Ümit Akçay
Geçtiğimiz iki haftadır, önce Davos zirvesindeki gündem vesilesiyle jeoekonomi ve emperyalizm kavramlarını, ardından da altın-gümüş gibi değerli madenlerin fiyatlarındaki olağanüstü dalgalanmalardan hareketle aşınan dolar sistemini ele almıştım. Bu serinin üçüncü adımı olarak, bu hafta uluslararası para sistemindeki süreklilikleri ve kırılmaları konu edeceğim.
Bugün uluslararası para sistemi tartışmalarında öne çıkan temel mesele ani bir çöküş değil, uzun erimli bir yeniden yapılanma sürecidir. Küresel finansal düzen hâlâ büyük ölçüde aynı kurumsal mimari üzerinde işliyor. Ancak bu mimarinin nasıl ayakta tutulduğu, hangi araçlarla sürdürüldüğü ve siyasi yeniden üretim koşulları giderek daha fazla tartışma konusu haline geliyor.
Sürekliliklerle kırılma noktalarının iç içe geçtiği bu dönemi anlamak için, analize ABD doları gibi uluslararası rezerv para olarak kullanılan paraların yalnızca ekonomik değil, siyasal ve jeoekonomik olgular olduğu tespiti ile işe başlamamız gerekiyor. Buradan hareketle ve geçen haftanın devamı olarak, bu haftaki yazı daha genel bir soruya odaklanıyor: Uluslararası para sisteminin geleceğini belirleyen temel dinamikler neler ve bugün hangi kırılma noktalarından geçiyoruz?
Uluslararası paraların ekonomi politiği
Uluslararası para sistemine ilişkin ana akım anlatı, paraların küresel konumunu teknik piyasa üstünlükleriyle açıklar. İstikrarlı değer, derin finansal piyasalar ve geniş ticari ağlar bu anlatının temel taşlarıdır. Bu çerçevede uluslararası para, neredeyse kendiliğinden oluşmuş bir piyasa dengesi gibi sunulur.
Oysa siyasal iktisat perspektifi farklı bir tablo ortaya koyar. Uluslararası paralar tarihsel olarak siyasal güç ilişkileri içinde yükselmiş ve bu ilişkiler sayesinde ayakta kalmıştır. On dokuzuncu yüzyılda sterlinin küresel para haline gelmesi, İngiltere’nin ticari kapasitesi kadar imparatorluk ağları, askeri deniz gücü ve Londra’nın sunduğu hukuki altyapıyla bağlantılıydı. Benzer biçimde doların yükselişi de İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin askeri, siyasal ve ekonomik liderliğiyle mümkün oldu.
Helleiner’in çerçevesi: Dolaylı ve doğrudan siyasal etki
Uluslararası politik ekonomi alanındaki çalışmalarıyla bilinen Eric Helleiner, 2008 yılında yazdığı Political Determinants of International Currencies: What Future for the US Dollar? başlıklı bir makalesinde, uluslararası para statüsünü belirleyen siyasal boyutu iki kanal üzerinden analiz eder.
İlk kanal dolaylı siyasal etkidir. Devletlerin iç siyasal dengeleri, merkez bankalarının konumu, mali ve parasal rejimler, hukuki altyapı ve küresel güç konumu, bir paranın güvenilirliğini ve likiditesini belirler. ABD örneğinde düşük enflasyon hedefi, alacaklı yanlısı hukuk düzeni ve merkez bankasının kriz anlarında piyasaya müdahale kapasitesi, doların küresel rolünün siyasal temellerini oluşturmuştur.
İkinci kanal ise doğrudan siyasal etkidir. Bazı durumlarda devletler bir parayı ekonomik getirisi nedeniyle değil, jeopolitik bağımlılıklar, güvenlik ilişkileri ve stratejik çıkarlar nedeniyle destekler. Bu noktada uluslararası para, piyasa tercihlerinden çok siyasal pazarlıkların ürünü haline gelir. Bretton Woods sistemi, doların bu biçimde siyasal liderlik ve güvenlik mimarisiyle taşındığı tarihsel bir örnektir.
Süreklilikler
Bu çerçeveyle bakıldığında uluslararası para sistemindeki süreklilik açık biçimde görülür. Mevcut düzen hâlâ merkezinde ABD’nin bulunduğu bir yapı üzerinde işlemektedir. Küresel ticaretin, finansal işlemlerin ve rezervlerin büyük bölümü dolar üzerinden yürümektedir. Bu durum, sıkça dile getirilen “dolar sonrası dünya” anlatılarının, gerçekleşen bir sürece değil, olsa olsa bir eğilime işaret ettiğini gösterir.
Ancak bu süreklilik, sistemin aynı biçimde işlediği anlamına gelmez. Tam tersine, sistem giderek daha fazla siyasal müdahale ve zorlamayla ayakta tutulmaktadır. İşte kırılma noktaları tam da burada ortaya çıkıyor.
Kırılmalar
Son yıllarda uluslararası para sistemindeki en önemli kırılma, finansın açık biçimde jeoekonomik bir araç haline gelmesidir. Özellikle Trump yönetimiyle birlikte ticaret savaşları, tek taraflı ve ikincil yaptırımlar, ödeme sistemlerinin ve rezervlerin siyasal baskı araçları olarak kullanılması, bu dönüşümü hızlandırdı. Finans, artık yalnızca piyasa disipliniyle değil, siyasal hizalanma ve sadakat talepleriyle işleyen bir alana dönüştü.
Şu hususu da belirtmek gerekiyor. Yaygın bir şekilde tartışıldığının aksine bu eğilim, Trump dönemine özgü bir sapma değil, ABD’nin göreli hegemonik gerileme koşullarında finansal üstünlüğünü jeoekonomik bir kaldıraç olarak kullanma stratejisinin parçasıdır. Jeoekonomi, burada ticaret, finans ve para politikalarının açık biçimde güç mücadelesinin araçları haline gelmesini ifade etmektedir.
Yeni arayışlar
Bu bağlamda Çin’den gelen yuanın rezerv para olarak kullanımının artırılması çağrısı da anlam kazanıyor. Bu tür girişimler, doların yerine yeni bir küresel para koyma iddiasından çok, artan jeoekonomik riskler karşısında bağımlılıkları azaltma arayışının ifadesidir. Uluslararası para sisteminin geleceği, tek bir merkez etrafında değil, daha parçalı, daha çok pazarlığa dayalı ve daha siyasileşmiş bir yapı içinde şekillenmektedir.
Benzer şekilde, merkez bankalarının rezervlerindeki döviz miktarının sistematik bir şekilde artması ya da doların küresel rezerv para konumunun yavaş ama istikrarlı bir şekilde erimesi, jeoekonomik parçalanma dünyasının başka belirtileridir.
Uluslararası para sisteminin geleceği
Toparlamak gerekirse, içinden geçmekte olduğumuz çalkantılı süreçleri değerlendirirken aklımızdan çıkarmamamız gereken çerçeve şudur: Uluslararası para sistemi teknik dengelerle değil, güç ilişkileriyle ayakta durur. Bugün yaşadığımız şey ani bir kopuş değil, süreklilikler üzerinde ilerleyen ama yeni kırılma noktaları üreten bir dönüşümdür. Dönüşüm, ABD’nin göreli gerilemesinin yansımalarıyla şekillenmektedir. Mevcut düzen hâlâ işlemektedir, ancak giderek daha fazla jeoekonomik müdahaleye, siyasal pazarlığa ve zorlamaya dayanarak. Bu da uluslararası para sisteminin geleceğinin daha kırılgan, daha çatışmalı ve daha açık biçimde siyasal ve jeoekonomik bir zeminde şekilleneceğini göstermektedir.
Şunu da belirtmek gerekir: Çok kutupluluk ya da dolar dışı arayışlar kendiliğinden ilerici sonuçlar üretmez. Asıl mesele, hangi paranın hegemon olacağı değil, bu para düzeninin nasıl işlediği, hangi eşitsizlikleri ürettiği ve buna karşı nasıl bir karşı-hegemonik siyasal ve ekonomik program geliştirileceğidir.
Yazarlar
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanBiz Türkiye’yiz, ‘Büyük ülke’ masalı bizde böyle yazılır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDemokrasilerde “Taban İstilası” 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş nasıl ve ne zaman bitecek? 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBüyük işgal projesi ve İran 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENİnsanlık Trump’ı durdurmalı 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUSavaş ne zaman biter? 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKutsal haydut! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİNATO’dan çıkmamakla iyi mi etmişiz? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; Jin Jiyan Azadî ve Kadın Özgürlükçü Paradigma... 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜçüncü dünya savaşı bu mu acaba? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYEmperyalist Savaşın Gölgesinde 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi' Projesi 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşının gölgesinde siyasal tutarsızlık 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKToplumsallaşmayan süreç enfekte olur 6.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.02.2026
8.02.2026
28.01.2026
17.01.2026
5.01.2026
21.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
3.12.2025
26.11.2025