Ali BAYRAMOĞLU
Bir yıl daha geçti gitti.
Havada pus, ağızlarda acı tad, ruhta hayal kırıklığı ve umutsuzluk izleri bırakarak.
Yeni yıl için umutlu olmalı mıyız?
Havada sadece şiddetli rüzgar tınıları var,
Rüzgar her yönden aynı anda şiddetle eser mi?
Siyasette eser.
80’ler, 90’lar sonrasında, 2000’lerle birlikte dünya siyaseti yine biçim değiştirmeye, gerilmeye başladı.
Gerilim artarak ve ağır sonuçlarla devam ediyor.
Bugün özgürlükler, temsili demokrasi, liberal değerlerin yaşadığı, ekonomik eşitsizliklerin, sert kültür karşılaşmalarının tam öbeğindeyiz.
Her yerde, farklı biçim ve düzeylerde kurumlar, demokratik ilkeler, esnek sınır anlayışı yireni milli devletin güçlenmesine, güç ve çatışmanın öne çıkıp bir değer haline gelmesine, güçlü siyasi irade arayışlarına tanıklık ediyor.
Türkiye bu global sahnenin sadece bir parçası…
Kaldı ki mesele ülkedeki siyasi iktidarın tabiatından ibadet değil.
Kurum karşıtı, şahıs rüzgarı, yabancı-göçmen istemezlik dalgası, tekil siyasi irade vurgusu örneğin, rüzgar çift taraflı esiyor. Dahası, toplum, toplum farklı kutupları, katmanları tarafından talep ediliyor. Adını koymak gerekirse, bu, popülist bir dalgadır. Hem siyasi arzda, hem toplumsal talepte baş gösteren popülist, en azından “popülizan” dalga…
Bu dalganın farklı ülke ve kültürlerdeki farklı tezahürleri ama pek çok ortak noktası var. Her biri işe önce işçi, esnaf, dindar, seküler, vs. gibi toplumsal katmanlara işaret ederek, sistemin veya rejimin dışladığı, bir mağdur retoriği ve tanımı yaparak başlar. Ardından buna dayanarak, farklı kesimlerden gelen sıradan insanlar kümesinden bir blok oluşturur,. Buna halk ya da millet adını verir.
Kurgulanmış bu halk kategorisi geniş bir toplumsal yelpazeye, bir ittifak demetine işaret eder. Yine her biri bu halka ve ittifaka dayanarak çatışma ve kutuplaşma siyasetini mutlaklaştırır. Zengin/yoksul, elit/halk, yerli/yabancı, alttakiler/üsttekiler, mağdurlar/egemenler, içeridekiier/dışarıdakiler gibi kutuplaşmaları sürekli canlı tutarak yol alır.
Bunlar popülizmin belli bir ütopyanın, ideolojinin üzerine oturan bir dalga olmadığını, daha çok bir siyaset yapma tarzını ifade ettiğini gösterir. Sağ ve sol siyasette aynı anda boy göstermesi bu nedenledir.
Dışlanmış kesimlere dayanan bir itiraz, sisteme karşı sıradan insanı, mağdur halk katmanlarını savunma siyaseti olduğu, güçlü bir toplumsal talep dalgasının üzerine oturduğu oranda popülizmin, eşitlik ve adalet arayışı anlamında demokrasiyle yolunun kesiştiği muhakkaktır.
Ne var ki demokrasi ve popülizm arasında kuvvetli gerimin olduğu da açıktır. Popülist siyaset yapma tarzının kendisine has kimi dinamikleri bir aşamada demokrasiyi ciddi biçimde tahrip eden etkilerde bulunur.
Deneyimle sabittir, her popülist iktidar şu ya bu aşamasında demokrasi ile otoriterlik arasındaki yol ayrımına gelir.
Popülizmin tahripkar siyaset cihazları vardır. En önemlisi, kutuplaşma siyasetiyle üretilen (kimi grupları içine alan kimilerini ise dışarıda bırakan) halk tanımından hareketle, o halk adına çoğunluğun hakimiyetini tek esas ve tek meşruiyet kaynağı kılmasıdır.
Kurum ve katmandan azade şahıs ve lideri anlayışıyla “çoğunlukçuluk” arasında kuvvetli bir ilişki vardır.
Bu anlayış, önce, demokrasinin müzakere, uzlaşma ve katılım üzerine oturan bir süreç olduğu fikrini dışlar.
Rüzga bu…
2026’da esecek muhtemelen.
Yazarlar
-
Fehmi KORUVenezuela’yı aldı güya, ama para babaları güvence istiyor 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava’dan Ortadoğu’ya Ortak Gelecek Çağrısı; 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUİki ‘dost’: Trump ve Erdoğan 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünBu kadar düşüncesiz olabilirler mi? 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEmeklinin Türkiye Yüzyılı şimdi başlıyor desenize 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHalep’te “hendek direnişi” kararını kim verdi? 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm Süreci, Halep çatışmasına heba edilir mi? 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarLinç kültürü değil linç sektörü 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUZihniyet akrabası siyasetçiler 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergil“Yerli ve Millî” ahlâk yanılsamasına karşı çağrı 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuDers alınıyor mu? 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENAmbargo ile diktatörlük arasında sıkışan İran 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRTRUMP'A TEMİZ BİR "ÖDÜL" LÂZIM 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESiyasetin cinselliği 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKaranlık Orman’ nedir? Trump’ın hepimizi soktuğu yerdir 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSuriye’deki tehlike 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANCumhurbaşkanı partili mi partisiz mi? 8.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENİnsan hakları için dış müdahale tartışması 8.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKNormatif çerçeve, pratik ve Türkiye’nin durumu 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanHalkını adalete hasret bırakanların ibretlik hikayesi… 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANMADURO 2014 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciFaizi kim düşürmüyor 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAK Parti'deki Truva Atları... 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRŞov bir kez başladığında… 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasTrump’ın yeni ‘dünya düzeni’ ve Türkiye 6.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.01.2026
3.01.2026
2.01.2026
27.12.2025
25.12.2025
20.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
11.12.2025
6.12.2025