Mehmet AKAY

Mehmet AKAY
Mehmet AKAY
[email protected] Gece Metrosu 1997 Doruk/Dâhiler ve Aşkları 2008 İkaros/Aşk Üzerine Düşünceler 2015 İkaros/Ardıç Konuşması 2017 NoKitap/Ateşin Felaketi 2020 Klaros/ 80 Kuşağının Üç Şairi 2021 Klaros /Göle ağladım/Çöl oldum 2021 Klaros/Gökyüzü Gazelleri Şiirden Yayıncılık2002 Tüm Yazıları
Öcalan’dan ‘Kardeşlik Hukuku’ Çağrısı
28.02.2026
87

İmralı Cezaevi'nde bulunan Öcalan, bir yıl önce 27 Şubat 2025'te, "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısı yapmıştı. Bu çağrının yıl döneminde Öcalan  'demokratik siyasetin hayata geçmesiyle silahın anlamsızlaşacağının’ ve "Cumhuriyet'le barışmanın ilanı" olduğunu belirten yeni bir açıklamada bulundu. 

DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan'ın okuduğu Öcalan'ın açıklamasında en önemli vurgu 'Kardeşlik Hukuku Çağrısı' oldu. Buna paralel olarak yeni bir 'vatandaşlık' tanımında bulunuldu. Öcalan, 'vatandaşlık' tanımını yalnız Türkiye bağlamında düşünmediğini, Ortadoğu halkları için de uygun düşeceğini ifade etti. Türkiye ve Ortadoğu coğrafyası çok kültürlü, çok dilli, çok dinli kimliklere sahip halklar yaşıyor. Dinsel, mezhepsel ve etnik sorunlar hemen her krizde açığa çıktığı gibi kanlı çatışmalara da neden oluyor. İç ve dış müdahalelere, tahrike ve provokasyona açık konular. Çünkü ulusal ve toplumsa örgütlenmeler kimlik sorunlarını baskılayarak inşa edilmeye çalışıldı. Bir kimlik ya avantajlı oluyor, ya da ‘ötekileştiriliyor’. Yıllardır kimlikler birbirine düşman gösterilerek bir ulus kimliği korunmaya çalışıldı.  

Özgür kimlikler ancak Özgür Yasalarla Sağlanır

 Öcalan’ın kimliklerin kendini özgürce ifade edeceği, daha çok devletin öne çıkarıldığı bir ‘vatandaşlık’ önerisi. Biz buna ‘yurttaşlık’, ‘anayasal yurttaşlık’ gibi kavramlarla hukuk zeminde eşit koşullarla oluşturulmuş ‘üst kimlik’, diye algılıyoruz. Her hangi bir etnik, ideolojik, dinsel veya mezhepsel kimliğe atıf bulunmadan düşünülmüş bir tanımlama. Sanırım bu Türkiye ve Ortadoğu için dikkate alınması gereken bir tespit. Öcalan'ın kaygısı yeni bir 'ulus-devlet' algısına yönelik. Suriye başta olmak üzere, Irak, Ürdün, Filistin, İran ve diğerleri bağlamında 'Kürt statüsünün' egemen uluslar karşısında koruma, tanınma ve ifade etme niyetini taşıyor.

 Öcalan, cumhuriyetin kuruluşuna işaret ederek “kuruluş dönemindeki temel metinlerin Türk ve Kürt birliğini ifade ettiğini" söylüyor, sanırım 1. Meclis ve 21 Anayasası kast edilerek; Kürt halkıyla yenilenmiş toplum sözleşmenin ihtiyacına dikkat çeker. “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın bu minvalde "Cumhuriyet'le barışmanın ilanı" olacağını vurgular.

 Büyük ve Hassas Sorunlar Emin Adımlarla İlerler

 Öcalan'ın bir yıl önce yaptığı sivil alana dönük 'barış ve kardeşlik' çağrısından bu yana, toplumsal karşılığı ve beklenen heyecan yaratmadığı, sürecin çok yavaş ilerlediği eleştirileri oldukça revaçta. Oysa bu bir yılda yasal anlamda karşılık bulmasa da pek çok şey yaşandı. PKK silah bırakıp Türkiye'den çekildi ve sembolik olarak silahlar yakıldı. Mecliste komisyon kuruldu ve sürecin önünü açacak yeni yol haritası için müşterek bir metin hazırlandı. Suriye'de Rojava Kürtleri Öcalan'ın müdahalesiyle Şara'yla anlaşmada büyük rol oynadı. İmralı'da bulunan Öcalan'a olanaklar sağlandığı için bunlar yaşandı.

 Süreç başından beri dar çevrede yürütülüyordu. Çünkü hassas bir konu ve kamuoyu henüz sürece uzaktı. Ayrıca çok güçlü anti Kürt siyasi partilerin süreci provoke etme ihtimali vardı. Sürece CHP'nin omuz vermesiyle de kaygılar az da olsa azaldı. Mesele artık mecliste. Yani kamuya açılmış durumda.

 Öcalan 'negatif dönem', diye kast ettiği de buydu. Bugün itibarıyla 'pozitif dönem' başlamalı. Öcalan, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından kaygısını ifade etmiş oldu. 'Kardeşlik Hukuku' mutlaka mecliste yasal bir çerçeve oluşturmalı. İşte Öcalan bunu hatırlatmış oldu. Demokratik siyaset için önce acil yeni yasalar ardından yeni bir anayasa şart oldu.

 Yasaları Güçlü ve Meşru Kılan Toplumsal Karşılıklarıdır

 Bu arada herkesin üzerinden atladığı bir konu var. O da Devlet Bahçeli'nin son gurup toplantısında yaptığı önemli açıklamasının satır arasında gizliydi. 'Terörsüz Türkiye'  için, kamuoyunu kazanmanın bir yolunu söylemeye çalıştı. Eğer süreç ilerliyorsa bunun ekonomik yansımasının toplumda hissedilmesi gerekliliğini ifade etti. Ancak ekonomi henüz buna hazır mı, bu tartışılır. Bütçeden güvenlik için ayrılan pay neredeyse yüzde otuz. Bu büyük bir rakam.

 Geniş halk katmanlarını 'Kardeşlik Hukukuna' yalnızca fikirlerle, yasalarla kazanmak yeterli olmayabilir. Halk bu olumlu süreci sofrasında da hissetmeli. Bahçeli, hiç de yabana atılmayacak bir konuya değinmiştir. Bir yandan sürecin hukuksal karşılığı olacak yasaları zorlarken, diğer yandan ‘barış sürecinin’ ekonomik kazanımlarının toplumsal paylaşımına katkısına değiniyor. 

 Umarım AKP'nin ekonomi kurmayları sürece uygun ekonomi politika geliştirerek destek verirler. Düşünülen ve beklenti haline gelen demokratik her gelişim aynı zamanda sofranın paylaşımıdır da. Birileri zenginleşsin, birileri işlerini eskisi gibi iyi yürütsün, diye demokratikleşmeyeceğiz. Eşitsizliğin azalması, yoksulluğun kaldırılması kısaca insan gibi yaşamak için demokratikleşeceğiz.

 Birileri zenginleşsin, sağa sola çemkirsin diye değil!...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar