Figen Çalıkuşu

Figen Çalıkuşu
Figen Çalıkuşu
Karar Tüm Yazıları
Ankara neden huzursuz?
29.08.2025
87

Cumhurbaşkanı Erdoğan Malazgirt'te "Yönünü Ankara veya Şam'a dönenler kazanacak. Kılıç kınından çıkarsa kaleme ve kelama gerek kalmaz. Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar ise eninde sonunda kaybedecektir dediği sıralarda ilk resmi ABD heyeti de Suriye’deydi.

Dış İlişkiler Komitesi'ndeki en üst düzey yetkili Demokrat Parti New Hampshire Senatörü Jeanne Shaheen ve Güney Carolina'dan Cumhuriyetçi Partili Joe Wilson'dan oluşan heyet Şam’da Şara ile görüştü.

Heyette Tom Barrack da vardı.

Aynı heyet Amman’da da SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Rojava Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed ile bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantı ertesinde hem Şara’dan hem heyetten Ankara’nın söylemiyle farklılaşan türden açıklamalar geldi.

Senatör Shaheen:

Bugün birçok dinin liderleriyle yaptığımız toplantı, Suriye halkının ortak davasının bir kanıtıydı: şiddetten arınmış, farklı geçmişlere sahip insanların daha parlak bir gelecek için birlikte çalışabileceği bir ülke.

Esad rejiminden kurtulduktan sonra kendi ayakları üzerinde durabilen bir Suriye, Orta Doğu'da bölgesel istikrarın temel taşı olacaktır. Amerika, doğru yönde ilerleyen yeni bir Suriye'nin ortağı olmaya hazırdır dedi.

“Suriye’nin ortağı olmaya hazır ABD…”

Ancak “ortaklık” için bir şart var, “doğru yönde ilerleyen yeni bir Suriye.”

Ahmet eş-Şara da gazetecilere yaptığı açıklama da “Müslüman Kardeşler'le bağlantısı olduğunu” reddetti… Sanki “doğru yön” mesajını almış gibiydi.

"IŞİD'den en çok zarar gören kişinin kendisi olduğunu" da söyledi.

Bir önemli vurgusu daha vardı:

"Bölgedeki tüm milliyetçi ve İslamcı ideolojiler başarısız oldu."

Bölgedeki “Milliyetçi ve İslamcı ideolojiler” kimler ki…

Şara daha sonra “Suriye'de herhangi bir ayrılık çağrısının sadece hayal olarak kalacağını" vurgulayarak, "Kürtler ve Süveyda halkıyla tüm çözümleri, ayrılık meselesi hariç, tartışmaya açık olduğunu" belirtti.

Ve:

"Federalizm yerine, anayasada yer alan ve toplumsal bileşenlerin özelliklerini koruyan ademi merkeziyetçiliği uygulayabiliriz" dedi.

Tom Barrack’ın Washington Post’a verdiği röportajında da bu “ademi merkeziyetçilik” vurgusunun yapıldığını unutmamak lazım.

Yakın zamana kadar farklı konuştuğunu bildiğimiz Barrack ne demişti:

"Merkezi bir devlet yerine, herkesin kültürünü koruyabildiği bir yapı düşünülmeli.

Suriye'de azınlıklara yönelik şiddetin tırmanması, yeni yönetimin en önemli uluslararası destekçilerinden biri olan ABD'nin pozisyonunda önemli bir değişikliğe yol açtı.

Bu “doğru yön” konusunun köşeli bir şekilde tanımlanmaya başlamasının sebebi Pentagon’un Temsilciler Meclisi’ne sunduğu rapor olsa gerek.

ABD Savunma Bakanlığı bu raporunda Şam’a yönelik yaptırımların hafifletilmesi konusundaki çekincelerini ortaya koyuyordu.

Pentagon raporunda,

Suriye Geçici Hükümeti’nin sağlam ve düzenli bir askeri yapıya sahip olmadığı, radikal örgütlerin feshinin sahada görülmediğimezhepsel şiddetin devam ettiği ve bu durumun ABD güvenliği için risk olduğu, SDG’nin bölgesindeki etkisini artırmaya devam etmekte olduğu ve SDG’ye her zamankinden daha fazla bağımsızlık sağlayabileceği” söyleniyordu.

Çok daha dikkat çekici bir ayrıntıya gelince; eskiden “ABD, SDG'yi Şam'a entegre ederek Türkiye'nin tehditlerinden koruma fikrine sahip iken” artık “Pentagon’un bu stratejiden uzaklaştığı” da belirtildi.

Bütün bu gelişmelere rağmen Erdoğan’ın Malazgirt’te yaptığı konuşma sonrası tekrar SDG’ye yani Kuzey Suriye’ye operasyona dair yazıları görmeye başladık.

İç politika söylemi ile dış politika dinamikleri ters yönde hızlanıyor.

Görülebildiği kadarıyla, Amerika, Suriye’de “ademi merkeziyetçi” bir yapıyı ve Kürtlerin bu yapılanma içinde yer almasını desteklerken, Erdoğan “kılıçtan” söz ederek “yabancı patronlarla” çalışanları tehdit ediyor.

“Yabancı patron” herhalde Amerika.

“Terörsüz Türkiye’den” ve “barıştan” söz ederken birden “kılıca ve savaşa” geldik.

Ankara’da bir huzursuzluk var, bir türlü sakinleşmiyor… Tam barıştan söz ederken kendimizi savaş ihtimaliyle baş başa buluyoruz.

Şakacı bir gülümsemeyle “Suriye’de Amerika ile mi kapışacağız” diye soranlar olabilir…

Ama bence asıl soru şu:

Ankara niye bu kadar huzursuz? Halkın görmesine izin verilmeyen siyasetin gizli labirentlerinde neler oluyor?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar