Mensur Akgün
İran’da 1979’da kurulan dine dayalı vesayet rejimi kısa bir süre sonra Amerika’nın ambargosuyla, Irak savaşıyla ve daha pek çok başka sorunla uğraşmak zorunda kaldı. Rejimin ideolojik körlüğü dünya siyasetinin tatsız gerçekleriyle örtüşünce İran halkı rahat yüzü görmedi. Yüz binlercesi savaşlarda hayatını kaybetti, sürekli yaptırımlar altında yaşadı, hayat standardı devrimden bu yana neredeyse hiç değişmedi, hatta daha da kötüleşti.
İnsanların baskıya, belli bir yaşam tarzının zorla dayatılmasına daha fazla dayanamaması nedeniyle, zaman zaman da dış teşvikle isyanlar çıktı. Ancak bugüne değin hepsi bastırıldı. Otoritesini şahsına ve bilgisine atfedilen kutsallıktan alan bir dini liderin etrafında kurgulanan rejim şiddet kullanarak ama en çok dış düşmanlara, özellikle de İsrail’in varlığına dayandırarak meşruiyetini sürdürmeyi başardı.
28 Aralık’ta başlayıp günümüze değin kapsama alanı genişleyen ve şiddeti giderek artan son gösterilerin ise diğerlerinden farklı olduğu, rejimin bu kez gerçekten tehdit altında bulunduğu söyleniyor. İran’ı yakından takip edenler sokak infazlarıyla, idamlarla protestoların yani aslında rejime karşı isyan hareketinin bitmeyeceğini iddia ediyor. Kimilerine göre bu seferki daha örgütlü, kimilerine göre de Trump rejimi devirmeye niyetli.
Bana en yakın gelen açıklama ise İran’daki rejimin 7 Ekim 2023 Hamas saldırısı sonrasında iyice yıprandığı, yönettiği halkı üstünde ciddi bir güven kaybı yaşadığı, 12 Gün Savaşı’nın da rejimin bütün söyleminin boş olduğunun anlaşılmasına, güçlü ve mutlak iktidar mitinin çökmesine yol açtığı yönünde. Ayrıca CIA ve MOSSAD’ın sahada daha etkin bir biçimde çalıştığını da göz ardı edemeyiz.
Bu seferki toplumsal hareketlilik gerçekten de farklı, rejimi devirme şansı yüksek. Ama Trump Yönetimi rejimi devirmek istiyor mu onu henüz bilmiyoruz. Kısa bir süre önce kırmızı çizgileri olduğunu açıklayan Trump, Pazartesi bize göre geç saatlerde kendi sosyal medya platformundan bir mesaj yayınlayarak İran rejimi yerine onunla iş yapanları cezalandıracağını, üçüncü ülkelere ek gümrük vergileri uygulayacağını açıkladı.
Bunları nasıl yapacak, Çin’le zar zor rayına soktuğu ilişkileri İran uğruna tehlikeye mi atacak, Kongre ve Yüksek Mahkeme engellerini ne şekilde aşacak, hangi yasayı kullanacak, Türkiye de bu yaptırımların muhatabı olacak mı gibi soruların cevabı yazının kaleme alındığı saatlerde belli değildi. Belli olan Trump’ın İran’a karşı bir saldırı daha gerçekleştirmeye, rejim değişsin diye vurmaya şimdilik niyeti olmadığıydı.
Hem Amerika hem de İran tarafından basına sızdırılan iki taraf arasında diplomatik görüşmelerin yapıldığına ilişkin haberler de niyetin oluşmadığına işaret ediyordu. Ayrıca nükleer silahlanma teşebbüsünün saldırılarla büyük ölçüde akamete uğradığı, Gazze, Lübnan ve Suriye’deki etkisinin kırıldığı, Yemen’de sorunun İran’dan ziyade BAE olduğu düşünüldüğünde İran’la ne için pazarlık yapıldığını kestirebilmek zordu. Trump’a güvenmek, onun dediğine inanmak da öyle.
Trump belki de zaman kazanmayı, İran’ın meşruiyetini eylemleriyle yitirmesini beklemeyi veya İran’dan önce Grönland sorununu çözmeyi planlıyordu. Ya da Venezuela’daki gibi yumuşak bir geçiş yapmaya, Hamaney’in yerine daha mülayim bir dini liderin geçmesini sağlamaya veya İran’dan da petrol tavizi almaya çalışıyordu. Ya da aslında hiçbir politikası yok ama varmış gibi yapıyordu.
Fakat o ne yaparsa yapsın Türkiye gibi bir ülkenin ne İran’a kendi düşen ağlamaz deme ne de Trump’ı yaptıkları ve yapacakları için lanetleme lüksü var. Bizim İran’da olası bir rejim değişikliğinin ne anlama geleceğini hesap etmemiz, bunun farklı senaryolarını çalışmamız şart. Zayıf bir olasılık olmakla beraber rejimin galip gelebileceğini, bu badireyi de atlatacağını en azından komşuluk hukuku gereği varsaymak durumundayız.
Bunun ikincil yaptırımlar dahil insani, siyasi ve tabii ki jeopolitik tüm sonuçlarını düşünmek zorundayız. Diğer yandan rejimin toplu çöküşü halinde iç savaş çıkabileceğini, çok parçalı yapının dağılabileceğini, PKK’nın bu kez de İran’da fırsat penceresi görebileceğini, kitlesel göçlerin olabileceğini de dikkate almalıyız. Hepsinden önemlisi de Türkiye için optimum çözümün ne olduğunu kararlaştırıp ona göre -örtülü de olsa- inisiyatifler geliştirmeliyiz…
Yazarlar
-
İbrahim KahveciSiyasi riski düşürmek zorundayız 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTrump’a kızıp acısını CHP’den çıkaranlara sözüm 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİran Savaşı… 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUÜlkelere ‘kayyım’ atama dönemi mi başlayacak yoksa? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşı çözüm sürecinin yükünü ağırlaştırdı 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTahran’ı vuruyorum ama hedefim Çin! 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİran’ın gücü, rejimin zaafları 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyolİki haydut 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYADemokratik Toplum Paradigması ve Bölgesel Savaş Dinamikleri: ABD’nin İran’a Yönelik Saldırıları 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTrump usulü savaş! 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya küresel ara buzul dönemde: Türkiye’nin geleceği nasıl belirlenecek? 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanModern eşkıyalar artık her ülkenin kapısını çalabilir 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞDİLE GETİRİLMEYENLER… 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞOkullarda laiklik tartışmaları ve nesil yetiştirme gayretleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANYeni dünya düzensizliği 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİOrtadoğu Batının Eseri ama Batıyı da Ortadoğunun kaderi bekliyor 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUHatırlama: 28 Şubat dönemi… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı muhalefeti böler mi? 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURTürkiye’nin en iyi giden işi 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTanıl Bora ve 'Cereyanlar'… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.02.2026
11.02.2026
8.02.2026
4.02.2026
28.01.2026
25.01.2026
21.01.2026
18.01.2026
14.01.2026
11.01.2026