Hilâl KAPLAN
Sermaye odaklarının, seçilmişler üzerinde vesayet kurabildikleri bir düzen demokratik olamaz. Ancak Türkiye'de, vesayet düzeninin diğer ayaklarıyla işbirliği içerisinde, uzun süre böyle bir medya yapısının hüküm sürdüğü malum. Patronların çıkarları doğrultusunda hareket eden, yerine göre haberi ön plana çıkaran, yerine göre geri plana iten, yerine göre yok sayan, köşe yazılarına müdahale eden veya tamamen sansürleyen gazete yönetimleri eskiden de mevcuttu, bugün de mevcut.
Bu tavrı en sarih biçimde özetleyen söz, Zafer Mutlu'nun meşhur çıkışıdır: 'Ne gazeteciliği kardeşim, bir burada dükkân açtık, patronumuza para kazandırıyoruz.'
Türkiye tarihi boyunca işlenmiş en büyük yolsuzluk, elindeki askerî, medya veya sermaye gücüyle halkın iradesini çalma yolsuzluğudur. Sanırım halk da hemen her on yılda bir örneğini gördüğü bu yolsuzluk türüne fazlasıyla aşina olduğu için, 'hırsız var' diye feryât edenlerin aslında bu hakikati perdelemeye çalıştığını düşünüyor. Yapılan anketlerde meselenin sadece yolsuzluk soruşturması olduğunu düşünenlerin sayısının %30'larda kalması, sadece Ak Parti tabanının bu kanaatte olmadığını da gösteriyor.
Yolsuzluk iddialarıyla yıpratılan Özal'ın, çökertilen SHP'nin ardından kirli 90'ların geldiğini,
RP çizgisi 'kayıp trilyon' davasıyla askıya alınırken, ülkenin medyada da hakim olan sermaye güçlerince nasıl soyup soğana çevrildiğini,
Ülke ekonomisinin bir anayasa kitapçığının fırlatılmasıyla alt üst olacak kadar zayıflatıldığını,
2000'lerin başındaki o büyük ekonomik kriz sonrası Ak Parti iktidarıyla siyasî istikrarın nasıl bir ekonomik istikrar düzeni getirdiğini 'tecrübeli vatandaş' biliyor.
'Alo Fatih', 'Alo Enis', 'Alo Ekrem', 'Alo Fikret', 'Alo Cüneyt', 'Alo Ertuğrul', 'Alo Mehmet' diye kimlerin aradıklarını ve talimat verdiklerini de biliyor. Hatta bunların çoğunun, aranmalarına bile gerek kalmadan kendiliklerinden hangi çizgileri aşmayacaklarını ezberlediklerini de biliyor.
Medyaya baktığında Başbakan Erdoğan'a âdeta militanca bir muhalefet yürüten medya ağırlığının %70'lerde olduğunu da görüyor.
Ve belki daha önemlisi, normal demokrasilerde, değil basında çalışmaya devam etmek, insan içine çıkmaması gereken tiplerin baş köşeleri tuttuğunu,
Onları 'Vay şerefsiz'den 'Barış ve kardeşlik zamanı' çizgisine, '411 el kaosa kalktı'dan 'Başörtüsü özgürlüğü haktır' çizgisine Ak Parti'nin siyaseten güçlü olmasının getirdiğini de biliyor.
***
Son çıkan tapelerden birinde Başbakan Erdoğan, vesayet ve sermaye ilişkisi denince akla ilk gelen gruplardan birisini ilgilendiren ihaleyi yakından takip etmesi için Adalet Bakanı Ergin'e talimat veriyor. Halka kâr olarak en çok geri dönüşün olduğu seçeneği desteklediğini belirtiyor. Ama bu çabası kendisine daha çok yıpratma olarak geri dönüyor. Kendisi bu durumu gazetecilere şöyle değerlendirmiş:
' Dönen dolapları tabii ki biz biliyoruz. Bana ilgili kuruluşum SPK'nın verdiği bilgiler çok çok tehlikeli bilgiler ve paralel yapının dışında yapılar. Kirli ilişkiler. İster istemez 'Burayı yakından takip et' dememi gerektiriyor. Bunu ben ülkem için istiyorum, milletim için istiyorum. Çünkü bu zamana kadar bu ülkede her şey bunların ellerinde ve iki dudakları arasındaydı. Bunlar spor kıyafetlerle, blue-jean ile onlarla, bunlarla evlerinde Başbakan ağırlamış tiplerdir. Oralarda istedikleri şekilde hükümet kurmuşlar, hükümet indirmişlerdir. Şimdi tabii böyle bir hükümet iş başında yok. Bu onları rahatsız ediyor. İstedikleri anda gelip görüşemiyorlar, istedikleri gibi yönetemiyor, bu onları rahatsız ediyor.'
Nitekim Erdoğan, 2000 yılında verdiği bir mülakatta da Ahmet Taşgetiren'e şöyle demişti:
'Kaç kere Cumhurbaşkanı Demirel elimden tutup, 'Sayın Başkan, çöz şu Koç Üniversitesi'nin arazi meselesini...' dedi. Onların istediği gibi çözmedik, çünkü yasalar izin vermiyordu. Başımıza gelenlerde bunların da çok büyük payı vardır.'
Şayet hâlen eşofmanlarla Başbakan ağırlayabildikleri, siyasî iradeyi 'Alo Tayyip'lerle dize getirebildikleri bir düzen sürüyor olsaydı, dünyada Türkiye'den daha gelişmiş bir demokrasi, daha yatırım dostu bir ekonomi ve Ak Parti'den daha temiz bir hükümet olmayacaktı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019