Hayko BAĞDAT
Dünkü yazımda Emre Uslu üzerinden tariflemeye çalıştığım meseleye devam etmek istiyorum.
Hepimiz kabul etmeliyiz ki siyasette ve medyada kartlar bir kez daha dağıtılıyor.
Düne kadar safları belli olan kurumlar, kişiler ve medya artık yaşadığımız hızlı değişim içinde bocalıyor.
Etik olan ile reel politik olan arasında seçim yapmak gittikçe zorlaşıyor.
İktidarın özellikle Gezi sürecinde yaşadığı ilk ciddi toplumsal muhalefet karşısında panikleyerek hemen “155 polis imdat” hattını araması ve ardından güvenlik tedbirleri ile cadı avı başlatması siyaset dediğimiz köşe kapmaca oyununda herkesi savurdu.
Yaşadığımız sertlik, bir tarafta Akit bir tarafta Sözcü gazetesinin temsil ettiği (bence birbirlerinin amcaoğlu olan) düzeye yaklaşmanın çok da sorun edilmediği ve fikir diye pazarlandığı hâle getirdi hepimizi.
İktidara yakın gazeteler bir süre öncesine kadar pek çok liberal, sol yazar ile aynı çatı altında bulunmayı, iktidara yöneltilen eleştirilerin de basıldığı mecralar olabilmeyi başarabiliyordu.
Oysa bugün Mehmet Ali Alabora’yı günlerce hedef göstermeye, Eskişehir Valisi’nin tehdit ettiği meslektaşları İsmail Saymaz’a sahip çıkmak yerine Saymaz’ı suçlu göstermeye ve hatta İstanbul trafiğinin müsebbibinin Gezi eylemcileri olduğunu savunmaya varan yayıncılık anlayışına nasıl geldiler?
Sokak ortasında polisin insanları döverek öldürdüğünün haberini görmezden gelebilen yayın organlarına nasıl güven duyabiliriz?
Diğer taraftan iktidara muhalefet diye darbeseverlik, ırkçılık ve islamofobik bir gelenek ile başta Kürt ve Ermeni düşmanlığını şiar edinmiş yayın organlarının Gezi olaylarının sansürlenmesi vesilesiyle kendilerine yol bulup ortalığa çıkmasına ve itibar görmesine nasıl sevineyim?
Bir gazete hiçbir siyasi partiye bu kadar dost veya bu kadar düşman olmamalıdır.
Bugün medyadaki bu rezilliğin günahı, geçtiği gazeteye göre kalem oynatan yazarların ilkesizliği bir yana, bu iklimi yaratanların alnına yazılacak.
Fakat hâl budur.
Dolayısıyla bu hâl içerisinde işini yapmaya devam etmek için çabalamak elzemdir.
Taraf, böylesi bir dönemde çok önemli bir ihtiyacı karşılayacak bir geleneğe sahiptir.
Medyada özgür fikrin tartışılabileceği ender mecralardan birisi olmayı sürdürebilmek için sahip olduğu marka değerini ve bilgiyi kullanması yeterlidir.
Bu gazete kimseye kronik ve hastalıklı bir sevgi veya nefret besleyemez.
Adalet, barış, demokrasi, insan hakları ve eşitlik adına verilen her mücadele veya atılan her olumlu adım Taraf’ın birinci manşeti olmayı hak eder.
Bunun aktörlerine “kimlik” sorulmaz.
Aynı şekilde yukarıda yazılı değerlere karşı eylemi olanlar “babamın oğlu olsa tanımam” düsturuyla manşetteki yerini alır.
Samimi olarak söyleyin, bugün medyada gönül rahatlığı ile bunu vaat edebilecek kaç yayın organı var?
Haftada iki gün köşe yazdığım bir gazetenin adına böylesine konuşmak haddim mi pek emin değilim.
Fakat artık iyi dostlarım hâline gelen, bu gazeteyi her gün yayına hazırlayan emektarlarının niyetine şahidim.
Medyanın içinde bulunduğu böylesi bir dönemde bu niyetin bu özgürlük ortamı ile birleştiğinde ortaya çıkacak sonuç hepimize iyi gelecektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.03.2025
20.02.2025
12.02.2025
5.02.2025
29.01.2025
23.01.2025
15.01.2025
8.01.2025
18.12.2024
11.12.2024