden işi 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTanıl Bora ve 'Cereyanlar'… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.02.2026
11.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
16.01.2026
14.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
13.12.2025
30.11.2025