Hasan CEMAL
Sadece askeri vesayeti geriletmekle, askeri sivil otoriteye tabi kılmakla devlet kendiliğinden demokratikleşmiyor, devlet hukukla tanışmıyor.Sivilleşmek kendi başına ya da kendiliğinden demokratikleşmek değil çünkü...
Sivil bir anayasa yapamıyoruz, siyasi partiler uzlaşamıyorlar. Şimdi sıraTürk tipi başkanlık sistemine mi geliyor?Bu konuda Tayyip Erdoğan modelininin demokratik değil otoriter boyutu göz önünde tutulursa, bu durum tehlikeli bir eğilime işaret eder, ‘barış süreci’ni de olumsuz etkileyecek bir eğilime...
Televizyonda İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yu izlerken Türkiye’de devlet konusu aklıma takılıyor.
Ne kadar hırçın konuşuyor.
Ne kadar sert bir dil...
Ne kadar acımasız bir dil...
Kendini pek öyle ‘hukuk’la da bağlı saymayan bir söylemi var.
Sayın Vali, 1 Mayıs’ta biber gazı yiyen ve bir gaz kapsülüyle başından yaralanıp hayati tehlike geçiren 16 yaşındaki Dilanhakkında, işsiz bir tekstil işçisinin kızı hakkında konuşuyor televizyonda.
Hem savcı, hem yargıç gibi...
Sanki bir yargısız infaz yaşanıyor televizyon ekranlarında...
Gerçekten hazin.
Sayın Vali’yi izlerken bizim devletin kendi vatandaşlarına karşı eli öteden beri neden ağırdır, niçin acımasızdır meselesi kafamda yine canlanıyor.
Bizde devlet ezelden beri böyle.
Maalesef hiç değişmiyor.
Devlet, demokrasi, hukuk...
Bugün köşeme Türkiye’de devletle ilgili bazı notlar düşmek istiyorum.
Devlet ve özgürlükler...
Devlet ve hukuk...
Devlet ve anayasa...
Bu ülkede seçim sandığından çıkan siyasal iktidarlar değişiyor ama devlet değişmiyor. Devletin o bildik hoyratlığı, ceberrutluğu, dayatmacılığı ne yazık ki yerli yerini muhafaza ediyor.
Türkiye’de devletin hukuka, özgürlüklere, insan haklarına karşı direnen bir yapısı var.
Dayanıklı bir yapı bu.
Demokrasi kendi içine sızsın istemiyor.
Kendini bağlamaktan pek hazzetmediği bir konu da hukuk.
İnsan hakları deyince de irkiliyor.
Özgürlükler vücut kimyasını bozuyor.
Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü...
İnsan hakları ve özgürlükleri izleme örgütü Freedom House’un 2013 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu yeni yayımlandı.
Ve Türkiye, geçen yıl 55 puanla 117’nci sıradayken, bu yıl 56 puanla 120’nci sıraya düştü. Türkiye bu sırayı Kongo, Fiji, Liberya, Makedonya ve Seyşeller ile paylaştı. 2011 yılı raporunda ise Türkiye 54 puanla yine 117’nci sıradaydı.
Türkiye, “dünyada en çok gazeteciyi hapis eden ülke olmaya devam ediyor” ifadesinin yer aldığı raporda, daha önceki yıllarda olduğu gibi kısmi özgür ülke sınıflamasına dahil edildi.
197 ülke içinde 63’ü özgür, 70 ülke kısmi özgür, 64 ülke özgür olmayan diye sınıflandırıldı. Türkiye’nin durumunu rahatsız edici diye niteleyen Freedom House Başkanı David Kramerşunları söylemiş:
“Gözaltında ve hapiste olan gazeteci sayısını herkes görüyor. Yaşanan bu tehdidin Türkiye’deki gazetecilerin özgürce hareket etme ve iş yapma imkanlarını kısıtlaması kaygı verici bir noktadır. Umudum, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecini derinleştirdikçe, bu alanlarda daha büyük liberalleşme hareketleri görmektir.”
Komünist, şeriatçı, bölücü…
Bu yeni bir durum mu? Hayır değil. Türkiye bin yıldır basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü alanında sorunlu bir ülkedir. Yazarını, düşünürünü, sanatçısını, gazetecisini şu ya da bu nedenle hapse atan bir devlet vardır bu ülkede.
Hiç değişmedi bu. Tek partili rejimde de, çok partili rejimde de değişmedi.
Sayın İstanbul Valisi’nin devletçi üslubu neyse, nasıl nesilden nesile devredilerek geldiyse, devletimizin özgürlükler konusundaki tutumu da özünde değişmiş değildir.
Bir zamanlar örneğin daha çok komünist diye, şeriatçı diye hapsi boylardı insanlar. Yıllar geçtikçe bölücülük ağır basmaya başladı, ifade özgürlüğünün kolu kanadı kırılırken...
Demokrasi diye, bireyi devlet karşısında koruyacak çağdaş hukuk anlayışı diye siyaset meydanında yıllarca mangalda kül bırakmadık.
Ama ne kadar mesafe alabildik? Devletin içine ne kadar demokrasi götürebildik? Devleti nereye kadar hukukla tanıştırabildik?
Yanıtlar maalesef olumlu değil.
Bir kenara not etmekte yarar var: Sadece askeri vesayeti geriletmekle, askeri seçilmiş sivil otoriteye tabi kılmakla devlet demokratikleşmiyor, devlet hukukla tanışmıyor. Sivilleşmek kendi başına ya da kendiliğinden demokratikleşmek değil çünkü...
Türk tipi başkanlık ve barış süreci!
Bakın bugün hâlâ özünde askeri yönetimlerin çerçevesini çizdiği ‘devlet’le yaşamaya devam ediyoruz.
Anayasal düzenin özü daha hâlâ 12 Eylül’de Evren’lerin silah zoruyla yaptıkları düzendir.
Bu düzen hâlâ değişmedi.
33 yıldır sivil bir anayasa yapamadık. Siyasi partiler bunun için bunca yıldır Meclis çatısı altında uzlaşamadılar.
Yazık değil mi?
Son bir soru:
Şimdi sıra gerçekten Türk tipi başkanlık sistemine mi geliyor? Tayyip Erdoğan bu yolu mu zorlayacak?
İnşallah değildir.
Çünkü, AK Parti’nin bugüne kadar su yüzüne vurmuş olan başkanlık modelinin demokratik değil, otoriter boyutu göz önünde tutulursa, bu durum tehlikeli bir eğilime işaret eder.
Ve böyle bir eğilim güçlenirse, bir kenara not edin, yalnız demokrasi fikri değil, barış sürecini de bundan olumsuz etkilenir!
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024