Hasan CEMAL
Evet, yazıma böyle başlamak istiyorum.
Ağzından çıkanı kulağın duysun!
Hani, çanak çömlek patladı derler ya.
Aynen öyle.
Artık sözün hükmü kalmadı.
Havada öylesine sözcükler uçuşuyor ki, ne söylesen, ne desen boş.
Laf uzamasın.
KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı seçildikten sonra diyor ki:
“Artık yavru vatan değil, kardeş ülkeyiz!”
Vay sen misin bunu diyen.
Saray’daki Sultan açmış ağzını yummuş gözünü. Bir araba dolusu laf ettikten sonra, anlaşılan, taşı gediğine oturttuğunu da sanmış:
“Sayın Akıncı’nın ağzından çıkanı kulağının duyması lazım.”
Akıl alır gibi değil.
Bu kadarı hiç olmamıştı.
Ha-ka-ret!
KKTC’nin seçilmiş bir cumhurbaşkanına Ankara’dan, hele cumhurbaşkanı düzeyinde böylesine bir ses yükseldiğini hiç anımsamıyorum.
Gerçekten akıl alır gibi değil.
Devlet terbiyesini geçin.
Terbiyenin hiçbir türlüsüne sığmayan bir hitap tarzı bu.
Sayın Akıncı’ya da, onun temsil ettiği makama da, ona oy vermiş olan Kıbrıslı Türklere de hakaret!
Aynen öyle, ha-ka-ret!
Yıllar öncesine gidiyorum.
Denktaş dönemi aklıma geliyor.
O zamanlar KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’a fena halde kızan başbakanlar, cumhurbaşkanları olmuştu Ankara’da.
Özal’ı, Demirel’i hatırlıyorum.
Kıbrıs politikasından dolayı askerle oynayan, hiç bükülmeyen Denktaş’a arada bir kapalı kapılar arkasında veryansın ederler, “Bu adam kim oluyor da, Türkiye gibi koca bir ülkeyi burnundan tutup oynatabiliyor!” diye ağızlarına geleni söylerlerdi.
Özal da, Demirel de bunu kapalı kapılar arkasında yapar, ama kamuoyu önünde rahmetli Denktaş’a dokunmazlardı.
Asgari bir devlet terbiyesinin gereği buydu çünkü…
Saray’daki Sultan böyle değil.
KKTC’nin seçim sandığından daha yeni çıkmış Cumhurbaşkanı’nı, Mustafa Akınca’yı kamuoyu önünde paylıyor:
“Ağzından çıkanı kulağın duysun!”
Hazin.
Bir zamanlar…
2003, 2004 yılları gözümün önüne geliyor.
Annan Planı gündemdeydi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın adını taşıyan Kıbrıs’a ilişkin bu plan, zamanın KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş’la Ankara’dakiDenktaşgillerin korkulu rüyası haline gelmişti.
Bu plan eğer KKTC’de kabul edilirse, Türkiye’nin AB ile tam üyelik müzakereleri başlayacaktı.
İşte bu yüzden, Ankara’da askerle işbirliği içindeki Denktaşgiller,Annan Planı’nı KKTC’de reddettirmek için darbe tertipleri dahil -bakınız eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek günlükleri- ellerinden geleni yapacaklardı.
Erdoğan o tarihlerde başbakandı.
Dışışleri koltuğunda Gül vardı.
Erdoğan-Gül ikilisinin o zamanki Kıbrıs politikaları, Mehmet Ali Talat ve Mustafa Akıncı gibi Kıbrıslı sol-sosyal demokrat liderlerin gözünde devrimci idi.
KKTC’de önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı seçilecek olan Mehmet Ali Talat, Erdoğan-Gül ikilisi tarafından Denktaş’a karşı desteklenmişti.
Sonunda, KKTC’de kazanan taraf Denktaşgiller olmamış, Annan planına ilişkin halkoylamasını kaybetmişlerdi.
Bir başka deyişle:
KKTC’yi son tahlilde Türkiye’nin bir parçası yapmak isteyen -ya dayavru vatan olarak sömürge tipi ilişkiye razı olan- rahmetli Rauf Denktaş’la, onun ‘çözümsüzlük çözümdür’ siyasetini benimseyenDerviş Eroğlu o tarihlerde istediklerini elde edememişlerdi.
Türkiye ise bu sayede AB’den tarih alıp üyelik müzakerelerini başlatabilmişti.
Sanki sömürge valisi!
Yıllar geçti.
Tayyip Erdoğan Ankara’da devletleşirken, Kıbrıs’ta Denktaş’laştı.
KKTC’de demokrasiyi, barışı benimseyen ve yüzü AB’ye dönük ‘sol’dan giderek uzaklaştı.
Bir zamanlar Denktaşgillerin sahip oldukları düşünce kalıpları Erdoğan iktidarına da damgasını vurdu.
Erdoğan şu sözlerine bakın:
“Yavru vatan olarak çalışmanın bir bedeli vardır. Bu ülke, Kuzey Kıbrıs’ta bir bedel ödemiştir. Hâlâ bu bedeli ödemeye devam etmektedir. Bizim yıllık yaptığımız yıllık ödeme 1 milyar dolarcivarındadır. Uluslararası camiada Kuzey Kıbrıs’ın kavgasını veren kim? Sayın Akıncı bu kavgayı tek başına verebileceğini mi zannediyor? Onların baktığı açıdan biz Kuzey Kıbrıs’a bakamayız. Yavru vatandır, bundan sonra da yavru vatan olarak devam edecektir. Bir ananın yavruya olan ilgisi neyse aynı şekilde devam edecektir.”
Erdoğan sanki sömürge valisi!
Edası öyle, başa kakan söylemi öyle.
Ne yazık.
‘Karşınızda bir Türkiye düşmanı yoktur’
Buna karşılık KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Erdoğan’a yanıtı sağduyuyu yansıtıyor:
Küçük bir toplum olabiliriz.
Küçük bir toprak parçasında yaşıyor olabiliriz.
Ama biz bir varlığız.
Bu varlığın Türkiye tarafından da tanınmasını istiyoruz.
Sanıyorum, bunda da anlaşılmayacak bir tutum yok.
Bizi daha ilk günümüzden kimse yanlış yere oturtmasın.
Karşınızda bir Türkiye düşmanı yoktur.
Türkiye’nin esenliğini isteyen, çok daha demokratik,şeffaf, güçlü bir ülke, AB üyesi olmasını isteyen birisi var.
Türkiye’nin Kıbrıs’la hem bir garantör ülke olarak, hem de yakın ilişki içinde olmasının önemini bilen biri var.
Güney’le olan ilişkide de, -evet 10 yıl önce onlar hayır, biz evet dedik- ama günün sonunda yeni bir dönem başlıyor.
Birbirimizi suçlayarak bir yere varamayız.
Dolayısıyla yeni bir dönem başlıyor. Rumlara da bu fırsatı vermemiz lazım, hatalarını gözden geçirsinler.
Yeni bir cephe açıldı
Saray’daki Sultan acaba bu sözlerin altında yatanı anlayabilir mi? Ya da bu sözler işine gelir mi?
İhtimal vermiyorum.
Çünkü demokratik değerler, AB’nin bir barış projesi olarak temsil ettiği değerler çoktan beri onun umurunda bile değil.
KKTC’ye dönük sömürge muamelesinin Kıbrıslı Türkleri Türkiye’den nasıl soğuttuğunu anlaması da, hissetmesi de imkansız.
Yedi düvelle kavgalı olan Saray’daki Sultan, kendine şimdi de KKTC’de, Kıbrıs’ta yeni bir cephe açıyor.
Ne denir, hayırlı olsun!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024