Cafer Solgun

Cafer Solgun
Cafer Solgun
Tüm Yazıları
CHP ve Kürt sorunu
3.02.2026
101
CHP, Kürt sorunu özgülünde, “Memleketi bölüyorlar!”, “Hepimiz Türküz!”, “Dersim değil Tunceli!”, “Ne mutlu Türküm demeyenler düşmandır!” kampanyaları yürüten  bir parti olmaktan, bugün, toplumsal barış ve demokrasi konulu toplantılar düzenleyen, konuyla ilgili her kişi ve çevreyi dinleyerek siyaset oluşturmaya çalışan bir noktaya gelmiştir ve bu, önemlidir.
*

CHP’nin geçtiğimiz 31 Ocak günü düzenlediği “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” üzerine kısaca da olsa düşünce ve izlenimlerimi kaydetmek, paylaşmak isterim; hem, söz de vermiştim konferansa davet edildiğimi bilen okurlarım sorunca.

CHP zihniyetine karşı eleştirel bir  duruşum olduğu, malum. Kuşkusuz doğrusuna doğru, yanlışına yanlış demişimdir ve derim. Bağımsız bir yazar olmanın gereği öncelikle budur elbette. Aynı şey iktidar partisi ve icraatları için de geçerli tabii ki. 

Bunu belirtmemin nedeni, “eleşirel bir tutum” derken meramımın doğru anlaşılması. 

CHP zihniyeti” denildiği zaman yıllarca insanların ilk aklına gelen, CHP’nin yürüttüğü korku siyaseti idi: Rejim elden gidiyor! Laiklik elden gidiyor! Vatan elden gidiyor! Şeriat geldi, geliyor! İrtica geldi, geliyor! Vb. 

“Kurucu parti” misyonunu tarihi ve zamanı 1920’li, 1930’lu yıllarda durdurmak zanneden bir anlayış söz konusu idi. Dillerinden düşmeyen “çağdaşlık”, “medeniyet”, “ilericilik” söylemlerine biraz yakından baktığınızda, kopkoyu bir ideolojik tutuculuk, bağnazlık ile karşı karşıya kalıyordunuz. 

Sözü ve meseleyi çok da dolandırmadan söylemek gerekirse, ülkenin demokratikleşme mecrasında çektiği sancıların sebebi olan sorunlar, bu “kurucu” zihniyet ve beraberindeki kendine vatanın değil de rejimin bekçisi misyonu atfetmiş olan darbeci ordu geleneğinden kaynaklanıyordu. Başta da Kürt sorunu

Kürt sorunu, bir inkar sorunudur. Bir halkın diliyle, kültürüyle, tarihiyle, değerleriyle inkarı, rejimin kırmızıçizgilerinden biriydi ve aslında hala tümüyle aşılabilmiş de değildir. Rojova sorunu etrafında yaşanan gelişmeler vesilesiyle bir kez daha gördük…

CHP, yıllarca bu inkar siyasetinin politik arenada en önde gelen temsilcilerinden biri oldu. Bu konu ve diğer demokratikleşme, “normalleşme” sorunlarıyla ilgili her açılım ve reform girişimine, MHP ve MHP kafasında partilerle birlikte, karşı durdu. 

Hayatın ve tarihin olağan akışına, ne kadar ve nereye kadar karşı durulabilirdi? 

Buraya kadar… 

CHP, Kürt sorunu özgülünde, “Memleketi bölüyorlar!”, “Hepimiz Türküz!”, “Dersim değil Tunceli!”, “Ne mutlu Türküm demeyenler düşmandır!” kampanyaları yürüten  bir parti olmaktan, bugün, toplumsal barış ve demokrasi konulu toplantılar düzenleyen, konuyla ilgili her kişi ve çevreyi dinleyerek siyaset oluşturmaya çalışan bir noktaya gelmiştir ve bu, önemlidir.

CHP’deki  bu değişim görebildiğim kadarıyla bir süreç olarak devam etmektedir, zira bünyesinde hala ırkçı Zafer Partisi kafasında ciddi bir değişime direnen, ideolojik manada yobaz, bağnaz bir potansiyel de varlığını sürdürmektedir. 

O potansiyel, Türkiye’nin açlık, sefalet, katliam ve faşizm yılları olarak özetlenebilecek 1930’lu yıllarını “Cumhuriyetin altın çağı” olarak nitelendirecek denli gerçeklerden kopuktur. CHP’deki değişim çabasını daha da kıymetli hale getiren de budur zaten. 

Eksikleri, sorunları vardır ama CHP’nin Özgür Özel döneminde Kürt sorunuyla ilgili “inkar” dışında demokratik bir çözüm arayışına açık durması bile başlı başına, iyidir ve muradı adalet, barış, demokrasi, olan herkes için umutlu olmak nedenidir.

Görebildiğim iki çevre bu umut veren gelişmeden rahatsızdır. İlki, bir kısmı parti içindekiler olmak üzere ırkçı, inkarcı, askeri vesayet ve darbe dönemlerinin hasretini çekenler oluyor. Bunların rahatsızlıkları, yalan ve tahrifat yoluna başvurmaktan geri kalmayacak denli hastalıklıdır. Misal, konferansta dile getirilen görüşleri edebiyle tartışacak özgüvenleri de olmadığı için, “Konferansın yapıldığı salonda Atatürk posteri yoktu. İstiklal Marşı okunmadı. Saygı duruşu yapılmadı” diye çığırdılar sosyal medyada. Çok tuhaflar… (Oradaydım ve poster vardı, İstiklal Marşı okundu, saygı duruşu yapıldı.)

Diğer kesim ise sözüm ona açılım, reform, çözüm siyasetini destekleyen muhafazakar demokrat çervreler. “CHP ve barış, demokrasi, öyle mi?” kanaatindeler. Varlıklarını CHP’ye karşıt olmak üzerinden ifade etmek isteyince, gerçeklerden kopmanın, gerçeklere gözlerini kapamanın bir başka versiyonu oluyorlar…

*** 

Konferansta konuşan CHP lideri Özgür Özel ile mesajı okunan Ekrem İmamoğlu’nun görüşlerinde tartışmaya açık hususlar çoktu. Bunları gelecek yazıda ele alacağım.

Bu yazının ana fikri olsun: Son derece gerilimli ve sıcak bir gündemle ilgili CHP’nin kendi dışındaki kişi ve çevrelerin görüşlerini (de) dinleyerek yeni ve yapıcı bir politika oluşturma çabası, iyidir, olumludur. Eleştiriden önce teslim edilmesi gereken budur. 

Türkiye’nin Kürt sorunu başta temel demokrasi sorunlarıyla ilgili bugüne değin genellikle müesses nizamı savunan bir pozisyon takınan CHP’nin attığı adımlar, başlangıç kabilinde de olsa, yeni bir politik vizyona tekabül etmektedir… İzleyeceğiz…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar