Mehmet Ali ALÇINKAYA

Mehmet Ali ALÇINKAYA
Mehmet Ali ALÇINKAYA
Tüm Yazıları
"Kürt–Türk Halkı Birbirini Yok Etme Tuzağına Düşmemelidir..."
29.01.2026
643

Abdullah Öcalan: Kürt–Türk Halkı Birbirini Yok Etme Tuzağına Düşmemelidir...

Kürt ve Türk halkları, tarihsel olarak aynı coğrafyada yaşamış; kültürel, toplumsal ve ekonomik bağlarla iç içe geçmiş iki halktır. Yüzyıllara yayılan bu ortak yaşam, inkâr, baskı ve çatışma politikaları nedeniyle derin yaralar almış olsa da halklar arasındaki kader ortaklığını ortadan kaldırmamıştır. Sayın Abdullah Öcalan’ın vurguladığı temel gerçek şudur: Kürt–Türk ilişkilerinde yaşanan kriz, halkların doğasından değil; demokratik olmayan, tekçi ve inkârcı siyasal sistemlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle halkların birbirini yok etmeye sürüklenmesi, tehlikeli bir tarihsel tuzaktır.

Sayın Abdullah Öcalan’a göre Kürt sorunu, askeri ya da güvenlikçi yöntemlerle çözülebilecek bir sorun değildir. Bu sorun ancak demokratik siyaset, eşit yurttaşlık ve halkların özgür iradesine dayalı bir çözüm perspektifiyle aşılabilir. Kürt sorununun demokratik çözümü mümkündür ve bu çözüm, yalnızca Türkiye için değil; savaşlar, krizler ve otoriter rejimlerle kuşatılmış Ortadoğu için de model olabilecek bir nitelik taşımaktadır.

Bu demokratik çözüm perspektifinin somutlaştığı en önemli örneklerden biri Rojava’dır. Rojava’da geliştirilen toplumsal model; halkların eşitliği, yerel demokrasi, kadın özgürlüğü ve farklı kimliklerin bir arada yaşama iradesi temelinde şekillenmiştir. Ortadoğu’nun savaş, mezhepçilik ve baskı sarmalı içinde olduğu bir dönemde Rojava, karanlığa karşı yakılmış bir umut ışığı olarak öne çıkmaktadır. Bu deneyim, Sayın Abdullah Öcalan’ın savunduğu demokratik toplum ve demokratik ulus anlayışının pratikte mümkün olduğunu göstermektedir.

Milliyetçi ve şoven politikalar, savaş dili ve kutuplaştırıcı söylemler, Kürt ve Türk halklarını karşı karşıya getirmekte; ortak yaşam zeminini tahrip etmektedir. Oysa Sayın Abdullah Öcalan’ın savunduğu demokratik çözüm modeli, halkları ayrıştırmayı değil; farklı kimliklerin eşit, özgür ve gönüllü birlikteliğini esas almaktadır. Rojava pratiği, ulus-devletçi çatışma anlayışına karşı halkların ortak ve demokratik yaşamının mümkün olduğunu somut biçimde ortaya koymaktadır.

Ortadoğu’da yaşanan etnik ve mezhepsel çatışmalar, merkeziyetçi ve otoriter yönetimlerin yarattığı yapısal krizlerin ürünüdür. Rojava’da inşa edilmeye çalışılan demokratik sistem; halkların kendi kendini yönetme iradesine, toplumsal katılıma ve kadınların öncü rolüne dayanarak bu krizlere güçlü bir alternatif sunmaktadır. Bu yönüyle Rojava, yalnızca Kürt halkı için değil; bölgedeki tüm halklar için umut verici bir deneyimdir.

Kürt ve Türk halklarının karşı karşıya getirilmesi, en çok emekçilerin, yoksulların ve kadınların bedel ödemesine yol açmaktadır. Sayın Abdullah Öcalan’ın “birbirini yok etme tuzağı” olarak tanımladığı bu süreç, halkların değil; savaş ve kriz politikalarından beslenen güçlerin çıkarınadır. Rojava’da ortaya çıkan dayanışmacı ve demokratik toplumsal yapı ise, halkların ortak geleceğinin barış temelinde kurulabileceğini göstermektedir.

Sayın Abdullah Öcalan’ın çözüm perspektifi; ayrılığı değil, zorla dayatılan birlikteliği değil; gönüllü, eşit ve demokratik bir ortak yaşamı savunur. Kürt halkının özgürlük talebi ile Türk halkının demokrasi mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez. Rojava deneyimi, bu iki mücadelenin birleştiği noktada halkların birlikte ve özgür yaşayabileceğinin güçlü bir kanıtıdır.

Sonuç olarak Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu demokratik çözüm yaklaşımı, yalnızca bir soruna dair öneri değil; Ortadoğu’nun karanlık ve çatışmalı düzenine karşı geliştirilen tarihsel bir alternatiftir. Rojava, bu alternatifin somutlaşmış halidir ve karanlığa karşı yakılmış bir umut ışığıdır. Kürt ve Türk halkları, kendilerine dayatılan düşmanlık politikalarını reddedip demokratik çözüm iradesinde buluştuklarında; barış, eşitlik ve özgürlük bu coğrafyada gerçek bir gelecek haline gelebilir. Halkların kardeşliği, bu geleceğin en güçlü teminatıdır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)
  • Koçero

    Koçero

    29.01.2026 11:15

    İlk önce aynı yola revan olanların bir ağacın gövdesinde beslenen aynı amaca hizmet eden, ama farklı yollarda gidenler tek vücut olmalı. Çünkü aynı ortak gövdede besleniyoruz. Bu birliktelik sağlandıktan sonra diğer halklarla ortaklaşmalı. Hep tek taraflı, yaşasın halkların kardeşliği deniliyor. Her seferinde zülme uğrayanda barış diyenler oluyor.

Yazarlar