Ceren KENAR
Suriye meselesini bırakın bir gazeteci veya aktivist olarak takip etmek, zannediyorum amatör bir okuyucu olarak bile izlemek hiçbir zaman kolay veya eğlenceli olmadı.
Fakat neredeyse iki sene önce barışçı gösteriler ile başlayan Suriye devriminin, tam teşekküllü iç savaşa döndüğü bugünler hem içeride yaşananlar, hem de uluslararası kamuoyunun tutumu nedeniyle hiç bitmeyecek bir karabasanın en karanlık anlarını andırıyor.
Halep Üniversitesi’ni vizelerin başladığı ilk gün, rejimin MiG savaş jetleriyle vurup, 82 öğrencinin ölümü ile sonuçlanan saldırısının amatör video görüntülerini Beyrut’ta bir Suriyeli muhalif ile birlikte izlerken. “Farkında mısın” diye soruyor, “Suriyelilerin huzurlu ölme hakları bile yok. Bombalar yağarken gökten, Suriyeliler bunun rejimin işi olduğunu kanıtlamak için görüntü çekmeye devam ediyor. Ölümden kaçarken bile dünya kamuoyuna katilleri deşifre etmeye çalışıyorlar.” Birden öfkeyle dolu sesi alçalıyor ve derin bir hayal kırıklığı ile devam ediyor, “Aslında bu bir yandan hâlâ naif olduklarının göstergesi. Hâlâ, sivil yerleşim alanlarını SCUD füzeleri ile vurmayı bile alışkanlık hâline getirmiş olan bir rejimin gaddarlığını ispat etmeye ve rejime karşı uluslararası toplumu harekete geçirmeye çalışıyorlar. Nafile bir çaba bu.”
Suriyelilerin çok ciddi bir kısmı uzun zamandır Batı kamuoyunun rejimle zımni ittifak hâlinde olduğu kanaatinde. Gelinen son durumda pek de haksız sayılmazlar.
Suriye’de Özgür Suriye Ordusu’na silah teminatının neredeyse yok denecek bir orana azaldığı yönünde ciddi ve güvenilir kaynaklardan ulaşan haberler var. Washington’ın Rusya’nın sunduğu “çözüm” planına tamam dediği ve muhalifleri bu plana ikna etmek için zayıflattığı yönündeki analizler kayda değer. Obama-Biden ikilisinin Clinton ve Pentagon’a rağmen Suriye’ye müdahil olmama ısrarının devam edeceğine dair güçlü emareler de mevcut. İsrail ise muhaliflere ve rejime eşit mesafedeyiz diyerek aslında tarafını belli ediyor. Rejimin elindeki silahlar muhalefet veya Hizbullah’ın eline geçerse müdahale ederiz diyen İsrail için mevcut çatışmanın yıllar boyunca sürmesinin, İslamcılar galip gelmediği takdirde, bir mahsuru yok.
Ancak unutulmaması gereken bir nokta var: Amerika’nın mevcut müdahil olmama stratejisi ileride müdahil olmasına sebebiyet verecek tehlikelere gebe.
Özgür Suriye Ordusu’nu zayıflatacak, bölecek ve itibarsızlaştıracak her girişim Suriye’de hâlihazırda güçlü olan radikal unsurların daha da güçlenmesi ile sonuçlandı ve sonuçlanmaya devam edecek. El-Kaide ile güçlü ve organik bağları olan El-Nusra Cephesi’nin altı ay önce iki üç bin civarında militanı varken, bu sayının bugün 10-15 bin civarında olduğunu iddia ediyor Michael Weiss, NowLebanon haber sitesinde yayınlanan “İç savaş içinde iç savaş” başlıklı makalesinde.
El-Nusra Cephesi’nin finansman sorunu yok. Para Suudi Arabistan’dan geliyor. Savaşçılarının bir kısmı Suriyeli ama başka yerlerden gelen, örneğin Irak, deneyimli militanlarının sayısı da azımsanacak düzeyde değil.
Ve Weiss’in “iç savaş içi iç savaş” şeklinde tanımladığı bir durumla karşı karşıyayız. Muhalefet sadece rejim karşı değil kendi arasında da savaşıyor. İdlib ve Halep’te Özgür Suriye Ordusu ve ılımlı muhalifler ile El-Nusra Cephesi arasındaki gerginlik bilfiil çatışmalara dönüşmüş durumda. Bununla beraber Rasulayn’da Özgür Suriye Ordusu ile PYD arasındaki çatışmalar olası bir Arap-Kürt ihtilafının tohumlarını atıyor.
Suriye konusunda en maliyetsiz çözüm olarak müdahil olmamayı gören ve seçen Amerika için bu tavır aslında en maliyetli tercih olabilir.
Amerika, rejim gaddarca kendi vatandaşlarını bombalarken, sanki Esed’e sen bildiğini oku dermişçesine ısrarla uluslararası müdahalenin masada olmadığının altını çizdi. Silahlı muhalefet içindeki ılımlı unsurları birleştirmeyi ve güçlendirmeyi hedefleyen girişimleri baltaladı. Amerika eğer gelecekte Suriye içinde tehlike olarak gördüğü militan İslamcı unsurlara karşı Mali tarzı bir müdahalede bulunmak durumunda kalırsa hâlihazırda bölgedeki nahoş imajının kötüleşeceğini söylemek için müneccim olmaya gerek yok.
Kötü bir “emperyalizm” sınavı nedir diye sorsalar sanırım Amerika’nın Suriye politikası ilk üçe girer.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2017
5.02.2017
4.02.2017
27.06.2017
26.06.2017
21.06.2017
7.02.2017
5.02.2017
2.02.2017
30.05.2017