Nevzat CİNGİRT
Daha gün ağarmadan, yıllardır Bolu’da yaşayan Düzce Ticaret Lisesi’nden arkadaşım Ahmet Kurt’un WhatsApp’tan attığı mesajla irkildim. Hastanelerin önüne seyyar morg araçları getirildiğini, Kartalkaya’da çok büyük bir yangın çıktığını, ölü sayısının yüzlerle ifade edildiğini yazıyordu.
Hemen televizyonu açtım, bilgisayardan sosyal medyaya baktım.
Son dakika haberleri sessizdi. Kimse ne olup bittiğinin farkında bile değildi.
Gün ışımaya başladığında, otelden yükselen dumanlarla birlikte facianın boyutu da yavaş yavaş ortaya çıktı.
21 Ocak 2025’te komşumuz Bolu Kartalkaya’da yaşanan Grand Kartal Otel yangını, yalnızca 78 canımızı — üstelik 34’ü çocuk — aramızdan almadı. Aynı zamanda bu ülkede yıllardır içi boşaltılan “denetim”, “sorumluluk” ve “kamu güvenliği” kavramlarını da acı bir biçimde yüzümüze çarptı.
O facianın üzerinden tam bir yıl geçti.
Konuya dair uzmanlar defalarca yazdı, çizdi.
Bu facia öngörülebilir, önlenebilir ve basit tedbirlerle engellenebilirdi.
Çalışmayan yangın alarmları…
Bulunmayan duman dedektörleri…
İşlevsiz yangın merdivenleri…
Eğitimsiz personel…
Ve bütün bunları görmesi gereken ama görmemeyi tercih eden bir denetim zinciri…
Daha önce tren kazalarında, maden facialarında, patlamalarda defalarca duyduğumuz o cümle yine kuruldu:
“Bir daha asla.”
Mecliste komisyonlar kuruldu, kameralar önünde sert açıklamalar yapıldı.
Peki sonra ne oldu?
Dava 7 Temmuz’da başladı, 31 Ekim’de karar çıktı. Otel sahibi Halit Ergül’ün de aralarında bulunduğu 11 sanığa; çocuklar için 34’er kez müebbet, yetişkinler için 44’er kez 24 yıl 11’er ay hapis cezası verildi.
Ancak Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı cezaları “fazla” bularak kararı istinafa taşıdı. Otel yöneticileri ve bazı kamu görevlilerinin yargılanma süreçleri hâlen devam ediyor.
Yangında eşi Ceren Yaman Doğan’ı ve 16 yaşındaki kızı Lalin’i kaybeden Rıfat Doğan’ın sözleri hâlâ kulaklarımızda:
“Bizim hayatımızın rengini ve tadını aldılar. Hayat devam ediyor belki ama biz yaşayan ölüleriz.”
Oğlunu kaybeden Serpil Gençbay ise adalet çağrısını şöyle yaptı:
“Herkes hak ettiği cezayı alsın. Kimsenin yaptığı yanına kalmasın. Bizim çocuklarımız da orada rahat uyusun.”
Evet…
Acılar hâlâ taze.
Ve adalet, bir kez daha evlatlarını toprağa veren ailelerin omuzlarına yüklendi.
Oysa asıl mesele mahkeme salonlarının çok ötesinde.
Gerçekten ders aldık mı?
Yoksa her olaydan sonra “vah vah”, “tüh tüh” deyip günlük hayatımıza mı döndük?
Bugün Türkiye’nin herhangi bir kayak merkezine, sahil kasabasına ya da turizm beldesine gittiğinizde içiniz gerçekten rahat mı?
Bir AVM’ye girdiğinizde…
Üniversite için başka şehirlere gönderdiğiniz çocukların kaldığı yurtlarda…
Pansiyonlarda, apartlarda, bungalovlarda…
Yangın alarmının çalıştığından, acil çıkışların açık olduğundan, içeridekilerin ne yapacağını bildiğinden emin misiniz?
Kartalkaya faciasının ardından İçişleri Bakanlığı tarafından — Düzce Valiliği dâhil — 81 ile genelge gönderildi. Otellere, yurtlara, pansiyonlara ve AVM’lere süreler verildiği açıklandı.
Peki sonuç?
Ben defalarca Düzce Turizm İl Müdürlüğü’nden bu denetimlerin sonuçlarını öğrenmeye çalıştım. Telefonla, bizzat giderek sordum. Düzce ve Akçakoca Belediyesi itfaiye birimlerinden bilgi almaya çalıştım.
“Daha sonra açıklama yapılacak” denildi.
Aradan bir yıl geçti.
Hâlâ somut bir açıklama yok.
Bir gazeteci olarak, Düzce’de durumun ne olduğunu bilmiyorum.
Akçakoca gibi onlarca turizm tesisinin bulunduğu bir ilçede tablo nedir, bilmiyorum.
Kaç tesis yangın güvenliği olmadığı için mühürlendi?
Kaçının ruhsatı iptal edildi?
Basında çıkan birkaç haberin dışında bilen var mı?
Kartalkaya bize çok net bir gerçeği söyledi:
Felaketler kader değil, ihmallerin sonucudur.
Eğer denetim sonuçları şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmıyorsa…
O zaman Kartalkaya’dan ders alınmamış demektir.
Yok, eğer ders aldıysak;
Düzce’de durum nedir, çıkın kamuoyunun karşısına ve açıklayın.
Paylaşın ki, başka bir otel yangınında onlarca canımız kül olduğunda yine “kim sorumlu?” diye sormak zorunda kalmayalım.
Bu vesileyle, Kartalkaya’daki yangın faciasında hayatını kaybeden 78 canımıza Allah’tan rahmet diliyorum.
Dilerim sorumlular hak ettikleri cezayı bulur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT71 YIL ÖNCE… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTarihin dönüm noktasındayız: ABD geriliyor… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENİki ateş arasında İran halkı 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRErdoğan rahatsız olunca ortaya çıkan rahatsızlık… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine Avrupa kapılarında 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEpstein sapkınlıkları demokrasinin suçu mu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZCHP’nin sıra dışı Kürt Konferansı’nın düşündürdükleri 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANYeni Anayasa denilince tüylerim diken diken oluyor 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye’nin yeni ruh hali: Kırılgan ve yapay denge toplumu 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCHP çözüm sürecinde AK Parti’ye nasıl gol attı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanKeşke “bana ne İran’dan” diyebilseydim 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞBİZ YOKSULLAŞIYORUZ, ANKARA ZENGİNLEŞTİĞİMİZİ SÖYLÜYOR… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKürtler nereden koptu? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluArtık çözümün hızlanmasına mani bir hal var mı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDolar/TL ne olmalı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSiyasi davalarla CHP ‘up’, Cumhur İttifakı ‘down’ 2.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
20.01.2026
18.01.2026
16.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026