İlker DEMİR

AYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ
11.02.2026
356

Ayşe Hür yazıları bir süredir tepki alıyor. Tepki normal ama tepki eleştiri sınırlarında kalmıyor; haksız sıfatlara maruz kalıyor. Eli klavyeye uzanan KÖH taraftarı taraftar yazısı yazıyor. Yazıların doğruluğu yanlışlığı değil konu, tecrit edici sıfatlar. Eski zihin ürünü.

Akıllarınca HÜR ekarte ediliyor.

Ayşe Hür bu, bağışıklı, birebir karşılık veriyor. Onun zihni de aynı eğitimli. O zihni analiz edip bırakmıyor, dolayısıyla konu birkaç duygusal tepkide kalmıyor, Hür de, çok eleştirdiği (erkek)egemenlik kültürü gereği, ille "mahkum"  etmeye, kodu mu oturtmaya çalışıyor. Tartışma bu ana temada renk, ton değiştirerek sürüyor.

En son sevgili Hür'e alaylı diye çatan bir kriter eksikli eleştirenine cevap olarak okul diplomalarını yayınladı; gariban bir taraftarı aklınca somut bir kanıtla kılçık gibi salladı.

Peki salladı da diplomalarla yazılar sağlam bilgi haline mi geldi? Veya diploması olmasa yazıların doğruluğu şüpheli mi kalacaktı?

Bu nasıl bir kriter? Var mı böyle bir kriter?

Ayşe Hür bir holdingin uzmanlık kadrosuna mı müracaat etmişti?

Hepsinden öte, böyle bir ispata zorunluluk hissetmesi çok üzücü değil mi?

Kimin ne hakkı var o duruma rüşmeye, düşürmeye?

Alaylı olmayı şüpheli görmek hepten yanlış, ama olmadığını kanıtlamak için diploma yayınlamak hem gereksiz hem de diplomasızın içeriğine şüpheyi olağanlaştırmak bakımından doğru tutumdan geri bir adım.

Bir yazıdaki yanlışı veya doğruyu belirleyecek olan etiket alkış tıklanmak değil, içeriktir.

Alaylıyı küçümseyen "ye kürkümcü" bir elitisttir.

Ne diplomalı gördük zır cahil.

Bilgisi yeten eleştirir, etiket, aidiyet gibi bir yere yaslanmaz.

O yüzden değil mi ki Türkiye'de her konuda liyakat yerlerde sürünüyor..

Ayrıca bir yazıyı herkes beğenmek zorunda değil, yazan da beğendirmek sorunda değil.

Mesela Hür'ün yazılarınızdaki bilgiler genelde doğru, ama yorumları veya (bence) üslubu tartışmalı.

Olabilir. Doğal ve hak.

Eleştirilir ve tartışılır sadece; uçlara itmeye gerek yok.

Denilende taraflar iddialı da olabilir, ki bunda da bir sakınca yok. Ama "benim dediğim gibi ol"mak zorundasın çemberine girince tartışma, buradaki gibi içinden çıkılamıyor.

Bu solda kronik bir hastalık; yılların dikey/merkeziyetçi zihni; kurtulmak kolay değil.

Öncelikle bu ibretlik tartışma bunun mini bir eseri.

Dolayısıyla bu eski zihnin pratiğinden Ayşe Hür ve KÖH yandaşlarının lüzumsuz zıtlaşmasını uzatmamak gerekiyor.

O zihin "komün ol", "doğrudan demokrat ol" " emri" ile hemen değişmez; süreç işi.

Özetle, bu tartışmaya " yeterlilik önerisi" veriyorum; artık bitsin lütfen.

Tartışma yorumlarla zaman zaman geçmişin eleştirisi yerine rövanşist bir araca dönüşüyor ve özellikle Kürt haklarıyla ilgili doğru fikirleri ve demokratik ortaklaşmayı yıpratıyor.

Ve çok ilgi çekici, aydınlar bu tartışmanın iki yanına da doğrudan yaklaşıp taraf olmuyor.

Lakin çelişkiler uzlaşır ve özellikle solun uzlaşma kültürünü öğrenmeye ihtiyacı var, artık bunun yavaş yavaş uygulanması gerekiyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar