Mahfi Egilmez
Savaş var, jeopolitik riskler yüksek, belirsizlik artıyor. Normal koşullarda böyle bir tabloda altın, gümüş ve diğer değerli metallerin fiyatının yükselmesi gerekir. Oysa bu kez tam tersi oluyor, hepsi hızla değer kaybediyor.
Altın, gümüş ve diğer değerli metaller uzun bir süredir yatırımcısına tarihi kazançlar sağladı. Ancak finansal piyasaların değişmez kuralı burada da kendini gösterdi: Hızlı yükselişlerin ardından çoğu zaman sert düzeltmeler gelir. Bu hızlı değer kaybının, tıpkı hızlı değer kazanımında olduğu gibi, birden fazla nedeni var. Bazı güçlü dinamikler aynı anda yön değiştirince fiyatlar da sert şekilde aşağı geliyor.
Yön değiştiren dinamikler arasında en kritik olanı faiz beklentileridir. Altın ve gümüş gibi varlıklar, faiz getirisi sağlamayan; yalnızca değer artışıyla kazanç sağlayan varlıklardır. Bu nedenle yatırımcılar bu varlıklara genellikle faizlerin düşeceği ya da en azından değişmeyeceği beklentisiyle yönelirler. Nitekim bir süre bu beklenti geçerliydi. Ancak son dönemde beklentiler tersine döndü. Petrol fiyatlarının yükselmesi enflasyon beklentilerini yukarı çekerken, merkez bankalarının faiz indirmek bir yana, gerekirse artırabileceği konuşulmaya başlandı. Böyle bir ortamda yatırımcılar, getirisi olmayan varlıklardan çıkıp faiz sunan araçlara yönelmeye başladı. Bugün altın, gümüş ve diğer değerli metallerde görülen düşüşün temelinde bu beklenti değişimi yatıyor.
Bu süreçte yatırımcılar ellerindeki altın, gümüş ve diğer değerli metalleri sattılar. Satışlar yalnızca değerli metallerle sınırlı kalmadı; özellikle bu varlıklara dayalı hisse senetleri ve yatırım fonlarında da geniş çaplı çıkışlar yaşandı. Borsalar geriledi. Bu satışlar, hem likit kalma isteği hem de portföy tercihini değiştirme amacıyla yapıldığı için dolara olan talebi artırdı. Bunun sonucu olarak, ABD savaşın taraflarından biri olsa bile dolar diğer para birimlerine karşı değer kazandı. İlk aşamada dolara yönelen yatırımcıların bir bölümü, yükselen faizlerin sunduğu çekici getiriler nedeniyle tahvillere geçti. Böylece tahvil talebinde de belirgin bir artış ortaya çıktı.
Piyasalar dalgalandığında yatırımcılar, zararlarını sınırlamak ya da kaldıraçlı işlemler nedeniyle oluşan teminat çağrılarını karşılamak için elde bulunan altın ve gümüş gibi kolay paraya çevrilebilecek varlıklarını satar. Faizlerin yükseleceği beklentisiyle başlayan satış dalgası yayılınca, zararları sınırlama amacıyla değerli metallerdeki satışlar daha da hızlandı. Bu tür dönemlerde henüz zarar etmemiş olan yatırımcıların bile kâr realizasyonu amacıyla satışa yönelmesi yaygın bir davranıştır. Kâr satışları başladığında küçük yatırımcı da bu dalgaya katıldı ve düşüşü hızlandırdı.
Özetle, jeopolitik gelişmeler bu kez alışılmışın tersine çalıştı. Normal koşullarda artan jeopolitik riskler altın fiyatlarını yukarı iter. Oysa bu kez mekanizma farklı işledi: Orta Doğu’daki gerilim petrol fiyatlarını yükseltti, bu da enflasyon beklentilerini artırdı. Enflasyon beklentilerindeki yükseliş ise faizlerin yüksek kalacağı ya da daha da artabileceği düşüncesini güçlendirdi. Böylece güvenli liman etkisi yerini faiz baskısına bıraktı. Bunu şematik olarak gösterebiliriz:
Petrol ↑ → Enflasyon Beklentisi ↑ → Faiz Beklentisi ↑ → Altın/Gümüş ↓
Finansal piyasalarda çoğu zaman sorulması gereken soru “ne oldu?” değil, “ne değişti?” olmalıdır. Altın ve gümüşte yaşanan düşüş, tam da böyle bir beklenti değişiminin sonucudur.
Yazarlar
-
Eser KARAKAŞAKP hangi temel hatayı yaptı? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBir çağ kapanırken İslam 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞAMAN PETROL, CANIM PETROL… 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezSavaş Sırasında Altın Niçin Değer Kaybediyor? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYoksulluk… 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanTrump’ın aptallıkları ABD’yi İsrail’in maskarası yaptı... 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRHer şeyin verilerle ölçüldüğü bir dünyada gerçeklikle bağımız nasıl kopuyor? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026 Özgürlük ve Demokrasi Newroz’u; Umuttan Gerçeğe, Sembollikten Pratiğe Özgürlük Newroz 'udur... 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURÖzgür, şenlikli, Türkiyeli ve Kürdi bir Newroz 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBazı konulara çok özel bakış 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump’a cevap Belçika’nın Anvers kentinden… 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayABD kaybederse 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAmerikan imparatorluğu çatırdıyor 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç12 Eylül sonrası üniversite tasfiyesi ve bir 'devlet dairesi' olarak üniversite 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSüreç: Suriye'ye yönelik bir operasyon mu, yoksa Türkiye'ye dönük bir barış mı? 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanPeki bu savaşta Türkiye nerede duruyor? Hayır, İran’ın yanında değil 21.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİBu CHP niye AK Parti’yle bayramlaşmıyor? 21.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kiras‘Türk Sünniliği’ ve İran karşıtlığı 21.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENOrtadoğu’da savaşın üç siyasi hesabı 21.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALİran savaşı hangi aşamada? 21.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERT“Yeni resmi tarih” tartışmasına devam 20.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSilivri’de duruşmada… 20.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBakan Gürlek’in babası da üzülmesin İmamoğlu’nun babası da… 20.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERDünyanın tek umudu: Impeachment 20.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKMezhep tartışmasının değil ABD ve İsrail’in dayattığı savaşa karşı İran halkının yanında durmanın gü 20.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUYeni dünya düzeni ile 19 Şubat’ın görüntüleri 19.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.03.2026
3.03.2026
1.03.2026
11.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
26.01.2026
21.01.2026
5.01.2026
2.01.2026