Mehmet Ocaktan
Köklü değişimlerin yaşandığı günümüz dünyasında, ne yazık ki Türkiye, zamanını ve enerjisini iç meseleleriyle uğraşarak heba ediyor.
Açıkçası şu anda yaşadıklarımıza bakarak hayıflanmamak mümkün değil. Bunca tecrübeye rağmen, ‘hukuk devleti’ anlayışını dikkate almadığımız, temel hak ve özgürlükleri askıya aldığımız için, toplumumuzun refah düzeyini yükseltemediğimiz gibi uluslararası piyasalarda rekabet edecek üretim kapasitesine de bir türlü ulaşamıyoruz.
Maalesef ‘bugün neden bu haldeyiz’ sorusuyla yüzleşmeye cesaretimiz yok. Lafı hiç dolandırmadan söyleyelim, yola çıkarken ‘millet iradesi’ni ve ahlaki ilkeleri temel norm olarak belirleyen AK Parti, bugün milletin vicdanıyla aynı hizada durmaktan vazgeçmiş bulunuyor.
Doğal olarak ilkeli siyasetin buharlaştığı bir ortamda, ahlaki çürüme ve yozlaşmanın giderek derinleşmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Tıpkı 23 yıl önce AK Parti’nin haklı olarak yaptığı tespitte olduğu gibi: “Siyasette ilkeli yaklaşımların yerini günü birlik çıkar ilişkilerine bıraktığı bir donemde ‘ahlak’ en önemli değer olarak öne çıkmıştır. Devlet ve toplum hayatını tahrip eden rüşvet, yolsuzluk, usulsüzlük ve partizanlık gibi yozlaşmaların yaygınlaşması, siyasetin kurum olarak itibar kaybetmesine ve halkın siyaset kurumuna olan güveninin sarsılmasına sebep olmuştur.”
Evet AK Parti, millet vicdanıyla aynı hizada durmayı terk ettiği için, millet iradesine güvenerek değil, artık devlet gücünü arkasına alarak siyaset yapıyor.
Oysa bu AK Parti, millet iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu söyleyerek ve geniş halk kitleleriyle gönül bağlarını güçlendirerek milletin teveccühüne mazhar olmuş bir partidir. Ama şimdi millet iradesiyle bağlarını kopardığı için, herkesi yargı marifetiyle hizaya sokan bir görüntü sergiliyor.
-İşte tam da bu yüzden, AK Parti iktidarı fikir hürriyetinden hiç hoşlanmıyor.
-Adaletin terazisini bozduğu için, insanları en temel ihtiyaçları olan hukuk güvencesinden mahrum bırakıyor.
-Hukukun üzerindeki ağır siyaset gölgesi yüzünden adalete güven yok olduğu için, ekonomide de yaprak kımıldamıyor. Çünkü “hukukun üstünlüğü” ilkesi kaybolunca, doğal olarak yabancı yatırımcı gelmediği gibi, yerli iş insanları da yatırım yapma umudunu kaybediyor.
Ne yazık ki AK parti iktidarı, sadece seçim kazanmaya odaklı politikalara kendisini hapsettiği için, bütün enerjisini muhalif siyasetçileri yol üzerinden çekmekten başka bir şey düşünemiyor.
Mesela emekliler, asgari ücretliler ve toplumun alt gelir grupları açlık sınırının altında yaşama mücadelesi verirken, iktidar bu konuda toplumun nefes almasını sağlayacak çözümler üretemiyor, çünkü aklı sadece seçim kazanmakta…
İktidarla toplum arasındaki mesafe o kadar açılmış durumda ki iktidar eğitimde yaşanan acıklı tabloyu bile görmekten aciz durumda.
Maalesef ‘dindar nesil’ diye yola çıktık ama bugün bütün bir gençliği kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. İlk okuldan üniversiteye kadar, eğitimdeki kalitesizlik herkesin malumu. Ancak daha vahim bir tablo var önümüzde, o da ortaokullara kadar inen uyuşturucu belası…
Kabullenmesi zor olsa da eğitimin içini boşalttığımız için, Türkiye’ye ilişkin umutlarını kaybeden genç insanlarımızın tek umudu yurt dışına kapağı atabilmek…
AK Parti bu meseleleri gerçekten dert ediniyor mu, çok emin değilim ama milletin vicdanıyla aynı hizada olmaktan vazgeçtiği için, milletle buluşma avantajını da CHP’ye kaptırmış bulunuyor.
Yıllardır, CHP’nin ‘millet iradesi’nin yanında değil, vesayetçilerle aynı hizada durduğunu söyleyegeldik. Kabul edelim ki bugün AK Parti millet iradesinden uzaklaşırken, CHP onun boşalttığı alanda millet iradesiyle aynı hizada durmaya çalışıyor.
Siyasette ‘garantili kaybetmeye’ ayarlı bu yeni siyaset anlayışının AK Parti’deki mucidi kimdir bilemem ama sonu hiç hayra alamet görünmüyor.
Milletten giderek uzaklaşan Ak Parti, millet iradesine nazire yaparcasına, milletin özgür iradesiyle seçtiği CHP’li belediye başkanlarını konvoylar halinde, adeta “kelepirci dükkanı”na dönüştürülen AK Parti’ye transfer ediyor. Ve her transferin ardından ortalığa yayılan pis kokular, AK Parti’yi millet nezdinde derinden yaralıyor. Siyaset sokağından şöyle tuhaf sesler yükseliyor sanki “eskiler alıyom, eskiyen başkanlar, vekiller alıyom, eskiciiii…” Nasıl bir siyasi bir deha(!) ama…
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUCHP ve Özel buna hazır olmalıydı 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENMuhafazakârlar ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025