Ali BAYRAMOĞLU
Bugün alevlenen kimi tartışmalara bakınca, sekülerlik-dindarlık meselesini ülkenin son yıllarda aldığı yol üzerinden, siyasi iktidar otoriter ve baskıcı uygulamalarının ötesine geçip konuşmak tekrar önem kazanıyor.
Etrafımızda kimi ülkelerde olup bitene bakınca “İslamın bir isyan aracı haline döndüğü radikal hareketler Türkiye’den her anlamda uzak duruyorsa, bunu kendi geleneklerimiz yanında, Türkiye’de dindar siyaset geleneği üzerinden yaşanan siyasi deneyime borçluyuz.
28 Şubat’ın yıldönümüne az kaldı. Asker bu askeri müdahaleyi “şerri düzen” gelecek diye yapmıştı, kemalist kesiminin korkusu ülkenin adım adım İran olacağı şeklindeydi. Dindarların siyasi partileri 1994-95’te, 2001’de iktidara geldi. 25 yıldır iktidardalar. Ve Türkiye’ye dini düzen gelmedi, ülke Talibanlaşmadı. Soluduğumuz tek adam rejimi, otoriter düzen ise, bu ülkede dindar, modernist, milliyetçi bir çok ideolojinin ortak taşıdığı başka bir gelenekle, ortak bir zihniyetle ilgili…
Ne var ki kimilerinin bunun görmesi, için son 25-30 yılın siyaset-din ilişkisinin normalleşmesi bakımından ifade ettiklerini hissetmesi imkansız…
Ortalama bir kemalistin bilinç altı memleketi yıllarca şöyle açıklamıştır:
“Müslüman bir ülke laik düzen dindarlar üzerinde, hatta toplum genelinde baskı gerektirir…”
Bu garip denklem, bugün Türkiye’nin, dış politikası, özellikle Ortadoğu politikası üzerinden yeniden dillendiriliyor. İdeolojik ve kültürel takıntıları yüzünden kemalist zihnin, Türkiye’nin Ortadoğu’ya, Suriye’ye bigane kalması gerektiği söyleyecek kadar toplum, devlet ve tarih geleneğinden azade olduğu bir kez daha gösteriyor. Dış politikaya, yeni siyasi konjonktüre teğet geçmeleri, siyaset dışı itirazlarla yola devam etmeleri de bu yüzden…
Toplumu ideolojik bir yapıya indirgeyen, değişimi ancak belirli bir siyasi şemsiyenin sınırları içinde mümkün gören bu bakış, gerçeği ne kadar yansıtır?
Hemen hiç…
Bugün Türkiye’de din-devlet ilişkileri düzeni ve tartışması, iktidarın aldığı biçimden, Türkiye’nin anayasal düzeninden, kuvvetler birliği meselesi, keyfilik laik tartışmasından, büyük ölçüde bağımsızdır. Din-devlet ilişkileri meselesinde Türkiye, tersine, son 25 yıldır pozitif bir sıçrama, bir sentez, birarada yaşama hali üretmiştir. AK Parti’nin son 12 yılda girdiği tüm seçimlerini kazanmasının ve bundan sonra kazanmaya aday olmasının arkasında biraz da bu sıçrama yatar. Bugün genç yaşlı, yeni eski tüm kemalistlerin siyasi iktidar merkezli kimi hoyrat ve muhafazakar uygulamalara takılarak, algılamaktan uzak durdukları esasen budur.
Kaldı ki, her şey siyasetten ibaret değildir.
Türkiye, 2000’lerde toplumsal düzeyde son derece önemli bir pistte ilerledi.
Farklı ve çelişkili çıkarları rasyonellikle bezenmiş (modernist, dindar, vs gibi) tek boyutlu tek bir değer sisteminin egemenliğini kırdı. Farklı değer sistemlerini aynı anda tüketen, çok ayaklı, dolayısıyla çoğulcu bir yeniden bireyleşme, daha doğru ifadeyle şahıslaşma dalgasını ekledi.
Bu gelişme, üç karşılaşma üretti, onlar etrafında üredi. Karşılaşmalar şöyle şunlardır:
Dindar-laik karşılaşması
Kimlik-tarih karşılaşması
Asker-sivil karşılaşması
Dindar-laik karşılaşması yeni bir sentezin, birarada yaşama halinin en önemli üreticisi olmuştur...
Siyasi iktidarın bütün geri adımlarına rağmen kimlik-tarih karşılaşması, cumhuriyet döneminin yeniden okunması, gayri müslimlerin keşfi, bellekte izler bırakmıştır.
Asker-sivil karşılaşması, bir başkası yerine geçse de, büyük vesayet düzeninin kırılmasına askercil siyaset geleneğinin kırılmasına yol açmıştır.
Bu tespitleri yapmanın bile kimi çevrelerde AK Parti yandaşlığı olarak etiketleneceğine şüphe yok.
Ama, hiç bir önemi yok.
Önemli olan ayrıştırarak, belli bir mesafeden bakarak değerlendirmektir.
Son 25 yıl sadece iktidarın değil, yeni dengeler içinde Türkiye’nin, toplumunun da tarihidir.
Toplumun tarihi akarsu gibidir. Tortuları toplar, bir kenarda atar.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.02.2026
19.02.2026
14.02.2026
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026