İsmet Berkan
Türkiye’nin Kürt sorunu, bir kez daha döndü dolaştı ve benim “End game” diye adlandırdığım varılmak istenen nihai nokta hakkındaki bir belirsizliğe takılmaya hazırlanıyor.
Suriye’de YPG’nin yok olma yoluna girmiş olması, Türkiye’nin Kürt milliyetçi partisi DEM’e göre Türkiye Kürtleri arasında bir “duygusal kırılma”ya yol açmış durumda.
Bu kırılma doğru olabilir, gerçekten Türkiye Kürtlerinin bir bölümü Suriye’de bir süredir de facto biçimde var olan ‘Rojava Devrimi’ ile gönül bağı kurmuş ve bunun sona ermesiyle de hayal kırıklığına kapılmış olabilir.
Ancak ‘siyasi önderlik’ denen şey tam da bu zamanlar için gerekli değil midir?
DEM Parti düne kadar ‘Rojava Devrimi’nin gerçekçi bir proje olduğuna mı inanıyordu? ABD’nin ve İsrail’in sonsuza kadar Suriye’yi bölecek bir siyasi yapılanmayı destekleyeceğine, bu sayede Suriye’deki Kürtlerin nüfusun yüzde 5’iyle ülkenin sınır kapılarının bir bölümünü de içeren kendi devletlerine veya devletsi bir yapıya kavuşacağını mı düşünüyordu sahiden?
Eğer öyleyse, diyecek lafım yok.
‘Rojava Devrimi’ Suriye’de iç savaşın sonsuza kadar sürmesi halinde var olmaya, kendi bölgesine istikrar getirmeye devam edebilirdi. İç savaş bittiği anda, ‘Rojava Devrimi’ de sona ermiş oldu; bugünlerde son günlerini yaşıyor.
‘Siyasi önderlik’ elbette vizyon ve hayal sahibi olmayı gerektirir ama aynı zamanda acımasız bir biçimde gerçekçi de olması gerekir önder pozisyonunda olanların. Çünkü onların yanılması, ‘gerçek’e hazırlıksız yakalanması çok büyük bedel ödetir insanlara.
Böyle durumlarda benim aklıma hep Atatürk ile Enver Paşa arasındaki fark gelir.
Atatürk gerçekçidir ve ‘Misak-ı Milli’yi ilan ederek eski Osmanlı sınırlarıyla ilgili bir hayali olmadığını açıkça dünyaya ilan ederken Enver Paşa, Orta Asya’dan Azerbaycan’a, Anadolu’dan Arap coğrafyasına ve hatta Balkanlara kadar uzanan bir yeni Osmanlı hayalinin peşinde koşuyordu.
Tam da bu sebeple Atatürk başarılı oldu, Enver Paşa ise Orta Asya’da at sırtında tam da ‘kurtarmaya’ çalıştığı Türk aşiretlerinin taraf değiştirmesi sonrası öldü.
Suriye’de işlerin ne yöne doğru gittiği en azından son bir yıldır herkes tarafından görülüyordu. DEM Parti’nin ve PKK’nın küçümsemek için hala “Şeriatçı HTŞ” adını verdiği grubun ne kadar büyük bir hızla uluslararası meşruiyet kazandığını, Ahmet Şara’nın aynı anda hem Türkiye Cumhurbaşkanı hem de Suudi Arabistan Veliaht Prensinin kefaletine sahip olup ABD Başkanına takdim edildiğini, ABD’nin Şara’nın dile getirdiği İsrail’e tehdit oluşturmayacak üniter devlet projesini daha ilk günden desteklemeye başladığını herhalde bu dünyada bir tek DEM Parti ve PKK fark etmedi.
Çünkü fark etseler, kendileri açısından rüzgarın döndüğünü, Suriye’deki askeri ve siyasi varlıklarının artık zaman meselesi olduğunu, kendilerinin de Ahmet Şara ve yönetimiyle anlaşıp Suriye’ye olabilecek en iyi şartlarda entegre olmaya çalışması gerektiğini görürlerdi.
10 Mart mutabakatı bu gerçekçiliğin hakim olduğu izlenimi verdi. Ama hayır. Aylar süren müzakerelerde federal yapıda ve askeri gücü aynen korumada gösterilen ısrar, gerçeklerin görülmediğinin ifadesi gibiydi.
Sonsuza kadar müzakereleri sürdürebileceklerini sandılar ama bir noktada Ahmet Şara Halep’teki iki mahalleyi bahane edip raconu kestiğinde YPG’nin sonu çok kısa sürede geliverdi.
DEM Parti nihayetinde Türkiye’nin partisi, kendi iddiası da “Türkiye partisi olmak.”
Bu iddia sadece Türkiye’nin dört bir yanından oy alma arzusunu dile getirmiyor; aynı zamanda Kürt olmayanların oyuna talip olmayı da anlatıyor.Yani bu parti “Biz Türkiye’nin sadece Kürtlere değen sorunlarıyla değil, bütün sorunlarıyla ilgiliyiz” diyor.
Bugün Türkiye’de devam eden son ‘Çözüm süreci’ aslında bu partiye büyük bir fırsat yaratıyor ve partinin önünü açıyor.
Ama gelin görün ki DEM Parti sürece önderlik üstlenmekten başından beri çekiniyor, kendince Abdullah Öcalan ile Kandil arasında bir çeşit arabulucu gibi davranmayı yeterli sayıyor.
Türkiye ile PKK arasında değişen güç dengesini görmezden geliyor, Suriye’de yaşananları ve yaşanacakları gerçekçi bir gözle okumuyor, şimdi dile getirdiği ‘Kürtlerdeki duygusal kırılma’dan adeta sevinç duyuyor ve bu kırılma üzerinden siyaset yapıp kırılmayı derinleştirmeye çalışıyor.
Çok kişinin iyi bildiği bir konudur; ne zaman İrlanda örneği konuşulsa Sinn Fein ile IRA arasındaki ilişkide siyasi part olan Sinn Fein’in ‘patron’ olması, IRA’nın onun sözünden çıkmaması hatırlatılır.
Bizde ise durum tam tersi. PKK patrondur ve DEM Parti ile öncülleri bu örgütünün sözünün üstüne hiçbir zaman söz söyleyememiştir.
Oysa son süreç bir imkan yarattı: DEM Parti sürecin siyasi patronluğunu, yani liderliğini üstlenebilirdi, bunu yapmadı.
Yapsa, bugün çok farklı konumda olabilirdik. DEM Parti hala PKK’nın arkasına takılmış durumda ve Türkiye açısından çok önemli bir fırsatı daha tepmeye hazırlanıyor.
Bendeki izlenim bu en azından.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT71 YIL ÖNCE… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTarihin dönüm noktasındayız: ABD geriliyor… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENİki ateş arasında İran halkı 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRErdoğan rahatsız olunca ortaya çıkan rahatsızlık… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine Avrupa kapılarında 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEpstein sapkınlıkları demokrasinin suçu mu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZCHP’nin sıra dışı Kürt Konferansı’nın düşündürdükleri 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANYeni Anayasa denilince tüylerim diken diken oluyor 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye’nin yeni ruh hali: Kırılgan ve yapay denge toplumu 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCHP çözüm sürecinde AK Parti’ye nasıl gol attı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanKeşke “bana ne İran’dan” diyebilseydim 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞBİZ YOKSULLAŞIYORUZ, ANKARA ZENGİNLEŞTİĞİMİZİ SÖYLÜYOR… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKürtler nereden koptu? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluArtık çözümün hızlanmasına mani bir hal var mı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDolar/TL ne olmalı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSiyasi davalarla CHP ‘up’, Cumhur İttifakı ‘down’ 2.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.01.2026
19.01.2026
15.01.2026
9.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
24.12.2025
20.12.2025
15.12.2025
12.12.2025