Taha Akyol
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Boğaziçi Üniversite’sinde kız ve erkek öğrenci yurdu açılış töreninde konuştu. Üniversitelerin “ideolojilerin harp meydanı değil, bilim ve vizyon üreten” merkezler olması gerektiğini söyledi. Elbette doğru.
Fakat muhalif bir kimse de çıkıp BOÜ’deki “kayyım rektör” tartışmalarını hatırlatarak aynı sözleri söyleyebilir.
Erdoğan, üniversiteleri “kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyet”i eleştirdi. Bu da doğru. Fakat birileri de çıkıp “baskı el değiştirdi” diyerek BOU’nün yaşadıklarını ve törendeki tabloyu örnek gösterebilir.
Doğrusu, üniversite konularına “bilim, liyakat, akademik özgürlük” gibi kavramlar açısından bakmaktır. Zira bu kavramlara siyasi duruşa göre farklı anlamlar verilemez, akademik tanımları bellidir.
DEĞİŞEN İKTİDARLAR
Türkiye’de üniversitenin evrensel standartlarda özerk olduğu dönemler pek kısadır. Tek Parti devrinde üniversite, Falih Rıfkı’nın ifadesiyle “ilimden önce inkılap” anlayışıyla kurulmuştu. Rektörü iktidar tayin ederdi.
DP iktidarının üniversiteye baskılarına, ilk itiraz eden DP milletvekili ve milliyetçi tarihçi merhum Prof. Osman Turan olmuştu.
Şerif Mardin gibi bir isim bile Aralık 1956’da iktidarı eleştirerek üniversiteden istifa edip dışarıya gitmişti.
Merhum Prof. Türker Alkan, 1950’leri, 1960’ları anlatırken “Kemalizm’den öte köy olmadığını sanıyorduk” diye yazmıştı. (Radikal, 12 Mayıs 1998)
Devrimler böyledir, tek fikirli nesiller yetiştirir. Bunu 1970’lerde Marksizmin akademyadaki egemenliği izledi…
Bütün darbeler gibi 12 Eylül de akademisyen kıyımı yaptı.
Sonra, çoğulculuğa alışıyorduk ki, 28 Şubat zorbalığı geldi. Türban yasağının AYM kararıyla kalkması üzerine bir rahatlama iklimine gitmiştik ki uzun sürmedi…
AK PARTİ İKTİDARI
AK Partinin 2001 Kuruluş Programı’nda “üniversitelerin idari ve akademik özerkliğe sahip” olması savunuluyordu.
Başbakan Erdoğan, ilk hükümet programında, üniversitelerin “idari ve akademik özerkliğe sahip” olmalarını savunuyor, şöyle diyordu:
“Üniversiteler her çeşit düşüncenin demokratik bir ortamda, hoşgörü içinde öğretilip tartışıldığı, yasakların ve sınırlamaların olmadığı özgür bir foruma dönüştürülecektir.” (8 Mart 2003)
Bugün Türkiye “akademik özgürlüklerin en çok kötüleştiği 10 ülke” arasındadır. (Bilim Akademisi Raporu, 20 Şubat 2025)
OHAL döneminde KHK ile üniversitelerdeki rektör aday seçimleri kaldırıldı.
Kenan Evren, YÖK’ün göstereceği üç adaydan birini rektör atıyordu, Erdoğan istediği profesörü rektör atıyor. YÖK bile devre dışı.
Rektörün partili Cumhurbaşkanınca atandığı bir sistemde “idari ve akademik özerklik” olur mu?
TEMEL MESELE: ÖZERKLİK
Mesele o kadar önemlidir ki, asırlar içinde, medresenin evrimleşememiş, ama ortaçağ üniversitelerinin evrimleşip modern üniversite haline gelmiş olmasının temel sebeplerinden biri medresenin özerk olmayışıydı.
Bilim tarihçisi Ekmeleddin İhsanoğlu şöyle anlatır:
“Medreseler İslam hukukun vakıf hükümlerine göre kurulurken, üniversiteler Roma hukukuna göre ‘Hukuki Özerkliğe Sahip Tüzel Kişilik’ esasına dayalı olarak kurulmuşlardır. İslam’da vakıf hukukuna göre, vâkıfın (kurucunun) vakfiyede kaydettiği şartlar adeta dokunulmaz iken, Roma hukukuna bağlı üniversitelerde idareciler daha geniş yetkiye sahip olup kuruluş döneminde eğitim konularında öngörülmeyen yenilikleri yapma imkanları bulunmaktadır. Bu önemli farklılık, medreselerin klasik anlayışın pekiştiği kurumlar, üniversitelerin ise modernleşmeye daha açık kurumlar haline gelmesini sağlamıştır.” (Medreseler Neydi Ne Değildi? Kronik Yay. sf. 330)
Hele de çağımızda üniversite yönetimini, siyasi iktidarların tayin etmesi bilhassa yanlıştır.
Türkiye Bilim Akademisi TÜBA’nın 2020 Bilim Raporu’nda, üniversitelerimizde bilimsel performansın düşüşte olduğu belirtiliyor. Bu bir alarmdır.
Şunu da belirteyim, ben 2010’da yayınlanan “Bilim ve Yanılgı” adlı kitabımda, rektörün cumhurbaşkanınca atanmasının yanlış olduğunu yazdım. Bugün büsbütün yanlıştır.
Önerim rektörleri, kıdem ve liyakate göre belirlenmiş akademik kurulların seçmesiydi.
Her halde siyaset tayin etmemelidir.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.02.2026
11.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
28.01.2026