Hasan CEMAL
Apo’yu kullanıyorlar mı? Hesap PKK’yı bölmek mi? Saflarda gedik mi açmak? Kandil’de de,BDP’de de bu soru işaretlerinin çengeli zihinlerden hiç eksik olmadı. Ama Ankara da, ne Öcalan’a, ne Kandil’e, ne de BDP’ye güvendi. Onların ‘son oyun’ olarak Türkiye’yi bölmek istediklerine dair inanç devlette hep ağır bastı.
Yıl 1982, Şam. Taner Akçam bir sohbet sırasında Öcalan’a şöyle der:
“Hafız Esat rejimi seni Türkiye’ye karşı kullanıyor.”
Öcalan yanıtlar:
“Ama ben de onu kullanıp güçleniyorum.”
Taner Akçam, bu sohbeti 2010 yılı Temmuz ayında bana gönderdiği bir elektronik postada şöyle anlatmıştı:
“1982 yılıydı. Şam’da Apo’yla karşılıklı oturmuş, Suriye devletinin bizden istediği şartları konuşuyorduk. Ben, bir devletin kontrolüne girmenin tehlikelerini, bizi istedikleri gibi kullanıp sonra limon gibi sıkacaklarını Apo’ya söylüyordum.
Apo aksi kanaatte idi.
‘Bana zaman lazım’ diyordu, ‘Kullansınlar mesele değil. Beni limon gibi sıkmak istedikleri vakit onlar için çok geç olacak.’
Apo Suriye’de kaldı.
Aradan yıllar geçti, Suriye Apo’yu kovdu. Geriye bakalım, kim kârlı çıktı bu işten:
Apo ve PKK...
Apo kendisini kullandırdı ama o bu, Kürt hareketini Suriye’nin oyuncağı olmayacağı bir yere taşıdı.
Şimdi Ankara’ya bakalım.
Türkiye’nin terör örgütü ilan ettiği bir örgütün lideri, her hafta hapishaneden örgütü yöneten bildiri ve tebliğler sunuyor.
Niye?
Çünkü Ankara’da birileri, Apo’yu istedikleri gibi kullandığını sanıyor ve Apo’yu kullanarak PKK’yi kontrol edeceğini, böylece Kürt meselesini de denetleyebileceğini sanıyor.
Tıpkı Suriye’dekiler gibi...
Ankara’dakiler de bilmiyor ki, bu oyunu Apo onlarla severek oynuyor.” (*)
Taner Akçam, bu e-maili bana 2010’un Temmuz ayında göndermişti.
Sır değil.
Ankara, 1999’da başlayan İmralı yıllarında her zaman Öcalan’ı kullanarak PKK’yı bölmenin, PKK saflarında gedik açmanın hesapları içinde oldu.
Özellikle, sanıyorum, 2005 ve 2006 yıllarına kadar bu böyleydi. O dönem sadece ‘askerin tekeli’nde olan İmralı’ya ‘sivil otorite’nin girmesine ve Öcalan’la görüşmesine yeşil ışık yanmıyordu.
Sonra bu değişti.
Askeri otorite sivil otorite karşısında geriledi ve Erdoğan hükümeti MİT kanalıyla Öcalan’la görüşmeye başladı. Ama bu dönemde de malum sorular varlığını sürdürdü:
Apo’yu kullanıyorlar mı?
Hesap PKK’yı bölmek mi?
Apo eliyle tasfiye mi?
Saflarda gedik açmak mı?
Kandil’de de, BDP’de de bu soru işaretlerinin çengeli zihinlerden hiç eksik olmadı.
Bugün de farklı olduğunu sanmıyorum.
Ama madalyonun bir de öbür yüzü var (**). Devlet de, ne Öcalan’a, ne Kandil’e, ne de BDP’ye güvendi. Onların son oyun olarak Türkiye’yi bölmek istediklerine dair inanç Ankara’da hep ağır bastı.
Bu karşılıklı güvensizlik ya da güven sorunu demokratik açılım, Habur ve Oslo süreçlerinde de devam etti.
Peki, bugün durum nedir?
‘Güvensizlik duvarı’nda gedikler açılmaya başladı mı?
Bilemiyorum.
Keşke birbirini karşılıklı olarak kullanmaya dönük ‘eski oyun’ sona ermiş olsa...
Çünkü başka türlü barış yolu açılamaz.
————
* Hasan Cemal; Barışa Emanet Olun, Kürt Sorununa Yeni Bakış; Everest Yayınları, Ekim 2011, sayfa 149.
** Rahmetli Metin Toker’i, değerli bir meslek büyüğümü hatırladım. Ne zaman ‘madalyonun öbür yüzü’ diye yazsam, sabah vakti telefon gelirdi, “Oğlum, madalyonun iki değil bir yüzü vardır, şunu bir öğrensen!” diye...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024