Hüseyin GÜLERCE
Çözüm sürecinin ilk somut adımı nihayet atıldı. “KCK Yürütme Konseyi Başkanı” sıfatıyla Murat Karayılan, PKK’nın 5 Mayıs’tan itibaren Kuzey Irak’a çekileceğini açıkladı.
Terör ve Kürt sorunu konusunda bu karar, yeni bir dönemi işaret ediyor. Çekilme tamamlandığında barışla ilgili umutlar daha da artacaktır.
Açıklamadaki üslup elbette siyasi Kürt hareketi mensuplarına moral aşılayıcı mesajlar yüklü. Toplumun büyük çoğunluğunu rencide eden PKK’yı meşrulaştırma çabası, Türkiye Cumhuriyeti devletine denk bir “taraf” havası, ancak barışın, dinecek gözyaşlarının hatırına sineye çekilebilir. Tam da “kan kusup kızılcık şerbeti içtik” sabrının içinden geçeceğimiz günler başlıyor.
Bir de çözüm sürecine baştan beri karşı çıkan muhalefete malzeme olacak yaklaşımlar var. Üç aşamalı olarak nitelendirilen süreçle ilgili açıklamalar, ayrıca beraberinde pek çok soruyu da getiriyor.
Birinci aşamayı anladık. PKK militanları bildikleri yollardan geri çekilecek. Kafaları karıştıran sorular ikinci aşamanın tarifiyle başlıyor. “Sorunun kalıcı çözümü için, daha çok devletin ve hükümetin, yükümlülüklerini yerine getireceği aşama olarak” nitelendirilen bu safhada sanki Türkiye bir silahlı güce mağlup olmuş da, kendisine birtakım şartlar dayatılıyor gibi. Görüyoruz ki, Anayasal çözüm çerçevesinde yapılacak reformlar konusunda, KCP-PKK-BDP çizgisinin anladığı, bizim anladığımızdan başka bir şey. “Koruculuk, özel tim, vb. tüm özel savaş yapılarının devre dışı edilmesi” isteniyor. Koruculuk sistemi barış sürecinde kademeli olarak kaldırılabilir. Ama her ülkenin silahlı kuvvetlerinin ihtiyacı olan ve her türlü terörle mücadelede, dış düşmanlarla savaşta etkili olacak özel timlerin, profesyonel birliklerin kaldırılmasını istemek, bir hayal âleminde dolaşmaktan başka bir şey değildir.
Şahsen benim siyasi Kürt hareketi sözcülerinde gördüğüm şöyle bir huy var. Çözüm adına lafa girerken güzel güzel konuşmaya başlıyorlar. Tam, “ha şöyle” diyecekken, tekrar başa sarıyor ve kendi kurdukları hayal dünyasına dalarak nakarata başlıyorlar. Dün Kandil’de de aynı şey oldu. Kürt sorununun çözümü için sivil demokratik bir anayasa ihtiyacı yıllardır söyleniyor. Vesayetten demokrasiye geçişte hukuki zeminin sağlam tutulması gerektiği, bunun için de yeni bir anayasanın yapılmasının elzem olduğu 12 Eylül 2010’daki referandumda yüzde 58 evet ile ortaya çıkan millet iradesidir. Sanki böyle değilmiş gibi toplumun büyük çoğunluğunun arzusu, PKK’nın talebi olarak ortaya konuluyor. Yetmiyor, bu anayasanın “Kürt halkı”nın özgürlüğünün teminatı olması isteniyor. Hani birlikte, eşit yurttaşlar olarak yaşama arzusu vardı?
“Normalleşme süreci” denilen üçüncü aşamada ise zemberek hepten boşalıyor. “Öcalan’ın özgürleşmesi”ne gelip dayanıyorlar…
Barış adına, huzur adına, istikrar içinde kalkınma adına, Türkiye’nin küresel bir güç olması hatırına, çözüm sürecine destek verenlerden biriyim. Fakat siyasi Kürt hareketinin yöneticilerinin net olması gerekiyor. Terörle elde edemediklerini- belki de kendilerine teminat veren uluslararası aktörlerin lafına bakıp- yeni bir dönemde başka bir yoldan elde etme hesabı yapıyorlarsa, girdikleri yol, tıpkı terör yolu gibi başka bir çıkmaz sokaktır.
Birbirinin konumuna saygılı, birbirine güvenen insanların yaşadığı bir ülkeyi ancak birlikte inşa edebiliriz. Birbirimize yaslanırsak olur bu. Başkalarına yaslananlar, ancak başkalarının hesabı adına bir şey ifade eder... [email protected]
Yazarlar
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
18.04.2019
11.04.2019
4.02.2019
28.03.2019
14.03.2019
9.02.2019
9.02.2019
1.02.2019