Fehmi KORU

Mevsim değişiminde, hele yaş kemale ermişse, Yahya Kemal’i hatırlamamak elde mi?
“Günler kısaldı. Kanlıca’nın ihtiyarları
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.
Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa…
Yazlar yavaşça bitmese / Günler kısalmasa…”
Yaz bitti, günler kısaldı.
Bunun ilk etkisini, yaz kapıdan göründüğü andan bugüne kadar korona ile mücadeleyi farklı biçimde yürüten hükümetin şu sıralarda ayaklarının suya ermesinde görüyoruz. Epeydir ilk kez koronanın yeniden tehlikeli bir yaygınlığa erişmekte olduğunu en yetkili ağızlardan duymaya başladık.
Oysa şimdiye kadar “Herkeste olsa da bizde o kadar vaka yok” havasındaydı Türkiye.
Aldırmaz görüntünün yerini bir kez daha ciddiyet aldı.
Neden aldırmaz görüntünün benimsendiğini anlamak için yaz sonuna doğru birkaç günü Bodrum’da geçirmem yetti. Yılın en az altı ayı boyunca binlerce turisti konuk eden güzelim otellerin büyük bölümü bu yıl kapalı kalmayı tercih etmişti.
Otelini kapalı tutan bir dostum “Açık tutulan oteller yüzde 30 kadar” dedi bana.
Kapalı otellerden birine uğradığımda koronasız günlerde binlerce insanı ağırlayan tesisin yalnızları oynamasına dalıp hüzünlendim.
Yabancıdan geçilmez Bodrum’da hayli zamandır ilk kez bu yaz ağırlık yerli turistteydi.
O da iyi, ama yerli turist harcamasını Dolar veya Euro cinsinden yapmıyor. Türkiye’nin ise şu sıralarda yabancı paraya ihtiyacı var.
Çoğu ülke, insanlarına, ‘evde kal’ çağrısı yaptı, dışarıya çıkmayı yasakladı.
Koronayı ciddiye aldıkları için.
İngiltere’nin hali komikti. Birkaç ülkeyi yaklaşılmayacaklar listesine alıp kapılarını açık bıraktı İngiltere; ancak vatandaşlarının gittiği ülkelerde salgının etkili olduğu fark edilince kısa bir mühlet verilip acele eve dönülmesi istendi.
Sefilleri oynadı İngiliz turistler; Fransa’dan, Portekiz’den birkaç saat içerisinde palas pandıras geri dönmek zorunda bırakıldı.
Bizde insanlarımızın büyük bölümü salgını ciddiye alıyor. Hemen herkesin bildiği tanıdığı insanlardan, hatta aile fertlerinden koronaya yakalananlar var çünkü. Ölenler de var. Haberler ulaşınca ister istemez konu daha bir dikkatle değerlendiriliyor.
Yaşlıları korumak daha çok ailelerin gençlerine düşüyor.
Geçen gün bir dostum, “Bizim çocukları, torunları sıkça görürdük, şimdi ancak görüntülü telefon görüşmeleriyle yetinmek zorunda kalıyoruz” diye yakınıyordu. Anne-babalarına hastalığı taşımamak için gençler fedakarlıklara katlanıyorlar.
Kendimizden biliyorum.
Hastalığın ve salgının en ciddiye alındığı ülkelerden birinde yaşayan bir yakınım yaz sonuna doğru çıkan izinle Türkiye’ye geldi ve çoluk çocuğuyla evimize yerleşti. Yerleştiler, fakat birbirimizle normal ilişki kurar hale gelmemiz o kadar kolay olmadı. Onlar sayesinde diğer yakınlar da yine mesafeli olarak yanımıza gelebildiler.
Normalde her yazı birlikte geçirdiğimiz aile fertleriyle ilk günlerde bayağı mesafeli beraber olabildik; neden sonra birlikteliğimiz normale dönebildi.
Dün cuma namazı çıkışında koronayla ilgili “Ne yazık ki, uyarılarımıza halkımız ciddi manada dikkat etmedi” çıkışını yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı dinlediğimde yeni tedbirlerle işin biraz daha sıkıya alınacağını anladım.
İşin sıkıya alınması gerekiyor, ama alınan her tedbir içimizden birilerinin daha rahatsızlığına da sebep oluyor.
Ekonominin bel kemiğini teşkil eden esnaflar sözgelimi, korona günlerinde dükkanlarını açamadıkları için çok zarar gördüler. Dükkanlar şimdi açık, ancak tedbirlere uyanlar alış-verişten de uzak duruyorlar. Hizmet sektörü tamamen felç olmuş halde; çalışanlar çalışamıyor şu günlerde.
Her günün sonunda son 24 saat içerisinde salgın yüzünden hayatını kaybedenlerin muhasebesi bizlerle paylaşılırken, yazımın başında ilk beyitlerini aktardığım Yahya Kemal’in ‘Eylül sonu’ şiirinin devamı geliyor aklıma:
“Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lakin vatandan ayrılışın ızdırabı zor.
Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.”
Yazının başlığındaki ‘melal’ sözcüğü de Ahmet Haşim’in ‘O belde’ şiirinden alınma.
“Melâli anlamayan nesle aşina değiliz” diyordu Haşim.
Yahya Kemal’i ve Haşim’i içinden geçtiğimiz şu günlerde daha iyi anlıyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026