Hilâl KAPLAN
"Kadın ve Aile" ikilisine alışık gözlerinize yazının başlığı garip gelmiş olsa gerek. "Kadın ve Aile" isimli dergilerimiz ve gazete eklerimiz, "İslâm'da Kadın ve Aile" başlıklı kitaplarımız, "Kadın ve Aile sağlığı" merkezlerimiz, "Kadın ve Aile"den sorumlu bakanlığımız...
Peki, bu ailenin içinde bir de erkek yok mu acaba? Aileyi oluşturan çocukları leyleklerin getirdiği rivayetine itibar etmiyorsak, aileden en az kadın kadar sorumlu olan bir de erkek olmalı değil mi? Ailenin önemini vurgulayan yazarlarımızın çoğunluğu bu gerçeği es geçiyorlar. "Yuvayı yapan dişi kuştur" diye mi acaba? Hani "leylek rivayeti"ne itibar etmiyorduk? Kuşlar âleminden biraz farkımız olmalı sanki, ne dersiniz?
Lâtife bir yana, aileyi erkekten bağımsız ele alan bütün analizler, hele ki İslâm'ın içinden yapılıyorlarsa, muhatabını yanıltmaya mahkûmdur. Ne var ki bugüne kadar aile meselesi -böyle bir meselemiz vardır elbet- genellikle "kadın ve aile" ikilisi eşliğinde sadece kadınları hedefe koyan bir bakış açısıyla ele alındı. "Kadınlarımız müfsid oldu, aileler onlar yüzünden dağılıyor, toplum da onlar yüzünden yozlaşıyor" diye özetleyebileceğimiz bir görüş bir kısım erkeğin nefsini okşuyor olsa da gerçeği bütünüyle yansıtmaktan hayli uzak.
Günümüzde özellikle alt ve orta sınıfta yer alan mütedeyyin annelerin, kızlarına verdiği üç nasihatten biri "Oku. Çalış. Ayaklarının üzerinde dur" olsa gerek. Mütedeyyin annelerin kızlarına böyle bir nasihat vermeyi gerekli görmesinin en önemli sebebi sizce ne olabilir? Bana sorarsanız mevzubahis olan yaşanmışlıklardan doğru, erkeğe olan güvensizliğin perçinleştirdiği bir feryattır.
Erkeklerin, sıklıkla vurguladıkları noktaysa kadınlar üzerinde onlardan bir derece daha fazla hak sahibi oldukları gerekçesiyle itaat edilmeyi hak ettikleri ancak günümüz kadınlarının bu hakkı teslim etmekten geri durduklarıdır.
Açıkçası, iktidar ilişkilerinden hayatımızın hiçbir noktasında münezzeh olmadığımızı düşünüyorum. Yalnız başımızayken bile kendimizle nefsimiz arasında mütemadiyen süren bir iktidar mücadelesi yok mu? Öyleyse kadın ve erkek ilişkisinde de bir iktidar mücadelesi söz konusudur. İslâm'ın bu noktada, erkeği öncelemesi bence dananın kuyruğunun koptuğu nokta değil. Parmak gökyüzünü gösteriyor, oysa biz sadece parmağın kendisine bakmakta ısrar ediyoruz. İslâm, kadın ve erkek birlikteliğine dair ontolojik bir durum betimliyor ancak biz sadece bir noktaya takılıp kalıyoruz.
Olması gerekenleri istediğimiz kadar ardı ardına sıralasak da olana dokunan, onu dönüştürmeye niyetlenen iki kelâm etmediğimiz sürece, çok steril ve pek haklı köşelerimizden ses vermiş olmanın ötesine geçemeyeceğiz.
Geçtiğimiz hafta yıllarca dövdüğü eski karısını, kendisinden boşanmasına rağmen peşini bırakmayarak sonunda öldüren bir erkeğin davası görüldü. Erkek, klasik "O'nu çok seviyorum, pişmanım" savunmasına sığındı ve bunca yıldan sonra ilk defa bir hakim bu cümleleri "iyi hal" göstergesi saymayarak onu ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm etti. O kadının adı Ayşe Paşalı idi ve maktül olana dek "adı yok"tu... Ayşe Paşalı'nın dramını bu memlekette ne çok kadın paylaşıyor, hiç düşündünüz mü?
Fiziksel zorbalık bir yana, yine kaç kadın eşi tarafından horlanıyor; yeterince bilgili, görgülü ve 'modern' bulunmadığından eziliyor? Sözlü ve fiziksel şiddeti de bir yana koyalım. Kaç erkek aile içerisindeki sorumluluğunu para kazanmaktan öte bir vazife olarak telakki ediyor? Eve girip, televizyonun karşısına kurulmaktan başka bir fonksiyon icra etmeyen kaç erkek vardır sizce? Yine kaç erkek, kendisinin o "evin imamı" olduğundan ve bu minvalde eşi ve çocuklarına karşı bu görevin getirdiği sorumlulukla hareket etmek zorunluluğunu hissediyor dersiniz?
Müslümanlar için aile, cemaatin en küçük parçasını oluşturan ve yeri doldurulamaz olan bir toplumsal kurum. Her şeyi yıkıp, baştan yapabilirsiniz ama aile kurumu temelinden zarar görürse eğer, o toplum açısından sonuçları telafi edilemeyecek kadar vahim olan bir yola girilmiş demektir. Aileden sorumlu olan tek fert kadınmış gibi hareket ettiğimiz sürece aile kurumuna en büyük zararı kendi ellerimizle veriyoruz aslında. O yüzden gelin biraz da "erkek ve aile" ikilisi üzerine kafa yoralım derim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019