Hayko BAĞDAT

Garip bir salgın belirdi memlekette.
Kendimizi fazlasıyla zabıta zanneder olduk.
Dış politikamızda Mısır’dan Fas’a, Suriye’den Malezya’ya, Somali’den Bulgaristan’a her ülkenin hamisiyiz artık.
İnsanların ilgili tarihlerde, Osmanlı’dan kurtuluş törenlerini gerçekleştirdikleri meydanlarda “sizler bizim sömürgemizken hayat ne güzeldi ama” nutukları atıyoruz.
Vahşi Batı’nın ülkeleri üzerindeki hain planlarını deşifre ediyor, bizlerin zabıtalığında onlara mutu günler vaat ediyoruz.
Zamanında “Kürt diye bir şey yok” dememişiz gibi tüm bölge ülkelerindeki Kürtlerin geleceğini belirlemeye çalışıyoruz.
Memleketteki büyük dayıları gibiyiz.
Kritik anlarda son söz bize bırakılacak diye umuyoruz.
Tüm bölgenin zabıtası gibiyiz.
Başka ülkelerde yaşanan iç savaşlarda taraf tutuyoruz, taraflar içerisinde bazı grupları kayırıyoruz.
Bu durumu son derece hak ve vazife görüyoruz.
Özgüvenimiz yerinde.
Memlekette de durum pek farklı değil.
Normal doğacak çocukların daha cesur olacağını müjdeleyen Sağlık Bakanı’nı, hamileyken gezen kadınların estetik görüntü kirliliğinden bahseden din âlimini, nerenin ibadethane olup olamayacağına karar veren siyasetçileri normal saydığımız günler yaşıyoruz.
Kadınların, gençlerin, medyanın, sermayenin, üniversitenin, öğrencilerin, yazarın, çizerin, sanatçının, herkesin bilirkişiler tarafından hizaya çekildiği bir kültür geliştirdik.
Nereye kafamızı çevirsek ortalıkta birkaç zabıta.
Elinde makbuzu olsa ceza yazacak edasıyla konuşan siyasiler.
Bana bu hikâyeyi hatırlattılar.
Teşbihte hata olmaz.
Her muhitin bir delisi vardır.
Deli demeyelim de özel insanlar diyelim, ayıptır.
Bizim Adalar’ın ise denizin ortasında olması marifetiyle, sahip olduğu bu özel insanları daha bir meşhurdur.
Çünkü hep ortalık yerdedirler.
Gidecek yerleri yok, her taraf deniz işte.
Süreyya, uzun boylu, zayıf, az konuşan bir adamdı.
Aç açıkta falan değildi, üstü başı da temizdi.
Dışarıdan baksan normal, sıradan, biraz silik bir karakter.
İçeriden bakınca ufak bir sıkıntıya sahipti.
Kendini zabıta zannediyordu.
Üstelik sadece zannetmiyor, zabıta gibi de davranıyordu.
İskele meydanında, elinde düdük, bütün gün nöbette.
Yasak alanlarda, bisiklete binen çocukları kovalıyor, ellerinden bisikletini alıyor, yere çöp atanlara, kavga edenlere bağırıyor, vapurlar yanaşırken karşılıyor, inenleri süzüyordu.
Uzatmayayım.
Bir zabıtanın yapması gereken her işi büyük bir ciddiyetle yerine getiriyordu işte.
Ada ahalisi bazen bu durumla eğleniyor, bazen de Süreyya’nın dozu kaçırması yüzünden sinirleniyordu.
Fakat, bir gün, bu durumu değiştirecek çok ilginç bir gelişme oldu.
Süreyya kendisine bir üniforma edindi.
Tam zabıta üniforması da değil, yarım bahriyeli gibi bir takım. Kolunda da kırmızı “görevli” bandı.
Ada’da herkesin konusu oldu.
Kimileri bunu fazla bulup nizamın bozulacağını bile iddia etti.
Fakat bir gelişme daha oldu.
Ada’ya günübirlik gelen büyük kalabalıkların Süreyya’yı gerçekten zabıta zannettikleri fark edildi.
Süreyya, üniformanın da verdiği kudret ile Adalıların illallah ettiği taşkınlıklara bir bir müdahale etmeye başladı.
Deli cesareti neticede.
İskele meydanı her zamankinden daha muntazam, daha temiz.
Kasabanın sırrı oluşuverdi hemen.
Bütün ada, Süreyya’nın deli olduğunu bildiği hâlde, bunu günübirlikçilere hiç söylemedi.
Süreyya, öldüğü güne kadar görevinin başındaydı.
Mutlu öldü.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.03.2025
20.02.2025
12.02.2025
5.02.2025
29.01.2025
23.01.2025
15.01.2025
8.01.2025
18.12.2024
11.12.2024