Mustafa PAÇAL

Ekrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır…
14.03.2026
28
Bu davalar açılmasına açıldı da davalarda iddia konusu olan suçlamaların delil ve ispat yönünden karşılığı yok, gizli tanık ifadeleri, genel ve soyut gerekçelerle ceza vermek istenen davalar bunlar ve yazık oluyor hem yargı erkine ve hem de kamuoyunun adalet duygularının sarsılması açısından çok yazık oluyor ve çok yazık ediyorlar.

Ekrem İmamoğlu davası cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan en önemli siyasi davalardan biri durumuna geldi.

Apaçık bir siyasi hesaplaşma davası  hem de…

Davanın sayıları korkunç 107’si tutuklu toplam 407 sanık yaklaşık 3800 sayfalık bir iddianame ve binlerce yıldan oluşan toplam ceza talepleri ki bunun 2430 yılı Ekrem İmamoğlu için isteniyor.

9 Mart tarihinde başlayan duruşmalarda mahkeme heyeti ile İmamoğlu arasında sert tartışmalar geçti. Tabii dava hukuki değil siyasi olunca ister istemez mahkeme heyetini bir hukuk ve adalet insanları olarak görmek yerine iktidarın bu iş için görevlendirdiği memur olarak görülmesi daha davanın ilk günlerinde itibaren tartışmalı şekilde geçecek olması tahmin edilen durumlar arasındaydı.

Hasılı bu davanın açılmasını isteyen iradenin davanın sonucunu da biliyor olması ve İmamoğlu ve arkadaşlarının da haksız yere yargılandıklarının bilincinde olması duruşmalardaki atmosferi olumsuz etkiliyor ve mahkeme heyetine karşı tepkilere neden oluyor ve olacak…

Elbette davanın nasıl sonuçlandırılacağı bir merak konusu olsa da bu davada verilecek her ceza kararı kamuoyunda ve dünyada, iktidarı elinde bulunduranların siyasi rakiplerini ortadan kaldırmak amacıyla verilen bir karar olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.

İşin yanisi bu davanın heybesindeki turpun büyüklüğünün ne kadar büyük olduğunu cümle alem görmüş olduk.

Ekrem İmamoğlu yaklaşık 15 milyon seçmeninin ki bunun 1,3 milyonu CHP’li parti üyeleri 13 milyon seçmen vatandaşın imzalarıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterildi.

İşte ne olduysa bundan sonra oldu İmamoğlu adeta yargı tarafından yaylım dava atışlarına tutuldu. Yolsuzluk, diploma iptali, ihaleye fesat karıştırmak gibi say say bitmez.

Bu davalar açılmasına açıldı da davalarda iddia konusu olan suçlamaların delil ve ispat yönünden karşılığı yok, gizli tanık ifadeleri, genel ve soyut gerekçelerle ceza vermek istenen davalar bunlar ve yazık oluyor hem yargı erkine ve hem de kamuoyunun adalet duygularının sarsılması açısından çok yazık oluyor ve çok yazık ediyorlar.

Umutsuz değilim bekleyip göreceğiz ama yargı yönetiminde yeni bir döneme geçilmiş olması ve kanımca “işte bir kaza kusur olmasın sonuç alalım” diye davaya neden olan soruşturmayı başlatan savcının şimdi adalet bakanı olarak atanmış olması haliyle var olan umutlarımızı kırdığını söyleyebilirim.

Düşünsenize HSK dahil tüm yargı erkinin başındaki bakan, başlatmış olduğu davanın kaderini tayin edecek siyasi pozisyonda bulunuyor.

Bu nasıl bir adil yargılama ve bu nasıl bir bağımsız yargı…

Diğer yandan dava AİHM önünde uzmanlar, dosya hakkında ağır bir karar çıkacağına işaret ediyorlar.

Oysa bu iktidar 1960 askeri darbesiyle iktidardan düşürülen ve idam edilen Adnan Menderesin anısına yani askeri darbelere karşı seçilmiş olanların yanında olarak ve seçilmiş olmaya kıymet vermek anlamında Yassıada’yı yeniden restore ederek adını da Özgürlük Adası koymamışlar mıydı.

İşte İmamoğlu davasıyla şimdi bunları unutmuş görünüyorlar. Yazık…

Son olarak yazıyı değerli hukuk insanı hocamız Prof. Dr. Adnan Sözüer yorumuyla bitirelim.

“Türkiye’de ceza hukuku araçlarının kötüye kullanılarak siyasi muhaliflerin baskı altına alınması hatta yasaklarla siyasi rakiplerin tasfiyesi hep ciddi bir sorun olmuştur. Bu sorunlar yaşanmasın diye ülkemizde önemli reformlar yapıldı, ancak bu reformlar etkin olarak hayata geçmedi.

Özellikle yürütmenin hem yasama hem yargı üzerinde hakimiyet kurduğu ve kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığı Cumhurbaşkanlığı sisteminde, yargısal taciz yoluyla siyasete müdahale çok daha arttı. Çünkü bu sistemde cumhurbaşkanı aynı zamanda parti genel başkanı olarak HSK başta olmak üzere tüm yargısal atamaları belirleyen konumda. Böyle olunca siyasi rakiplere yönelik olarak, seçimlerin iptali, seçilmiş belediyelere kayyum atama veya Ekrem İmamoğlu örneğinde olduğu gibi suç olmayan tek bir sözü nedeniyle, yüksek hapis cezasına mahkum ettirip siyasi yasak getirilmek isteniyor.

Bu davada hapis cezası vermeyeceği anlaşılan hakim görevden alınmış yerine hapis cezası verecek hakim atanmıştı. Yürütme sahip olduğu yetkileri siyasi amaçlarla kullanıp, adalet bakanlığını, kimi müfettişleri, savcıları ve hakimleri siyasi rakiplerini önünü kesmek için seferber ediyor. Ekrem İmamoğlu'na yönelik olarak yapılan da bu. Ahmak davası toplumda büyük tepki toplayınca bu sefer, başka davalar gündeme getiriliyor ve getirilebilecek.

İhaleye fesat karıştırma, önemli bir suç, elbette soruşturulmalı.

Ama bu soruşturmaları partili gibi davranan müfettiş ve savcılar yaparsa ve daha soruşturma yürürken kişiler suçlu olarak ilan edilirse, bunların amacının gerçeği bulmak değil, siyasi rakiplerini yargı yoluyla engellemek olduğu aşikar. Bir ara İBB terör örgütleri mensuplarını işe aldı diye dönemin İçişleri bakanı açıklama yapmıştı. Ama bugüne kadar bir dayanak bulunamadığı için bu konuda dava bile açılamadı.

Yargı bağımsızlığı etkin olmadığı için yüksek makamların bu asılsız iddia ve dayanaksız suçlamalarını kimi kolluk ve savcılıklar emir telakki edip hukuka aykırı soruşturmalar yapıp davalar açabilirler. Ekrem İmamoğlu'na yönelik sistematik yargısal taciz sürdüğü sürece, halk bu davaların siyasi amaçlı kabul edecektir.”

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar