Mustafa PAÇAL

Kürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar…
2.02.2026
123
Suriye’de demokrasi kültürüne düşman bir ideolojinin temsilcileri iktidarda bulunmakta bu demokrasi düşmanı zihniyete sahip iktidar ülkede bulunan farklı kültür, dil, din ve mezheplere karşı nasıl saygılı davranacak ve temel insan haklarının yapılacak yeni anayasada yer almasını nasıl sağlayacak? Şimdilik umutlu olacak hiçbir gelişme görülmedi.

Ortadoğu’da savaş ateşi sönmek bilmiyor ve söneceğe de benzemiyor.

Gazze’de Hamas’ın İsrail’e karşı başlattığı savaş ve ardından İsrail’in Filistinlilere karşı uyguladığı katliamlar adeta soykırım dönüştü.

On binlerce Filistinli çocuk, genç ve kadın demeden bu saldırıda hayatını kaybetti.

Şimdi Gazze’nin yeniden inşasını İsrail ve ABD birlikte koordineli sürdürüyorlar. Ortaya çıkan dev inşaat pastası ve alt yapı ihtiyaçları pek çok ülkenin ve müteahhit iş insanlarının iştahını kabartıyor.

Bu devasa gelirden pay kapmak öyle kolay değil önce sıraya girmek ve sonra Trump’ın belirlediği tarifeden milyon dolarları ödemek işe adım atmanın başlangıcını oluşturuyor.

Bunlar iyi de bu noktada kritik soru gündeme geliyor.

Filistinlilerin yurdu olan Gazze’de yaşayan Filistinlilerin akıbeti ne olacak?

İsrail hükümeti savaşla beraber ikiye ayrılan Somali’de kurulan Somali Land’ı tanıdı ve ister istemez herkesin aklına İsrail, Filistinlileri acaba buraya göçe mi zorlayacak sorusunu getirdi.

Çünkü işin içinde Gazze kasabı Netanyahu varsa her türden tecrit ve şiddet insanın aklına geliyor.

Gazze ve Filistin sorunu şimdilik soğutulmuş durumda ancak bu adeta bir yanardağı gibi için, için kaynayan bir sorun olmadığı gerçeğini değiştirmiyor.

İsrail işgalci olmaya ve uluslararası hukuku çiğneyen devlet olmaya devam ettiği sürece bölgede sorunlar bitmeyecek.

Ve Suriye’de uzun vadede kendi içindeki sorunlara bağlı uğraşacak gündemi kendi içinde taşıyor.

Şam yönetiminin koşulsuz entegrasyon politikası sürdürülebilir bir politika olmadığı gibi Esad döneminden bile daha acı ve şiddet üretebilecek unsurları içinde barındırıyor.

Öncelikle Ahmet Şara iktidarının yönetimi ele geçirmesinden sonra başlayan sorunlar şimdi entegrasyon baskısı ve şiddeti ile sürdürülüyor.

Nereye kadar sürer bu durum belli değil belli olmadığı gibi Selefi İslamcı iktidarın ajandasında “demokratik Suriye” diye bir gündem bulunmuyor.

Neden?

Suriye’nin kuzey doğusunda Rojava’da Kürtler, Şam yönetimi ordusu tarafından abluka altına alınmış Kürt yerleşim yerlerine saldırılar devam ediyor.

Başta can güvenliği olmak üzere insani ihtiyaçlarını bölge halkı karşılayamıyor.

Türkiye sınırından bölgeye en yakın olan Mürşitpınar sınır kapısının açılması ve buradan bölgeye insani yardım yapılması hayati önemde olduğu halde Türkiye bu sınır kapısını halen kapalı tutarak tepkileri üzerine çekiyor.

Böylelikle Rojava’da yaşayan Kürtler iki taraflı ateş altında tutuluyor.

Diğer bir durum 15 günlük ateşkes süreci işliyor ve sürecin sonunda neyin nasıl olacağı bilinmiyor.

Ancak Rojava Kürtleri için bilinen tek gerçek, hem Kuzey Irak Kürt yönetimi ve hem de Türkiye Kürtlerinden gelen dayanışma mesajları ve yardımlaşma… İşte tam bu nokta Kürtler için bir başka soru ve sorunla karşı karşıya kalıyoruz.

Kürtler hem Suriye’de ve hem de Türkiye’de entegrasyon baskısı altında bulunuyor.

Bunun nedeni çok açık Kürtler kendi ulus bilincini güçlendirmesin, ayrılma hakkı ve devlet kurma hayalleri varsa unutsun isteniyor.

Bu yanıyla da Kürt milliyetçiliği baskı altında tutularak yok edilsin isteniyor.

Ve Türkiye’de bırakın ulus devleti, Kürtlere eşitlik tartışması bile yapılmıyor. Anadilde eğitim ve kültürel hakların kullanılması bile gündemde değil…

Ama devletin bir gündemi var “Terörsüz Türkiye”

Bu gündem etrafında bile Kürtler adına buna diğer kimliklerde dahil hiçbir demokratik adım atılmadığı gibi iktidarın baskı rejimi hız kesmeden yoluna devam etti.

Peki ne olacak?

Suriye’de demokrasi kültürüne düşman bir ideolojinin temsilcileri iktidarda bulunmakta bu demokrasi düşmanı zihniyete sahip iktidar ülkede bulunan farklı kültür, dil, din ve mezheplere karşı nasıl saygılı davranacak ve temel insan haklarının yapılacak yeni anayasada yer almasını nasıl sağlayacak?

Şimdilik umutlu olacak hiçbir gelişme görülmedi.

Türkiye içinde durum farklı değil gündemdeki yerini sürekli koruyan ama gündeme bir türlü getirilmesi istenmeyen yeni anayasa içinde temel talepler bunlar, örneğin yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve özgürlükleri süreç bu talepleri içeren yeni anayasa için iyi fırsat diyoruz ama nerede, oralı olan yok…

Şimdi…

İşte yargıda bir haksızlık örneği daha…

Belediyelerden ihale alan kişi Aziz İhsan Aktaş adına dava açılmış ve açılan davanın elebaşısı yedi yüz küsur yıl hapis cezası ile yargılanıyor adam dışarda, yetmez birde adama devlet koruma vermiş, adam elini kolunu sallaya sallaya geziyor.

Kendinden daha düşük cezalarla haksız ve hukuksuz yere yargılanan CHP’li belediye başkanları hapiste yatıyor.

Evet görüldüğü gibi işe yarar hiçbir şey yok ama süreç devam ediyor.

Herhalde bu sürecinde ipini yakında çekerler ve alın size “Terörsüz Türkiye” derler.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar