İsmet Berkan
Otuz yıla yakın zamandan beri İstanbul’da Boğaz kıyısındaki tarihi Arnavutköy’de oturuyorum.
Herkesin mahallesi kendisine güzeldir ama Arnavutköy sanırım bir başka güzel. Çünkü mahallemiz koca koca turist gruplarının sürekli gelip fotoğraf çektiği ve merakla gezdiği, özellikle salgından beri ciddi bir ‘Gentrification’ın yaşandığı bir mahalle.
Burası, Boğaz kıyısında olduğu için ev fiyatlarının epey yüksek olduğu, dolayısıyla kiraların da yüksek olduğu bir semt. Burada yaşamak kolay da değil, ucuz da…
Örneğin her hafta salı günleri mahallemizde bir pazar kuruluyor ama “pazar” lafın gelişi, fiyatlar neredeyse her zaman market fiyatından belirgin biçimde daha yüksek.
On yıldan fazla zaman geçti üzerinden, mahallemizin muhtarı bir Ramazan öncesi mahalleden bir grup insanı toplantıya çağırmış, Ramazan’da muhtaç ailelere gıda yardımı yapılmasını önermişti, hepimiz de hemen kabul etmiştik.
Mahallemizde bir yemek fabrikası var, onlar yemeği yaptı, biz elimizden geldiğince maliyetine katıldık, muhtar ihtiyaç sahiplerini saptadı, onları utandırmamak için pişmiş yemekleri evlerine götürme organizasyonu yapıldı.
Mahallemiz eski bir Rum köyü. Ama artık Rum komşumuz kalmadı gibi bir şey. Bu anlattığım muhtar toplantısı 10 yıldan fazla zaman önce yapıldığında farkına vardık, mahallemizdeki ihtiyaç sahiplerinin bir bölümü yaşlı, çoğu da tek başına yaşayan Rumlardı.
Bu gıda yardımı uygulaması yıllarca devam etti, hatta bir ara Ramazan dışına, 12 aya yayıldı. Derken mahallemizin Rum kilisesi, vakıf malı bir binasını “aşevi”ne çevirdi, içerisi görülmeyecek şekilde özel olarak perdelendi buranın, yemekler orada verildi.
Sonra o zamanlar Beşiktaş Belediye Başkanı olan İsmail Ünal bunu öğrendi, belediye bu işi devraldı. Bugün belediye hala Ramazanlarda iftar “çadırı” kuruyor.
Tabii çadır lafın gelişi. İki yıl önceye kadar iftar mahalledeki bir sokakta, açık havada yapılıyordu. Artık havalar elvermiyor, bu yıl Beyazgül Caddesi üzerinde eskiden Şok market olan, sonra bir pastane/kafe olarak işletilen bugün de boş duran bir mekanda belediyenin iftarları yapılıyor. Maalesef sokaktaki iftar zaten sokaktaydı, şimdi de iftar verilen yerin camlarından bakınca içi gözüküyor, içeridekiler belki de utanıyorlar görülüyor olmaktan.
Keşke daha incelikli olunsa, camlara perde takılsaydı. Eskiden neredeyse bütün lokantalarda camın ortasına kadar perde olurdu. Camın önünden geçseniz bile içeride masada oturanı görmezdiniz. Artık maalesef böyle incelikler hiç kalmadı. Baksanıza Milli Eğitim Bakanı çocuklardan evlerindeki iftar sofralarının resmini çekip arkadaşlarına göstermelerini bile istiyor artık.
Birkaç yıl önce sokakta kurulan masalarda yapılan iftara beni de çağırmışlardı. O gün 15-20 kişi vardı iftarda. Sonra saatlerce sohbet ettik, eski Arnavutköy’ü andık.
Üç gün önce tam da iftar öncesi, iftarların yapıldığı yerin önünden geçiyordum, kapısında bir birikme fark ettim. İçeride en azından 50 kişi vardı, oturmuş iftar saatini bekleyen. Kapıda da içeri girmeye çalışan 20-25 kişi.
Burası İstanbul’un kalbur üstü sayılan bir mahallesi. Ben bu kalabalığa şaşırdım açıkçası ama belki de şaşırmamalıyım.
Biz “hayat pahalılığı” diyoruz, beni özenti saymayın ama sanki durumun İngilizcedeki karşılığı daha iyi: Onlar “Affordability crisis” diyorlar. ‘Affordability’ satın almayı başarmak, karşılığını ödemeyi başarmak gibi anlamlara gelen bir sözcük.
Evine gıda götürmeyi, evinde iftar açacak parası olmamayı veya belediyenin sağladığı iftar sayesinde başka günler ve belki başka ihtiyaçlar için para saklamayı ifade ediyordu mahallemizin ‘iftar çadırı.’
Zaten tam da bu durum mahallemizi ‘Gentrification’ adı verilen şeye hedef yapan.
Mahallemizin pek çok sakini, maalesef bu mahallede yaşamanın bedelini karşılayacak durumda değil. O yüzden de mesela 50 yıllık 60 yıllık mahalle esnafı cebinde parasıyla gelip dükkanını devralmak isteyenlerin hedefi durumda.
Böyle nice esnaf dükkanı el değiştirdi, mahalleye dışarıdan gelenler burada eğlensin diye yeni yeni ve mahalleden kimsenin gitmediği yerler açıldı.
Mahallemizin “iftar çadırı”nı görünce Türkiye’nin bu sayılı kalbur üstü mahallesinde yaygınlaşan yoksulluğu görüyor insan.
Ve ister istemez düşünüyor: Burası böyleyse, gerçekten fakir mahallelerde durum nedir acaba?
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSiyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.03.2026
3.03.2026
2.03.2026
21.02.2026
18.02.2026
14.02.2026
9.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
29.01.2026