Hasan CEMAL
Çağlayan Adliyesi’nde dün sabah.
Kasvetli bir hava, yağmur çiseliyor.
‘Gazeteci milleti’nin bu memlekette hiç bitmeyen çilelerinden birine daha tanıklık ediyorum.
İki meslektaşımı, Can Dündar’la Erdem Gül’ü beklerken defterime not düşüyorum.
Yazın bir kenara:
Gazeteciliği de, özgürlüğü de elimizden alamayacaksınız.
Evet öyle.
Bu dünya döndükçe, gazeteciler gazeteciliklerini yapacaklar.
Gazeteci milleti hep var olacak. Haberlerini yazacaklar.
Haberlerini söyleyecekler.
Karikatürlerini çizecekler.
Yorumlarını yapacaklar.
Manşetlerini atacaklar.
Yüksek yerlerdeki kirli işler gazeteciler sayesinde gizli kalmayacak, karanlık işler onlar sayesinde aydınlanacak.
Şunu hiç unutmayın:
Bu dünya despotlara kalmayacak!
İktidar koltuğunuzda otururken kalacağını sanırsınız ama kalmaz.
O kadar çok örneği vardır ki.
Hiç aklınızdan çıkarmayın:
Tarihin çöp tenekesi özgürlükleri boğmaya kalkışan despotlarla dolup taşar.
CASUS... TERÖRİST...
İnanılır gibi değil.
Suçlamalara bakın:
Silahlı terör örgütü üyeliği...
Casusluk...
Hem siyasal, hem askeri casusluk...
Devlet sırlarını açıklamak...
Haklarında ömür boyu hapis cezası isteniyor.
Üstelik bir değil iki kez müebbet hapis...
Neden?
Haber yaptıkları için...
Hava iyice karardı.
Yağmur şiddetleniyor.
Adliye Sarayı’nın önünde toplanan dostlar, gazeteciler, siyasetçiler...
Can Dündar’ın açıklamalarına kulak veriyoruz.
BİZ GAZETECİYİZ!
MİT tırlarında silah taşındığına dair yaptığımız haberden dolayı bir soruşturma yürütülüyor.
Bizzat Cumhurbaşkanı'nın şikâyetçi olduğu bir soruşturma bu.
Gazeteciliği, halkın haber alma hakkını, kamuoyunun, hükümet yalan söylüyorsa, bunu bilme hakkını savunuyoruz.
Bunun için burdayız.
Hükümetlerin hiçbir şekilde illegal yollara sapmaması gerektiğini göstermeye, kanıtlamaya, bunun savunmasını yapmaya geldik.
Cumhurbaşkanı bu durumu kendi kişisel davası olarak ele alıyor.
Bunun için “Takipçisi olacağım” diyor.
Bu sır devlete ait bir sır mı?
Kendi şahsi sırrı mı?
Bunu da herhalde bu soruşturma gösterecek...
Bizler casus değiliz, hain değiliz, kahraman değiliz.
Bizler gazeteciyiz.
Burada yapılan şey de baştan sona gazetecilik faaliyetidir.
Hakkımızda iki kez müebbet hapis isteniyor.
SUÇÜSTÜ HALİ...
Olayın bu çapta büyümesini anlayabiliyorum.
Çünkü ortada bir suçüstü durumu var.
Suçüstü yakalanmış bir hükümet var.
Bunun yarattığı bir panik var.
Bu anlaşılabilir bir şey.
Ama bütün bu soruşturma sürecinin bu paniği daha da büyüteceğini düşünüyorum.
Bunu uluslararası boyuta taşıyacağını ve bize de burada gizli ibaresi altında yapılan silah ticaretini, insan ticaretini belgeleme ve bütün dünyaya kanıtlama şansı vereceğini düşünüyorum.
Cumhurbaşkanı önceki gün “Silah taşınsa ne olur, taşınmasa ne olur” dedi.
Ben de aynı şekilde “Yayınlansa ne olur, yayınlanmasa ne olur” diyorum.
TIR'lar için önce gıda yardımı dediler, ama sonra TIR’lardan silah çıktı.
Sonra bunun Türkmenlere gittiğini söylediler.
Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş “Vallahi de billahi de Türkmenlere gitmiyordu” açıklamasını yaptı.
Tuğrul Türkeş herhalde bizim soruşturmamızda gelip tanıklık yapacak, o sözünü tekrarlayacaktır diye düşünüyorum.

Televizyonda Erdoğan var.
Saray’da muhtarlara konuşuyor.
Bir saat boyunca dinliyorum.
Yine aklıma takılıyor.
Ahmet Davutoğlu’na söyleyecek ne kaldı ki?..
Hiçbir şey.
Ama lafı uzatmak da yersiz.
Davutoğlu sözde başbakan...
Tayyip Erdoğan ise başkan baba...
Anayasayı ‘bekleme odası’na alan o... Anayasayı fiilendeğiştirmiş olan o...
Böylesine bir düzende ne bağımsız yargı olur, ne de güçler ayrılığı...
Artık bütün ipler ‘başkan baba’nın elinde!
Ama bu dünya ona kalmayacak!
Sevgili Can,
Sevgili Erdem,
Canınızı sakın sıkmayın.
Yalnız değilsiniz, yalnız kalmayacaksınız!
Nobel Barış Ödülü sahibi Elie Wiesel’in dediği gibi:
“Adaletsizliği engelleyecek gücümüz olmadığı zamanlar olabilir, ama itiraz etmeyi beceremediğimiz bir zaman asla olmamalı.”
CENGİZ ÇANDAR DA SAVCILIĞA...
Bu satırları yazarken telefon geliyor.
Bugün saat ikide de Cengiz Çandar Bakırköy Adliyesi’nde olacak,Cumhurbaşkanı’na hakaretten savcıya ifade vermek üzere...
VE TUTUKLANDILAR!
Yukarıdaki satırları yazdıktan sonra, saat akşam dokuz buçuğa doğru haber geldi:
Tutuklandılar!
Saray’daki Sultan’ın sözünü talimat bilen bir yargı düzeni, hukuk devletinin değil, despotluğun aletidir.
Ama yılmayacağız.
Despotluğa teslim olmak yok.
Biz gazeteciyiz, Saray soytarısı değil.
Gazeteciliğimizi ve özgürlüğümüzü elimizden alamayacaksınız.
Yineliyorum...
Sevgili Can,
Sevgili Erdem,
Yalnız değilsiniz, yalnız kalmayacaksınız.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024