Murat Sevinç
Henüz çok taze bir anı, hatırlamayan yoktur. 2023 seçimi günlerinde Kılıçdaroğlu birileriyle bir fotoğraf çektirmiş ve o esnada bir seccadeye ayakkabısıyla bastığı görüntülenince konu bir hafta kadar gündemde kalmıştı. Daha doğrusu, gündem yapılmıştı.
Sürpriz değildi, zira son çeyrek yüzyıla bakıp da muktedir zihniyetin neyi nasıl kullanacağını tahmin etmek mümkün. Yine de Kılıçdaroğlu ve diğer muhaliflerin sonu gelmez bir özür yarışına girmesine üzülmüştüm. İrili ufaklı muhalefet daha sonra da iktidarın ‘kullanma ihtimali olan’ konularda telaşa kapılıp açıklama yapma alışkanlığını sürdürdü.
Oysa aynı tarihlerde iktidar, Kılıçdaroğlu ve altılı masa ahalisinin PKK kadrolarıyla birlikte tempo tutarak şarkı söylediği iddiasıyla videolar seyrettiriyordu ve görüntülerin “Montaj şu bu…” olduğu TV ekranında rahatlıkla dile getirilebildi.
Kuşkusuz burada sorunlu bulduğum, bir muhalifin özür gerektiren, muhatabı kırdığı varsayılan konularda sergilediği üzüntü, dilediği özür değil. Özür dilemek medeni bir tutumdur ve insanî-toplumsal ilişkilerinin sağlıklı sürmesi için elzemdir. Sorun, muhalefetin bunu nezaketten ve özeleştiriden öte bir saikle, gözle görülür bir endişeyle, iktidardan gelmesi muhtemel eleştirileri göğüsleme telaşıyla ve bu nedenle kaçınılmaz biçimde aşırıya kaçarak yapması.
Öyle bir telaş ki iktidarın aklında yoksa bile zorla ‘kullanışlı’ hale getiriyor yaşananı.
Hassasiyet telaşı
Sonuncusu, bir kadın belediye başkanının kıyafetiyle ilgili açıklama furyası oldu. İYİP teşkilatından bir erkek, Eskişehir Mihalgazi belediye başkanının kıyafeti hakkında yorum yapmış. Yorumun saçmalığı mı, yoksa bu devirde bir sağ parti teşkilatından birilerinin böyle bir münasebetsizliğe yeltenmesi mi daha yadırgatıcı emin değilim.
Bir kadın belediye başkanının-kamu görevlisinin kıyafeti, mevzuata aykırı olmadığı sürece, yalnızca kendisini ve seçmenini ilgilendirir. Bu konuda tartışacak bir şey olmadığı açık. Güzel de, burada 80 küsur milyon nüfus var ve koskoca memlekette birileri böyle şeyler söylerse, aynı mecradaki birileri de onu kınar, ayıplar, mensubu olduğu parti gerek duyarsa disipline sevk eder ve konu kapanır. Geriye kalan milyonların ise bundan haberi dahi olmaz.
Peki Türkiye’de ne oldu? Bir ‘hassasiyet telaşı’na tanık olduk. Konu hakkında açıklama yapmayan kaç siyasetçi, parti üyesi vb. kaldı? Sayısız can yakıcı sorunla boğuşan bir ülkede bu durumu normal mi karşılamak gerekir?
İYİP Genel Başkanı Dervişoğlu belediye başkanını aradı, üyesini disipline sevk etti, ardından yanına gidip bir de orada özür diledi. Sonuç? Belediye başkanı önce devlet başkanıyla telefonda konuştu, telefonda -herhalde konuyla çok ilgili olduğu için- ‘sivil anayasa’ talebini dile getirdi. Birkaç gün sonra onlarca beyaz başörtülü kadınla birlikte TBMM’de parti grup toplantısına katıldı ve orada ‘AKP genel başkanı’ sıfatıyla bulunan Erdoğan, bir kez daha 28 Şubat hatırlatması yaptı. 29 yıl önceki 28 Şubat.
İfadelerin sahibi erkek parti üyesi ise önce partisinden ihraç edildi, ikinci gün tutuklandı. Neden? Kimin için ‘açık ve yakın tehlike’ içeriyor o sözler? Hangi toplumsal kesimi ‘galeyan’a getirdi? Kimi kime düşürdü bu ülkede?
Birkaç kişi paylaşmasa ve iktidar için kullanışlı olmasa milyonlarca yurttaşın haberi dahi olmayacaktı. Ayrıca iktidar, muhalefetin bu tutumunu takdir mi ediyor, herhangi bir seçmenin düşüncesi mi değişiyor, yönetici çevresi kendilerinin muhaliflere yönelik ifadeleri için pişmanlık duyup özeleştiri mi yapıyor? Yaklaşık 24 yıldır, iktidar halesinde yer alan muhteremlerin birkaç ‘zorunlu’ istisna hariç muhaliflerden herhangi bir tutum ya da ifadeleri nedeniyle özür dilediğini hatırlamıyorum.
Allah’tan umut kesilmez
Gelelim iktidar seçmeninin hassasiyetlerine…
Elbette mümkün değil, ancak varsayalım milyonlarca iktidar sempatizanı her konuda aynı şeyi düşünüyor, aynı tepkileri veriyor, aynı hassasiyetlere sahip. Hatta iktidar seçmeni olmayıp yakın doğrultuda düşünen diğerlerini de katalım. Peki, onlarla hemfikir olmayan yurttaşın hassasiyetlerini ne yapacağız? Milyonlarca muhalif ‘halk’ olmaktan ihraç mı edildi? Haberleri olmadan yurttaşlıktan mı çıkarıldılar? Aynı hukuk sistemine tabi değiller mi? Anayasaları farklı mı? Bugüne dek, muhalifleri hedef alan ağır bir ifade, hakaret, küçümseme vs. karşısında ‘hassasiyet’ gösteren iktidar taraftarı birilerini gördünüz mü? Ben hiç görmedim. Hadi daha anlaşılır olsun: “Şekerim, iktidar seçmeninin canı can da, diğerlerininki patlıcan mı?” Hayırdır, ülkede bir kesim haricinde herkes şu üç günlük dünyaya horlanmaya mı geldi?
Nicedir, tüm propaganda aygıtları tarafından ülkedeki ‘her kötülüğün’ müsebbibi gösterilmeye çalışılan CHP’li siyasetçilerin ve muhalif olduğunu varsayan diğerlerinin, ‘hassasiyetlere karşı aşırı hassas’ tutumlarını biraz olsun gözden geçirmesini dilerim. Sade yurttaş ‘samimiyet’i fark ediyordur. Samimiyeti bile isteye görmezden gelene ise yapacak bir şey yok. Boşa yorgunluk.
İktidar destekçisi hassas ahali ise umuyorum bir gün, ülkenin yalnızca kendilerinden ve kendi değerlerine sahip insanlardan ibaret olmadığını fark eder. Siyasal İslamcı ideolojinin/siyasetçinin ‘eşitlik’ ilkesine mesafesi malum, buna mukabil belki seçmen içinden “Aslında onlar da insan ve bizlerden farklı değerlere sahip olmaları olağan” diyen birileri çıkar bir gün. Ne bileyim, sürpriz bu ya, belki ülkede birilerine haksızlık yapıldığını düşünür, belki o haksızlıklara ilişkin iki cümle kurmak isterler. Allah’tan umut kesilmez.
Post-truth dedikleri zırva
https://www.diken.com.tr/ayse-barim-hakkinda-12-yil-alti-ay-hapis-cezasi/Bu yazının yazılması ile yayımlanması arasında geçen birkaç günlük sürede, İstanbul’da bir AVM’de yapılacak konser ‘hedef göstermeler’ nedeniyle yasaklandı, bir kadın menajer Gezi davasında 12 yıl altı ay hüküm giydi, LeMan Dergisi’ne yönelik saldırıya tepki gösterdiği için yargılanan meslektaşımız Aslı Aydemir hâkim karşısına çıktı, İstanbul’un meşhur başsavcısı adalet bakanı olarak atanarak HSK’nin başına geçti. Bu durum Cumhuriyet tarihinde bir ilk.
Ve bu koşullarda “Sizce muhalefet memleketi yönetmeye hazır mı?” konulu anketler yapılıyor, birileri de o araştırma sonuçlarını uzun uzun tartışıyor. Post-truth dedikleri zırva bu olmalı. Sonraki yazıya kalsın.
Not: 13 Şubat Dünya Radyo Günü. Tüm radyoların, hepsinden çok radyomuz Açık Radyo’nun günü kutlu olsun. Açık Radyo’nun sadık dinleyicisi Havva Hazer radyoya bir mesaj göndermiş. Şöyle demiş: “Evde dinliyorum. Dışarı çok az çıkıyorum; çay içerken, kahve içerken, yemek yaparken, ütü yaparken, radyomuz hep açık… (Ap)Açık Radyo dinlemeyi ve hepinizi çok seviyorum. Yaşamaya çalışıyorum, çok yorgunum. radyo gününüz kutlu olsun.” Ben de bir Açık Radyo dinleyicisi olarak Havva Hanım’a Diken’den selam ve saygılarımı göndermek istedim.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025