Ömer F. Gergerlioğlu
İslam denince batı ülkelerinde son zamanlarda fanatizm, savaş, terör vb. kelimeler akla geliyor. Bu konunun yeterince tartışılmamasından dolayı İslam ülkelerindeki modernist aydınların da yaklaşımı farklı olmuyor.
Sömürünün çoğunlukla müslümanların yaşadığı ülkelere yapılmasından dolayı oluşan reaksiyon son 15 yıldır intihar bombacılığı, korkutma amaçlı vahşi öldürme biçimi ve gösterileri şeklinde olmaya başladı. Adalet düzleminde çözülmeyen sorunlar öfkeli dindarların öne çıkmasıyla etki tepki prensibiyle, şiddet yöntemiyle halledilmeye çalışıldı.
Filistin'de, Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de herhangi bir fanatizmi, vahşeti, katliamı eleştirdiğiniz zaman eleştirdiğiniz grup eksen alınarak size yaklaşılır. Yanlışı eleştirdiğinizi değil falanca grubu eleştirdiğiniz düşüncesiyle hareket edilir. Bu taraftar bakış açısı tabii ki hayra hizmet etmez. Kamplaşan kafalar için sonuç önemlidir. Artık amaca götüren her yol mübahtır.
Fanatizm ve şiddetin İslamdan kaynaklandığı görüşü üzerinde düşünmek gerekiyor. Son Peygamber savaşların yoğun bir şekilde yaşandığı bir ortamda doğmuştu. Yerleşik anlayışları elçisi olduğu din vasıtasıyla bir devrim yaparak yıkma görevi üstlenen Hz. Muhammet hayatı boyunca barışçıl yöntemlerle tebliğini yapmaya çalıştı. Ancak yaşadığı zaman ve sonrası Arabistan onun yaklaşımını yakinen anlayacak bir sosyo kültürel yapıda değildi. Şehirli( Medeni, Medine'li) topluluklar ve çöl adamı olan medeni değerlerden daha uzak bedeviler de vardı. Medeniyet düzeyleri farklı da olsa yaşamları diğerini ezmeye yönelikti.
İlk olarak mesajını yaydığı şehirliler arasında bile menfaatleri sarstığı için büyük tepki alan peygamber ve arkadaşları sınırı aşan tepkiler vermemeye çalışıyordu. Peygamber savaşta öldürdüğü kişiyi kelime-i Şehadet getirdiği halde öldüren Halid bin Velid'i sorgulamıştı. Halid'in "O, korktuğu için bu sözü söyledi, bu yüzden öldürdüm" demesine "kalbini yarıp baktın mı, sözüne itibar edecektin" diyerek şiddetli bir şekilde azarlamıştı. Peygamber en sonunda Mekke'yi savaş yoluyla değil önleyemedikleri İslami yönelişe boyun eğenleri yenerek kan dökmeden fethetmişti. Yıllarca kendisine ve ashabına işkence eden Mekkelileri, hatta çok sevdiği amcasını suikast ile öldürüp kalbini ve ciğerini çıkarıp ısırmış olanları bile affetmişti. Adaleti esas alarak davranmış bunu savaş koşullarında bile çiğnememişti.
Müslümanların veya değerlendirme yapmayı düşünen müslümanlık dışındaki kişilerin örnek alması gereken bu dinin kitabı ve elçisidir.
Sosyolojik ortamdaki gelenekleri, örfleri, davranışları yıkıcı, kırıcı bir şekilde değil derece derece değiştirmeyle düzeltme ön plandaydı. Fakat bu peygamberin ölümünden sonra aksamış, iktidar kavgaları düzeltilmeye çalışılan kötü anlayış ve pratikleri ön plana çıkarmıştı. İslam adına davrandığını söyleyen sultanlar katliamlarını meşrulaştırmaya çalışmış zorbalığın karşısına dikilen alimler ise çoğunlukla şiddet yöntemiyle etkisizleştirilmişti.
Bugün maalesef sonradan kötüye dönen bir geleneği islah etmeye çalışıyoruz. Dinde zorlama, özgürlük, müslüman olmayanın hakları vb. konuları ilmi ortamlarda derinlemesine tahlil etmemizdeki büyük eksikliğin varlığına rağmen savaşları, iç çatışmaları kalbinde yaşayan islam ülkeleri artan öfke, nefret, iç savaş girdabında boğuluyor. İslam adına dışarıya yansıyan örnekler maalesef savaşı ahlaki değerleri ayaklar altına almayı umursamadan yapan topluluklarla ortaya çıkıyor.
Yakın gelecekte artan İslamofobiyi yıkmak ve doğru ve güzel örnekleri İslam adına sunma şansı maalesef fazla yok. Zira dindarlar arasında her geçen gün artan siyasi değerlendirmeler İslamın gerçek bakış açısı üzerinde kara gölgeler oluşturmuş durumdadır. Hz. Ali ve Muaviye arasındaki meselede çoğunluğunu bedevilerin oluşturduğu hariciler dini yüzeysel anlamanın tarihi örneklerini vermişlerdi. Her gittiği yerde insanlara "Ali mi Muaviye mi haklı" diye soran bir harici topluluk istediği cevabı alamayınca hamile olan eşiyle beraber bir adamı öldürüp bahçedeki üzümleri yemişti. Sonrasında üzümlerin bedelinin olduğunu, haram yememek gerektiğini düşünüp dallara para asıp varisçilerine ulaşmasını arzu etmişlerdi(!) Şimdi vahşi video görüntüleriyle izlediğimiz gerillaların farklı bir yüzeysellikte olmadığını anlayabiliyoruz. bu yüzeysellik dinden değil gerikalmış sosyokültürel yapının İslam'ı anlama eksikliğidir.
Eleştilen yüzeysel anlayıştaki bu gruplar dışında entellektüel müslümanların durumunun ne olduğunu yakından anlamaya çalışalım. Basına yansıyan Milli Eğitim bakanlığının önerdiği Cahit Zarifoğlu'na ait bir kitapta çocuklara savaş övgüsü yapıldığı eleştirisi gündemdedir. Cahit Zarifoğlu islamcılığın büyük heyecan yaşadığı yılların yetenekli bir şairi, edebiyatçısıydı. Genç yaşta kanserden vefat etti. İslamcılarımız, Afganistan'da ülkeleri işgal edilmiş müslümanların, aşiretçilikten, kabilecilikten uzak bir İslami anlayışlarının olmadığını, bedevi meşrep olduğunu ancak heyecanları dindiği zaman anladılar. Bu duygusallıkla sakındırılması gereken çocukları bile savaşmaya özendiren cümleler sarf etmişlerdir. Ruslara karşı savaşmak ve başarı kazanmak İslamcılar için yeterli bir at gözlüğü takma nedeniydi. Savaşı sürdürmek için "caiz" ilan edilebilen uyuşturucu cinayetini, kabile milliyetçiliğini, diğerinin emrine girmemek için onu suikastla öldürmeyi velhasılı her çeşit bedeviliği sırf siyasal İslamcılığın cezbeden sloganları ve yükselen dalgasından dolayı göremediler. Bu görememe Afganistan'da büyük bir hüsran, Taliban ve El Kaide ile görüntüde belirginleşti en sonunda. Sonrasını biliyorsunuz 11 Eylüller, işgaller, canlı bombalar, milyonların ölümü...
Aslında hakimiyet konusunu düşünmeli müslümanlar. Vazgeçilmez sandıkları hakimiyetleri uğruna ölen çocuklara, kadınlara, yaşlılara,ezilmişlere bakıp, "değermiydi" diye sorgulamaları gerekir. Bunu sadece sokağı eleştirmek için değil bilim adamlarını harekete geçirmek için söylüyorum.
Ancak geçmişte ve şimdiki heyecanlı islamcılığın hatası ile islamın anlayışının karıştırılmaması gerekir. Tabii ki insanlar yurtlarını işgal edenlere veya farklı haksızlıklara karşı savaşacaklar. Önemli olan islami açıdan kriterin zafer değil ahlakilik olması gerektiğidir. Peygamber cihattan dönen arkadaşlarına "küçük cihattan büyük cihada yani nefsinizin, benliğinizin büyüklenmesiyle olan mücadeleye geldiniz" demişti. Bırakınız müslümanları, tüm insanlığın birbirine yaklaşması için önyargısız derin tahliller yapmaları gerekiyor.
www.omerfarukgergerlioglu.com
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018