Hasan CEMAL
Milliyet’te uzun zamandır Abdi İpekçi gazeteciliği değil, “Beyefendi rahatsız olmasın!” gazeteciliği var. Milliyet’in el değiştirmesinden sonra gazete kulisinde kulaklara espriyle karışık hep bu cümle çalınırdı: “Aman Beyefendi rahatsız olmasın!” ‘Beyefendi’ elbette Tayyip Erdoğan’dan başkası değildi.
Geçen yıl bu zamanlarda Can Dündar’la birlikte topun ağzına geldik. Daha sonra ‘İmralı Zabıtları’yla birlikte “Beyefendi’nin rahatsızlığı” tavan yaptı. “Herkes kendi işini yapsın!” diye yazdım. Başbakan ertesi gün gazetenin sahibi Demirören’i aradı, bununla da yetinmeyip Balıkesir’de bas bas bağırdı: “Batsın senin gazeteciliğin!”

Bizim meslek, gazetecilik zor günler yaşamaya devam ediyor. Ne zaman kolay günler yaşamıştı ki diyebilirsiniz.
Doğrudur.
Demokrasinin ikinci sınıflığa mahkûm olduğu, ifade özgürlüğünün orasından burasından sürekli tırpanlandığı bir ülkede ‘gazeteci milleti’ne rahat yoktur.
Dün de yoktu, bugün de öyle.
Ama bugün, Erdoğan iktidarı döneminde medya düzeni düne göre her geçen gün daha fazla kıskaca alınıyor.
Kaçıncı kez yazıyorum.
Yalnız medya değil, medyayla birlikte demokrasi de kuşatılıyor.
Nokta atışları ile medyadaki farklı sesler ve eleştirel köşeler teker teker susturulup kapatılırken, demokratik alan her seferinde biraz daha daraltılıyor, çoğulculuk üst üste darbeler alıyor, rejim ya da Başbakan Erdoğan gitgide daha çok otoriterleşiyor.
Bu açıdan son örnek sevgili meslektaşım Can Dündar oldu. Milliyet’teki köşesi dün patronErdoğan Demirören tarafından bir telefonla kapatıldı.
Patron katından mutfağa aktarılan rahatsızlıklar…
Milliyet’te uzun zamandır Abdi İpekçi gazeteciliği değil, “Beyefendi rahatsız olmasın!” gazeteciliği var.
Milliyet’in el değiştirmesinden sonra gazete kulisinde, özellikle yazı işlerinde kulaklara espriyle karışık hep bu cümle çalınırdı:
“Aman Beyefendi rahatsız olmasın!”
‘Beyefendi’ elbette Tayyip Erdoğan’dan başkası değildi.
Ve Sayın Başbakan’ın nelerden rahatsız olabileceği ‘patron katı’ndan genel yayın yönetmenleri aracılığıyla mutfağa indirilir, köşe yazarlarının da kulağına üflenirdi.
Yayın politikasının ‘kırmızı çizgileri’ni oluşturan bu ‘beyefendi rahatsızlıkları’ hiç bitmek bilmezdi.
Bazen esnetilen, bazen es geçilen ‘kırmızı çizgiler’e genellikle uyulurdu.
Geçen yıl bu zamanlardı.
Can Dündar’la birlikte topun ağzına gelmiştik. “Beyefendi bizden rahatsızdı!” Can Dündar istifanın eşiğinden dönerken, ben de tatilimi erkene almıştım, Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu’nun kıvrak manevralarıyla vaziyet kurtarılmıştı.
Başbakan, Erdoğan Demirören’i aradı
‘İmralı Zabıtları’nın geçen Mart ayında Milliyet’te yayınlanmasıyla birlikte “Beyefendi’nin rahatsızlığı” tavan yapmıştı. Ben de köşemde Milliyet’in bu haberciliğini savunurken şunu belirtmiştim:
“Gazeteciler gazetecilik yapar, siyasetçiler memleket yönetir; herkes kendi işini yapsın!”
Başbakan Erdoğan ertesi sabah gazetenin sahibi Erdoğan Demirören’i telefonla aramış, çok ağır konuşmuş, bununla da yetinmeyip Balıkesir’de kürsüye çıkıp bas bas bağırmıştı:
“Batsın senin gazeteciliğin!”
Bunun hemen ardından benim iki haftalık zorunlu izin dönemi başladı. İki haftanın sonunda iznim iki hafta daha uzatılmak istendi.
Razı olmadım.
İzni uzatmak yerine, Beyefendi ile ‘Beyefendi rahatsız olmasın gazeteciliği’ni eleştiren bir yazı yazdım. Bu yazım reddedilince de, 15 yıl çalıştığım Milliyet’ten istifamı verdim.

Kuşatma gerçeğini görmemek utanmazlıktır!
Sözü uzatmak istemiyorum.
Beyefendi rahatsız olmasın zihniyetiyle gazetecilik mesleği bağdaşmaz.
Medya patronlarının siyasal iktidarlarla gönüllü ya da gönülsüz işbirliği, sadece gazeteciliğin değil, demokrasinin de altını oyar, ifade özgürlüğünü de boşlukta bırakır.
Türkiye böyle bir dönemden geçiyor.
Medyayla birlikte demokrasi de her geçen gün kuşatılıyor.
Bu gerçeği görmemek, bu gerçeği görmezlikten gelmek, bu gerçeğe sessiz kalmak demokrasi adına aymazlıktır, utanmazlıktır.
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024