Akın ÖZÇER
Çözüm için ilk adım ne zaman atılacak?
Öcalan’ın çağrısının ve PKK’nin sembolik silah bırakmasını ve kendisini feshettiğini açıklamasının üzerinden uzunca bir zaman geçti ama çözüm için devlet cephesinden herhangi bir adım henüz atılmış değil. Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu yaz tatiline girmediği halde bugüne kadar sadece dinleme yaptı. Havanda su dövdü diyenlerin haksız olduklarını söylemek de pek mümkün değil. Son olarak üç partiden oluşan bir Komisyon heyetinin dünya örneklerinde pek görülmemiş şekilde PKK’nın hükümlü lideri Öcalan’ı ziyaret etmesi siyaset arenasını kızıştırdı. Bu ziyarette neler konuşulduğuna dair bu yazıyı kaleme aldığım sırada resmi bir açıklama yapılmamış olsa da çözümün Öcalan’ın değil, Komisyon’un hatta doğrudan TBMM’nin elinde olduğu aşikâr.
Gönül isterdi ki Türkiye, ETA’yı karşılıksız kesin silah bırakmaya, silahlarını imha ve kendini feshetmeye ikna etmiş olan İspanya gibi demokratik bir hukuk devleti olsaydı da çözümü sağlamak için konuyla ilgilenen herkesin bildiği adımları atmak zorunda kalacak olmasaydı. Geçen Nisan ayında Barış Vakfı tarafından düzenlenen konuyla ilgili toplantıda katılımcıların değerli Avukat Kezban Hatemi’den edindiği bilgiler, atılacak bazı adımların hükümet katında bilindiği, bu yönde hazırlıkların yapıldığı ve en geç TBMM’nin tatil dönüşünde gündeme gelebileceği yönündeydi. O bakımdan herkes umutlanmıştı. Gel gör ki bunların hiçbiri hala gündeme gelmiş değil. Komisyon’un bu konuda rapor yazmasını beklemeye gerek var mı?
Atılması gereken adımların bir bölümü, terörün devam ettiği dönemde getirilmiş olan örneğin 5393 sayılı Belediyeler Kanunu’nun 45. maddesindeki idari kayyım atamasıyla ilgili fıkranın iptali veya hâkim kararına bağlanması gibi değişikliklerle ilgili. PKK silah bıraktığını ve kendini feshettiğini açıklıyorsa ve bu açıklama ciddiye alınıyorsa bu değişikliğin yapılması şart. Ama ne var ki Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk, “örgüt propagandası yaptığı” iddiasıyla yargılandığı davada beraat etmesine karşın görevine iade edilmediği gibi, kayyımın görevi İçişleri Bakanlığınca iki ay uzatılmış durumda.
Atılması gereken adımların bir diğer bölümü de örneğin kan dökmemiş örgüt üyelerinin topluma yeniden kazandırmasıyla ilgili bir yasanın çıkarılmasıyla ilgili. Ayrıca TCK’da bazı ceza indirimleri de yapılabilir. Aslında terörle mücadele eden ülkelerin İspanya gibi böyle bir yasaya caydırıcılık açısından terör örgütü daha silah bırakmadan sahip olmaları şarttı. Türkiye’de, İspanya ile ilgili kitaplarımda altını çizdiğim halde, topluma yeniden kazandırmayla ilgili yasa çıkarılması fikri sadece ilk çözüm süreci sırasında gündeme geldi ama sonra çözüm umuduyla birlikte unutuldu.
Yukarıda sözünü ettiğim bu adımların uzun zamandır gündemde olduğunu biliyoruz ama Komisyon bugüne kadar bu konuda işi ağırdan almış durumda. Ağırdan alınan bir başka husus, Türkiye’nin 35 yıldır zorunlu yargı yetkisini tanıdığı AİHM’in (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararlarını uygulamakta direnmesi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, ardından Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın eski HDP eş Başkanı Selahattin Demirtaş’la ilgili çağrısı da henüz karşılık bulmuş değil. AİHM’in Demirtaş hakkındaki ihlal kararı Terörsüz Türkiye ile ilgili olduğu için önemli. Ama Strasbourg Mahkemesi’nin diğer kararlarının uygulanması da şart. Ayrıca mevcut Anayasa’nın 90. Maddesi'nin hükmü. Türkiye’de hiçbir zaman ideal bir demokratik anayasa olmadı belki ama yürürlükteki anayasaya uyulmadığını daha önce gördüğümü anımsamıyorum. Bu nasıl oluyor, anlayabilmiş değilim. Ama varsa yoksa Komisyon’un İmralı ziyareti; sihirli değnek sanki Öcalan’ın elindeymiş gibi.
Siyasi partiler birbirlerini bu sorunun çözümüne yapacakları olumlu/olumsuz katkılar üzerinden değerlendirmeli, sembolik anlamlar yükledikleri bir ziyaret üzerinden değil. Seçmenler de -kemik seçmen olanlar hariç- hiçbir siyasi partinin tapulu malı değil. Tıpış, tıpış gidip oy vermezler. Bu dahil tüm konuları kendi görüşleri açısından değerlendirir, ona göre oylarını kullanırlar.
İmralı ziyareti
İmralı ziyaretini çözümün anahtarı görenlerin başında Sayın Devlet Bahçeli geliyor. Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı, Komisyon’un ziyaretini “tarihi bir eşik” olarak niteledi, “Terörsüz Türkiye hedefinin en ciddi muhataplarından birisi İmralı’dır” diyerek, müzakere kapısının açılmasına destek verdi. Öcalan’ın PKK üzerindeki etkisini yok saymak mümkün değil elbette. İspanya’da tutuklanan ETA liderleri yanmış (quemado) var sayıldıkları için yerine yenileri seçilir devlet görevlileri de tutuklu liderle değil, yeni seçilen kimse onunla görüşürdü. Ancak Dominikler ’de tutuklu bulunan Antxon gibi bazı tarihi liderler üzerinden örgüte mesaj yolladıkları da olurdu. Öcalan PKK’ya sözünü geçirebilen, Sayın Bahçeli’nin sık, sık yinelediği gibi münfesih terör örgütünün“ kurucu önderi” kuşkusuz ama bir devlet projesinden söz edildiği, dolayısıyla birçok konunun kendisiyle daha önce konuşulduğu göz önüne alındığında, Komisyon heyetinin ziyaretinin çözüm yolunda “tarihi bir eşik” olduğuna ilişkin görüşüne katılmam mümkün değil.
Aslında bu ziyaret toplumda bu konuda mevcut bölünmüşlüğü bir kez daha ortaya çıkarmış bulunuyor. İyi Parti ve Zafer Partisi’nin başını çektiği grup Öcalan’la görüşme başta olmak üzere, bu sürece hiç inanmıyor. Bu görüştekilerin bence haklı oldukları en önemli nokta, içinde PKK’lıların da yer aldığı PYD/YPG’nin SDG içinde varlığını sürdürüyor ve ABD ve İsrail desteğiyle Suriye’de özerklik istiyor olması. Bu partilerin seçmeni Sayın Bahçeli ve partisi başta uzun süre boyunca Öcalan hakkında idam cezası isteyenlerin yoğurduğu toplum kesitine mensup. Ama AK Parti dahil birçok parti seçmeni de bu görüşe yakın duruyor, özellikle Komisyon’un İmralı ziyaretini hiç uygun bulmuyor.
İlk çözüm sürecine olduğu gibi, bugünkü sürece de destek verdiğim halde Komisyon heyetinin İmralı ziyaretini gereksiz, hatta zamansız bulduğumu itiraf etmem gerekir. Yukarıda da belirttiğim gibi, çözüm Öcalan’ın değil, TBBM ve ilgili Komisyon’un elinde çünkü. Komisyon daha çözüm için bir adım atmadan neden Öcalan’ı ziyaret etsin? Hangi siyasi partiler heyete üye verecek, hangileri vermeyecek, görülsün diye mi? Neden?
Geçen yazımda belirttiğim gibi, İmralı heyetine üye veren siyasi partilerin süreci desteklediği, vermeyen partilerin desteklemediği sonucuna varmak doğru değil ki. Çözüm için gerekli adımların atılmasına hangi siyasi partiler neden destek veriyor, hangileri neden vermiyor, bunu görmek gerekir. Yapılan açıklamalardan anladığım kadarıyla CHP, heyete üye vermemekle birlikte, çözüme katkıda bulunmaya hazır olduğunu bildirmiş bulunuyor. Yeni Yol grubu da benzer bir tutum içinde. Buna karşılık İmralı ziyareti nedeniyle Komisyon’dan ayrılan partiler de oldu. İlk çözüm sürecine MHP ile birlikte kategorik olarak karşı çıkmış olduğu için çok eleştirdiğim CHP’nin bu yaklaşımı son derece tutarlı. Bu tutum değişikliğini olumlu buluyorum. MHP’deki ilk süreçteki tutumuna oranla 180 derecelik tutum değişikliğiyse oldukça abartılı. DEM Parti’ye gelince, CHP’ye heyete üye vermediği için gösterdiği tepki anlamsız. Bu konuda çözüm için bir ziyaretten fazlasının yapılması gerektiğini iyi bilen bir siyasi parti çünkü.
Kabul etmek gerekir ki, siyasi partiler birbirlerini bu sorunun çözümüne yapacakları olumlu/olumsuz katkılar üzerinden değerlendirmeli, sembolik anlamlar yükledikleri bir ziyaret üzerinden değil. Seçmenler de -kemik seçmen olanlar hariç- hiçbir siyasi partinin tapulu malı değil. Tıpış, tıpış gidip oy vermezler. Bu dahil tüm konuları kendi görüşleri açısından değerlendirir, ona göre oylarını kullanırlar.
Sonuç itibariyle, İmralı ziyareti çözüm konusunda toplumda mevcut farklılıkları keskinleştirmiş görünüyor. Arzu edilen bu değildi kuşkusuz. Şimdi çözüm yönünde ilk adım ne zaman, nasıl atılacak, yanıtını aradığımız soru bu.
Yazarlar
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKimin füzesi önce bitecek? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUBu ikilinin gözü dönmüşlüğü… 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİran savaşından Türkiye’ye düşen ilk şarapnel parçaları 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRSiyanür faciasına yol açan madeni 1.5 milyar dolara Cengiz alıyor 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye nerede duruyor? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİHileye karşı dürüstlük (Kizbe karşı Sıdk) 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNVaroluş savaşı! 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANİran Petrolü Norveç’te Olsaydı… 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANPKK yine çark edebilir! 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBölgesel ve Uzun Bir Savaş 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciSiyasi riski düşürmek zorundayız 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİran Savaşı… 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTrump’a kızıp acısını CHP’den çıkaranlara sözüm 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyolİki haydut 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşı çözüm sürecinin yükünü ağırlaştırdı 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİran’ın gücü, rejimin zaafları 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞOkullarda laiklik tartışmaları ve nesil yetiştirme gayretleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANYeni dünya düzensizliği 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYADemokratik Toplum Paradigması ve Bölgesel Savaş Dinamikleri: ABD’nin İran’a Yönelik Saldırıları 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞDİLE GETİRİLMEYENLER… 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya küresel ara buzul dönemde: Türkiye’nin geleceği nasıl belirlenecek? 2.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.02.2026
16.02.2026
11.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025