Hasan CEMAL
Yine kül rengi bir sabaha uyandım.
İyi haberler yok yine.
Cumhuriyet’in çaycısı da tutuklanmış, “Ben o adama çay vermem” dediği için...
Boğaz’ın üstünde sis usul usul grileşiyor.
Öğle vakti yağmur, sonra kar gelecekmiş...
Bir zamanlar Cumhuriyet’in efsane bir çaycısı vardı.
Kahve istersin çay, çay istersin kahve getirirdi.
Bu da ne oluyor diye vozurdanınca da, cevabı yapıştırırdı:
“Şimdi kahve değil çay vakti de ondan...”
Cumhuriyet’in çaycıları böyle biraz ‘ters’tir ya da kişilikli...
Anlaşılan o ki, Cumhuriyet’in bugünkü çaycısı Şenol da öyle.
“Ben o adama çay falan vermem” demiş, sabaha karşı, üstelik bir TOMA’yla evine gidip hapse atmışlar Şenol’u...
Akıl alır gibi değil.
T24’ün bugünkü haberi şöyle:
Şenol Buran önceki gece Şişli Polis Merkezi’nde verdiği ifadesinde, 24 Aralık Cumartesi günü arabasıyla gazetenin Şişli’deki binasına gelmek için evden ayrıldığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şişli’deki bir otelde gerçekleşen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Genel Kurulu’na katılımı nedeniyle birçok sokağın polis tarafından kapatılması sebebiyle uzun süre park edecek yer bulamadığını kaydeden Buran, işe geç kaldığını aktardı.
Buran, “Saat 11.10 sıralarında güvenlik amirinin yanına geldiğimde, bana neden bu kadar geciktiğimi sordu. Ben de 1 saattir gazetenin etrafında dolaşıyordum. Bir sürü yere girdim almadılar. Aracı Kuştepe’ye bıraktım ve yürüyerek geldim bu soğukta dedim.
Bunun üzerine güvenlik amiri ‘Cumhurbaşkanımız gelecekmiş, o yüzden kapatmışlar. Buraya gelirse bir çayımızı içmeye artık bir çay servisi yaparsınız’ dedi” diye konuştu.
Ben de çay servisinde bulunamayacağımı söyledim, bir ithamda bulunmadım.
Böylece Cumhuriyet’in çaycısı Şenol da hapsi boyladı. Üstelik onu koca bir TOMA’yla gelip almışlar evden...
Muhbir vatandaşlar!
Bir zamanlar askeri darbe dönemlerinde, darbeye hayır diyenleri, komünistleri, solcuları ihbar ederlerdi.
Anlaşılan, şimdi de ‘sivil darbe’nin muhbir vatandaşları sahne alıyor.
Ne hazin.
Hiç unutmayın.
Koca koca insanların ‘1 dolar’ları tuvaletlerde yaktıkları karanlık bir devirden geçiyoruz.
Ne zamanlar ama...
Sevgili Şahin Alpay’ın mal varlığına, emekli aylığına, her şeyine el koydular.
Ailesini aradım bu sabah.
Bankadaydılar.
Şahin’in eşi Fatma’yla ortak hesabına da el konduğu için otomatik ödeme yapılamamış, suyu elektriği kesmeye gelmişler.
Fatma’yla kızı Elvan bunu çözmek için bankada uğraşıyorlardı.
Heyy Allahım?..
Demek Şahin Alpay Fethullahçı bir terörist, üstelik darbeci bir devlet düşmanı, öyle mi?..
Bunların hesabını bakalım nasıl vereceksiniz?..
Sevgili Şahin;
Seni özledim kardeşim.
Şu günlerde Anna Seghers’in Yedinci Haç (*) isimli romanını okuyorum. Ve okudukça, siste kaybolur gibi oluyorum.
1930’ların Hitler Almanya’sında Yahudilerin, solcuların, komünistlerin gammazlanması, yeni yeni kurulmakta olan ‘toplama kampları’nın dolmaya başlaması...
Ve yaklaşmakta olan korkunç savaş öncesindeki o hayal kırıklıkları:
- Nerde yanlış yaptık?..
- Bu adam, Führer gidecek ama ne zaman, nasıl?...
- Kaçıp İspanya’ya gitse miydik?..

Gözaltı haberleri bitmiyor.
DTK'da görev almış siyasilere yönelik operasyonda Aysel Tuğluk, DBP Eş Genel Başkan Yardımcısı Seydi Fırat ve DTK eski divan üyesi Edip Yaşar da hapse atılmışlar.
Diyarbakır’da gözaltına alınırken dövülen DİHA Haber Müdürü Ömer Çelik’e bağırmış polis:
“Siz Ermeni p..çisiniz!”
Ömer’in annesi de tepki görmüş:
“Sen ne diye oğlunu gazeteci yaptın?”
Diken’in eski çalışanı, gazeteci Tunca Öğreten de sabaha karşı gözaltına alınmış...
Birgün gazetesinde çalışan Mahir Kanaat ters kelepçe takılarak evinden götürülmüş...
Alevi örgütleri, Yol TV’nin kapatılmasını protesto etmiş:
“Havuza girmeyen kapatılıyor!”
Rize’de Atatürk Heykeli kaldırılıyor.
Fazıl Say’ın konseri, Ahmet Güneştekin’in heykeli kaldırılıyor.
Sevgili Aydın Engin, “Bir daha güneşi görmeyeceksin!” diye tehdit ediliyor.
Erdoğan ayran için buyuruyor!
Hava iyice karardı.
Yağmur şakır şakır.
Kar geliyor.
Anna Seghers’in romanına sığınmak en iyisi, kül rengi sabahlarıma özgü Mahler’le birlikte...
* Yedinci Haç, Anna Seghers, Ahmet Cemal’in mükemmel çevirisiyle Everest’ten.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024